“Ortak sorunlar, Çerkeslerle Kazakları birleştirebilir”

0
309

Son zamanlarda gazete ve web sitelerinin siyasi analiz ve haber sayfaları; Kafkasya’nın geleceği, Kafkasya-Rusya arasındaki olası ilişkiler ve değişimle ilgili geleceğe dair makalelerle dolu. Bu konu hakkında Kabardey-Balkar’daki sivil toplum örgütü Xase’nin başkanı İbrahim Yağan’la konuşacağız.

-Federal hükümet, Kuzey Kafkasya’nın federasyon sınırlarını değiştirip bölgeleri genişletecek mi sizce? Cevabınız evetse ne zaman ve niçin yapacak?

Merkez, Federal Bölgeler’in mevcut durumundan temelde hoşnut değil. Son geniş kapsamlı basın toplantısında Putin bir cümle söyledi: “Ülke çatırdıyor.” Gerçekten de öyle. Köklü önlemler almazlarsa ülkenin çökme ihtimali oldukça yüksek. Bölgelerin genişletilmesi, Soçi 2014 Olimpiyat Oyunları’ndan sonra federal hükümetin ana konusu olacak diye düşünüyorum. Bölgelerin birleştirilme biçimleri çok farklı olabilir, federal hükümet bölgelerin bu konudaki algı ve fikirleriyle hiç ilgilenmeyecektir. Buna bağlı olarak da durum çok çetrefilli, özellikle etnikler arası ilişkilerde. Rusya ekonomisinin son yıllardaki yetersizliği göz önüne alındığında siyasi çalkantılar olması muhtemel. Bölgelerin halihazırda görünen birleştirilme biçimleri yine de durumu iyileştirmeyecek ve Rusya’yı parçalanmaktan kurtaramayacak. Burada çok farklı kriterlere ihtiyacımız var. Bunlardan ilki de Rusya’da var olmayan makul bir ulusal politikadır. Felaketi engellemenin en etkili önlemlerinden biri, federalizm ilkelerinin gerçekten anlaşılmasıdır.

-Avraham Shmulevich’in “Kuzey Kafkasya’nın ideal sınırı” başlıklı makalesinde önerdiği, sınırların yeniden düzenlenmesiyle ilgili fikri oldukça iyi görünüyor. İdari sınırlarda olası değişikliklere ve yeni bölgelerin kurulmasına nasıl bakıyorsunuz?

Avraham Shmulevich’in bilgi birikiminden hep etkilenirim. Her zaman önemli bilgilere sahiptir ve öngörülerinin çoğu doğru çıkar. Bölgelerin genişletilmesi konusunda, bölgesel ve ekonomik özelliklerin yanı sıra ulusal özelliklerin de göz önünde tutulması çok önemli. Dağıstan, Çeçenya ve İnguşetya düşünce yapısı ve yaşam tarzı itibarıyla bir bölge olabilir. Kalan bölgelerin tümü Kuzey Kafkasya Federal Bölgesi olabilir. Koşullar uygun olduğunda, ikinci aşamada Adıgey ve Krasnodar Bölgesini de içermesi düşünülebilinir. Tüm bu süreçlerin çok titiz ve dikkatli geçmesi gerektiğini düşünüyorum.

-Sizce, tarihi Çerkesya bölgesinin birleştirilerek Federasyon’a dahil edilmesi olası mı?

Tek-etnikli bölgeler oluşturulmasını şu anki aşamada imkansız ve böylesi girişimleri çok zararlı buluyorum. Tamamen yeni bir kalkınma seviyesine çıkıp bölgede yaşayan tüm etnik kurumların çıkarlarını dikkate alarak, bölgeyi daha modern bir Çerkesya’ya dönüştürmek durumundayız. Kuzey Kafkasya’da yaşayan tüm halklarla dostane ilişkiler içinde olmak bizim için bir zorunluluktur. Bu şartlar oluşmazsa Çerkes halkının dirilişi fikrine karşı olanlar, kolayca ulusal çelişkileri kullanabilir ve kaos yaratabilirler. Kuzey Kafkasya’daki birçok halk, yıllar içinde birkaç nesil yetiştirdi. Kafkasya’yı anavatanları olarak görüyorlar ve neredeyse yerli halkı oldular. Sınırların yeniden yapılandırılması ve konum değişiklikleri durumunda tüm halkların çıkarları göz önünde tutulmalıdır. Çıkarları, tüm hakları ve özgürlükleri garanti altına alınmış yerli halkların çoğunun devletin adını sorun edeceğini düşünmüyorum.

-Tarihi Çerkesya’nın arazisi, Kazakların kalkınması için lobi oluşturan Kazak milletvekillerinin tasarısına denk düşüyor. Fethedilmesinin ardından Çerkesya topraklarında Terek ve Kuban Kazak birlikleri oluşturuldu ve yerleştirildi, Kazaklara göre bu topraklar onlara ait ve bölgenin ilk sakinleri de onlar. Şu anda Çerkeslerin kendi topraklarında azınlık olduğu göz önüne alınacak olursa, Çerkesya yerine Kazakların olması ihtimalini mümkün görüyor musunuz?

Gerçeği söylemek gerekirse bu bölgelerde büyük sorunlar ve ulusal çelişkiler var, bunun sorumlusu sadece federal makamlar ve Kazaklar değil, Çerkesler de sorumlu. 150 yıl içinde gerçekleşen büyük süreçler sadece Çerkesleri değil Kazakları da ilgilendiriyordu. Ulusal çelişkilerin bir yönetim aracı olarak kullanıldığı birçok örnek var. Eskiden kalma imparatorluk kuralı “Böl ve yönet” bugün de geçerli. Sovyetler Birliği döneminde de Rusya halklarının dostluk ve kardeşliğinden çok söz edilirdi ama yöneticilerin reel tutumları halkları birbirine yaklaştırmadı, aksine aralarındaki uçurumu arttırdı. Sorunları çözmek ve bir arada rahat bir şekilde yaşamak için bir formül bulmak görev edinilirse, bu sorun gerçekten çözülebilir. Şu andaki reel politikanın durumu Kazaklar ve Çerkeslerin önüne büyük bir sorun koyuyor. Kimse tek başına bu sorunların üstesinden gelemez ama birleşirsek gerçekleşmesi olanaksız görünen sorunları da aşarız. Kazaklarla Çerkesler cephesinde ortaya çıkan mevcut sorunlar onları gerçekten bir araya getirebilir.

-Sizce, Çerkes halkının haklarına zarar vermeyerek ve husumete neden olmayarak ortak paydaya varmak için Kazaklarla müzakere yapılması mümkün mü?

5 yıldır Goryachevodskaya Kazakları topluluğu ile yakın temas içindeyim. İki kez Elbruz Dağı seyahati dahil çeşitli ortak etkinlikler düzenledik. Kazaklar General Emmanuel’in izini takip etti, Çerkesler de Elbruz Dağı’na ilk tırmananlardan Kilar Kaşirov’un şerefine yürüdü. İki grup arasında hiç kimse kendini haksızlığa uğramış gibi hissetmedi, iletişim çok dostçaydı. Büyük bir güvenle şunu söyleyebilirim: Kültür, yaşam ve sorunlarımıza dair çok ortak özelliğimiz var. Sonsuz güvenle de şunu söyleyebilirim: Makul bir yaklaşımla Çerkeslerin ve Kazakların çıkarlarını göz önüne alan bir ortak noktaya ulaşabiliriz. Gerçektenden de sadece Kazaklar ve Çerkesler değil Kuzey Kafkasya’da yaşayan tüm halkları kaynaştıracak verimli zemin var.

-Bu yüzden bir kez daha hain ilan edileceğinizi düşünüyor musunuz? Gürcistan’a ilk gittiğinizde birçok insan hain olduğunuzu söylemişti, ama bir yıl sonra Çerkeslerin kitlesel Gürcistan seyahatleri kimseyi şaşırtmadı ve öfkelendirmedi.

Ben zaten sadece Gürcistan seyahati sonrasında değil, Balkar halkının Yaşlılar Konseyi aktivistleriyle müzakere masasına oturduktan sonra da resmen hain ilan edilmiştim. Diyalogdan başka bir alternatif olmadığına bugün de eminim. Arkadaş ve meslektaşlarımın çoğu acele ettiğimi ve daima trenin önünde koştuğumu düşünüyor. Aynı fikirde değilim. Onların umutsuzca geç kaldıklarını düşünüyorum. Siyasette, bir iki adım öncesinde durumu hesaplayabilen başarılı olur. Gitmiş trene yetişmeye çalışmak nafiledir. Yaptığım her şeyi kendi adıma, samimiyetle ve gönülden yapıyorum.

Mevcut durum Kazaklarla diyalog kurmamızı gerektiriyor, bu bizim için önemli.

-Son soru. Çerkes ulusal hareketi, federal yasama ve yürütme organlarında neden lobi faaliyeti yürütmüyor? Çerkeslerin finansal, endüstriyel ve siyasal eliti sadece Çerkes ulusal hareketine yardımcı olmak dışında Çerkes halkının kültürün geliştirilmesi, ulusal medya konusu, Çerkes dilinin okullarda öğretilmesi gibi Çerkeslerin yararına olan genel konularla neden ilgilenmiyor?

Şimdiki “Çerkes halkının babaları”na elit denilebilir mi bilemiyorum. Çerkes cumhuriyetleri yöneticilerinin çoğu sadece kendi kişisel çıkarları ile meşgul. Kilit pozisyonlarda olanlar bile genelde ticaretle iştigal ediyor. Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nin en zengin işadamı, ülkenin cumhurbaşkanı Arsen Bashirovich Kanoko’dur. Bulunduğu konum gereğince ticaret yapma hakkı yok. İşadamı olarak halkın lideri olamazdı. Ve sadece o değil. Rusya’da ulusal sorunlarla ilgilenen aynı konumda birçok işadamı var ve bu durum işleri için çok tehlikeli. Ulusal soruna dair herhangi bir destek; milliyetçilik ve aşırıcılık olarak değerlendiriliyor. Bu durumda, girişimcilerin büyük çoğunluğu ulusal sorunlardan uzak durma ve Rusya iş insanlarının yaygın kitlesinin içine karışma çabasına giriyor.

Çeviri: Serap Canbek

(hekupsa.com)