Çerkeslerde Atçılık

0
271

“Çerkes eğerleri ve diğer biniş takımları zamanımızda da Anadolu’nun bazı yörelerinde kullanılmakta ve bunlardan literatürde de söz edilmektedir. Bu tür binicilik sistemlerinin günümüzde de varlıklarını koruyor olmaları veya eldeki bilgilerin kullanımıyla bunların yeniden canlandırılması umulabilir”
Prof. Dr. Tansu SAY*
Atın ehlileştirilmesi konusunda, akademik çevrelerde değişik görüşler vardır. Yaklaşık 4500 yıl öncesinden kalan heykel ve resimler atın araba çekmede kullanıldığının en açık belgeleridir. Ancak tarihsel sıralamada, atın ilkin besin, daha sonra binek ve en sonunda çeki hayvanı olarak kullanıldığı kabul edilmektedir.
Bu doğrultudaki buluntuların en eskisi Kazakistan’da Akmola bölgesinde (52º Kuzey 69º Doğu) elde edilmiştir. Bu kazılardan elde edilen kalıntılar bölge insanının at sütü ve etinden yararlandığını açıklıkla ortaya koymuştur. (Alan K. Cutram ve ark., The Earliest Horse Harnessing and Milking, Science 6 March 2009: Vol. 323 no. 5919 pp. 1332-1335). Atların çene kemiklerinde, gem kullanımının neden olduğu yıpranmalara bakılarak bu tarihlerde binmek için de kullanıldığı anlaşılmaktadır. Elbette bu bulgular ilk kez atın evcilleştirme tarihi konusunda ancak yaklaşık bir fikir verir. Gemsiz olarak, boyna veya ağza bağlanan bir ip ile at binmek mümkün olduğu gibi bunlar olmaksızın da ata binilebilmektedir. Atlarla insanların ilişkisini gösteren en eski belgelerse Paleolithic mağara resimlerinde yaklaşık 30.000 yıl öncesine tarihlenmektedir. Burada görülen atların vahşi atlar olduğu ve etleri için avlandıkları düşünülmektedir.
Tüm bu veriler ışığında atın Macaristan ovaları ile Çin Seddi arasında yer alan geniş bozkır alanında yaşayan insanlar tarafından 15.000 yıl önce ehlileştirildiği söylenebilir. Bu alan günümüzde Türk, Moğol, Mançu, Çerkes, Slav ve Macarların yaşadığı alanlar olup tarih öncesi çağlarda Hint-Avrupalıların da bu bölgede olduklarını gösterir bulgular vardır. Dolayısıyla bu kişilerin hepsinin atı ilk ehlileştirme konusunda payı olduğu ileri sürülebilir.
Ehlileştirilmiş atlar insanlığı et ve sütleriyle gıda kaynağı olma yanında, iletişim, ulaşım ve savaş konularında da yararlı olmuştur. Türk, Moğol, Mançu, Çerkes ve Macarların tarihsel savaş başarılarında atçılık becerilerinin önemi genellikle kabul edilmektedir. 
Günümüzde Atçılık
Günümüzde at iletişim ve ulaşım amaçlı olarak ancak geri kalmış bölgelerde ve motorlu araçların iş görmediği yer ve alanlarda kullanılmaktadır. Buna karşılık atçılık spor ve gösteri konularında yer alma yanında sağlık ve güvenlik alanlarında da önemini korumaktadır. Spor ve gösteri alanında en ünlü ve eski at cinsleri Arap (Türk – Çerkes), Macar ve İngiliz atlarıdır. Bunların yanında çeşitli melez cinsler de oluşturulmuştur. 
Spor ve gösteri alanında yaygınlıkla uygulanan ünlü binicilik sistemleri ise İngiliz, Amerikan ve İspanyol başlıkları altında toplanmaktadır. İngiliz (dresaj, eventing ve engel atlama) ve dolaylı olarak İspanyol (dresaj) sistemi 1900 yılında Olimpiyat Oyunlarına da kabul edilmiştir. 
Amerikan sisteminde ise rodeo (sığır yakalama, vahşi at binme gibi oyunlar) ve Batı (western, kovboy) biniciliği ünlüdür. Kovboy sisteminde dizgin kullanımı (reining) atlı sporların uluslararası düzenleyicisi olan FEI (Fédération Équestre Internationale =Uluslararası Atçılık Federasyonu) tarafından da kabul edilmiştir. Bu kuruluşun kabul ettiği diğer atlı sporlar kombine at arabası sürüşü, dayanıklılık, at üstünde silah (mızrak, kılıç, ok gibi) kullanma, atlı top oyunu ve atlı jimnastik disiplinleridir. Dayanıklılık ve at üstünde silah kullanma dallarının kökenini Türk, Moğol ve Arap biniciliğine, atlı top oyununun Hindistan Türk dönemi Çevgan (Polo) ile voleybol ve basketbol gibi daha yeni sporların karmasına dayandığı söylenmektedir. Temelinde at cambazlığı bulunan, atlı jimnastik ise Macar ve Türk-Çerkes köküne dayandırılabilir. Söz konusu tüm bu disiplinlerin kendilerine özgü biniş takımları vardır.
Türklere özgü Çevgan, Gökbörü (Buzkaçi) ve Cirit gibi oyunlar FEI tarafından desteklenmemekle beraber belgelenmiştir ve günümüzde de bölgesel olarak yaşatılmaktadır. 
Üzerimize Düşen
Bunların yanında Osmanlı kaynaklarında atçılık ve at üzerinde yapılan akrobatik hareketler denildiğinde hayranlıkla söz edilen Çerkes (Karaçay ve Nogay dahil) biniciliği konusunda ise literatürde pek az kaynak bulunması yanında uygulamada bu disiplinlerin ne oranda hayatiyetlerini korudukları da belirsizdir. 
Diğer yandan Çerkes eğerleri ve diğer biniş takımları zamanımızda da Anadolu’nun bazı yörelerinde kullanılmakta ve bunlardan literatürde de söz edilmektedir. Bu tür binicilik sistemlerinin günümüzde de varlıklarını koruyor olmaları veya eldeki bilgilerin kullanımıyla bunların yeniden canlandırılması umulabilir. Bunun için hiç zaman kaybetmeden, Anadolu’da, Kafkaslarda ve Avrasya bozkırlarında yaşayanlar arasında bu sistemlerin en küçük kalıntılarını bile araştırıp öğrenmek gerekir.
Bu tür binicilik sistemlerinin tamamen yok olmadan belgelenmesi ve yeni kuşaklara öğretilmesi ile geleceğe iletilmesinin bir insanlık görevi ve hizmeti olduğu kuşkusuzdur. Bunun yanında ABD, İngiltere ve Almanya’nın yaptığına benzer biçimde atçılık sistemlerinin turizm ve eğitim gibi alanlarında, ticari amaçlı kullanılma olanakları da göz ardı edilmemelidir.
*Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi
 
 
 

Sayı : 2012 07

Yayınlanma Tarihi: 2012-07-01 00:00:00