Güle güle Muammer Tuncel

0
11

Babamız bir Çerkes olarak yaşadı tüm hayatını… Yürekten bağlı olduğu kimliğiyle ilgili çok okudu, düşündü, emek verdi ve elinden geldiğince çevresindekilerle paylaştı. İyi bir insan ve iyi bir Adigeydi.
Yattığı yerde mutlu ve huzurlu olmasını diliyoruz.
Bize verdiğin bu güzel isimleri ömrümüz boyunca çok severek taşıdık, teşekkürler…

Setenay Tuncel Kara
Ridade Tuncel Sarıcan

Kimlik

“1923 yılına kadar Biga’nın Adige köylerinde, delegeler yılda bir toplanır, kararlar alırdı. Bu töre haline gelirdi. Böyle bir Kurultayda –Khase- yaralayıcı, öldürücü silah bulundurmak ayıp ilan edildi. 1980 yılına kadar kesinlikle uyuldu. Üniversiteye giden gençler bu kararı bozdu.
Yine bir Kurultayda Bjeduğ, Abzeh, Şapsığ vs. gibi kimliklerin sorulması ayıp ilan edilmiş. Yalnız Adige kullanılacak. Biga köylerinde buna o kadar uyuldu ki, Biga’da Adigelerin yüzde biri Bjeduğ veya Abzeh olduğunu bilmezdi. Bu soruyla ilk defa dernekte karşılaştım. Bilmiyordum, dedeme sordum. ‘Evladım, biz bu sorunu 50 yıl önce çözmüştük. Sizin dernek hala bunlarla uğraşıyorsa çok yazık’ dedi. Dedem o kararın alındığı Kurultayda, köyümüzün delegesiymiş, çok üzüldü. ‘Ulus olmak için tek üst kimlik etrafında toplanılması gerektiğini, Teavun Cemiyeti’nin bu konudaki kararını’ uzun uzun anlattı.”
Muammer Tuncel anlatmıştı. Etkilenip paylaşmak istediğimi söylemiş ve onay almıştım. Devamı var Dedemizin anlattıklarının:
“Çerkes Teavun Cemiyeti’nin Adigeler için Latin harflerle alfabeler bastırdığını, köy odalarında1923 yılına kadar Latin harfler ile Çerkesçe okuma yazma öğreten okullar açtığını, bugün Türkiye’de kullanılan alfabenin önce Adigeler tarafından kullanıldığını, Mustafa Kemal’in Sarayburnu’nda kara tahtada yeni diye gösterdiği harflerin Adige alfabesi ile aynı olduğunu, hatta X ve Q harflerinin de Adige alfabesinde olduğunu, sonradan Türk alfabesinden X ve Q’nun çıkarıldığını söyledi.
Hazırlanan alfabe Cumhuriyetten sonra Adigelere yasak edildi. İnsanlar korkutulduğu için imha edildi.”
1908’de kurulan Çerkes Teavun Cemiyeti’nin yaptıklarını mı konuşmalı, 2012 yılında gündem anadil iken iktidarından muhalefetine politikacıların konuştuklarını mı?

***

Selamlar,

Çerkes Halkı, 9 Mayıs 2017 günü değerli insan Muammer Tuncel’i, ben Avşar Türkmeni Ercan, 40 yıllık Muammer Abi’mi kaybettim.
Yaşamının her gününde Kafkasya’lı olmanın, Çerkes olmanın sorumluluğu ile yaşadı.
Adigeydi, Kafkasyalıydı onunla olan sohbetlerimizde bu konulardaki bilgisi ile ne güzel anlatırdı, Kafkasya’yı, Xabze’yi, insan sanki onunla Kafkasya dağlarında at koştururdu.
Eleştiride acımasızdı, doğruları canımı yaksada öyle güzel gösterirdi ki, değişmekten başka çaren kalmazdı.
Bir konuda akıl danışmak istesem; ‘’Duymak istediklerini mi, yoksa gerçekleri mi anlatayım’’ diye sorar ve acıtsa da ne güzel anlatırdı ve kaçacak delik bırakmadan gerçekle yüzyüze getirirdi beni. Çerkes olmasam da benim ‘’ Thamadem’’ hep o oldu.
Niye sever, sayardım onu, Çerkes olduğu için mi? Hayır! İyi, dürüst, çalışkan, insanlara bildiği her şeyi veren, kendi yanlışlarını herkesten daha iyi bilen sevilesi, sayılası bir insan olduğu için.
O öylesine sevilesi, sayılası bir insandı ki, onu tanıdığınız ve anlayabildiğiniz zaman, Çerkesleri severdi insan.
Onu tanıyan ve anlayan birilerinin sayfalarınızda yazması gerek, Çerkesler bunu ona borçludur sanırım.
Saygılar…

Ercan Yavsan

***

Gittikçe eksiliyoruz, azalıyoruz, Muammer abiyi de kaybettik maalesef. Ne zaman tanıştık, ne zaman birbirimizin hayatına dokunduk bilmiyorum. Her daim yanımızdaydı, öyle laf olsun diye değil. Bizi dinlerdi, yapacağımız projelerde en büyük destekçimizdi. Arkadaş gibi konuşurdu, içindeki yaşam enerjisi ve pozitif bakış acısıyla bizi biz yapan değerler kattı. Arkadaş gibiydi, hiç büyüklük taslamadan rahatça konuşurduk, bazen geçmişin yükünü paylaşır bazen de şen kahkahalarla çocuklaşırdık. Onun varlığını hissetmek hep bir güç kaynağıydı bizim için. Şimdi onun yokluğuna alışmak çok zor olacak. Her daim kalbimizin başköşesinde olacak… Güle güle Muammer abi!

Çurmıt Sebahattin

***

MUAMMER TUNCEL

Geçtiğimiz günlerde Çerkes diasporası, çok önemli dava adamlarından bir üyesini kaybetti. Uzunca bir süredir sağlık sorunları yaşamaktaydı. Kendisi ile sıkça irtibat kurarak sağlık haberlerini sorardım. Son zamanlarda pek ulaşamaz olmuştum. Ama vefatından kısa bir süre önce kendisi bana telefon ederek, sağlık durumunun iyi olduğunu bildirmişti. Acı haberi, 09 Mayıs 2017 günü, yakın arkadaşı M. Nedim Özel’in telefon etmesi ile öğrendim. Cenazesini 11 Mayıs 2017 günü, Emirorman köyünde, doğduğu evin karşısındaki yamaçta bulunan mezarlıkta, oldukça kalabalık bir cemaatle defnettik.
Muammer Tuncel benim yakın akrabam. Annemin köyü Emirorman, (Kafkasya’dan getirdikleri orijinal adı Askalay) köyünün kurucu ailelerinden, dayım Hatsıkko İsmail’in torunudur. Muammer, İsa dayımın biri kız 4 çocuğunun en büyükleri idi. Bir erkek kardeşi Muzaffer, çok aktif bir dava adamı olarak tanınır ve kendi kuşağından birçok kişi tarafından halen saygı ile anılır. Tıp fakültesi öğrencisi iken, bir kaza sonucu vefat etti. Kız kardeşi Aynur ve en küçük erkek kardeşi Aydın’a, eşi Gülten’e ve iki kızı, Setenay ve Ridade’ye sabırlar ve sağlıklı uzun ömürler dileriz.
Muammer Tuncel’in dedesi, Hatsıkko İsmail çok titiz, çok çalışkan ve yeniliklere meraklı güçlü bir çiftçi ve çok otoriter bir aile reisiydi. 1950’li yıllarda, köylü halkı motorlu araçlar ile yeni tanışırken, komşu köyler dahil traktörü olan tek kişiydi. Muammer’in babası İsa dayım ise doğal olarak ona ayak uydurmak durumundaydı.
Bu ailenin başka ilginç bir özelliği daha vardı. Türkiye Cumhuriyeti’nde, çok partili siyasi hayat başlarken, 1950 Mayıs ayında gerçekleşen parlamento seçimlerinde, CHP iktidarı sona ermiş, Demokrat Parti (DP) ezici bir çoğunlukla iktidara gelmişti. Köylerde yaşayan insanların ortalama %99’u koyu DP’liydi. Dayım Hatsıkko İsmail de doğal olarak DP’nin önde gelenlerindendi. Ama oğlu, yani Muammer’in babası İsa dayım, aktif bir CHP’liydi. Askerlik görevini yaparken, çok sevdiği ve takdir ettiği bir komutanından etkilendiğini anlatmıştı bana. Köyde ondan başka da CHP’li yoktu. 27 Mayıs 1960’ta Silahlı Kuvvetler ihtilal yaparak, lideri İsmet İnönü olan CHP’yi iktidara getirdiğinde, İsa Tuncel köyün muhtarı oldu. Kendisinden başka hepsi DP’li olan köy halkı ona itaat etmek zorundaydı.
1949 yılında, Emirorman köyünde doğan Muammer Tuncel’in, genetik geçişlerle birlikte böyle bir aile ortamından etkilendiği kuşkusuzdur.
Muammer Tuncel’in gerek sosyal hayatta, gerekse iş hayatında çok belirgin özellikleri vardı. Gözünü budaktan sakınmaz derecede cesur ve tavizsiz bir kişiliğe sahip, sözünü sakınmadan söyleyen, hata ve kusura tahammülü olmayan bir karakter yapısı olduğuna şahidiz. İş hayatında da aşırı titiz, iddialı ve rekabetçi çalışmaları ile eğilmez bükülmez halleri vardı.
Çerkes Toplumuna, kimliğine ve kültürüne sevdalı derecesinde bağlılığı da bilinen bir gerçek. Çerkes toplumunun öncü kuruluşu, İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin, 1996/97 yıllarında 40. dönem başkanlığını yaparken, özverili çalışmaları ile getirmeye çalıştığı yenilikler hatırlardadır. Daha sonra, Bigalı Çerkeslerin yoğun yaşadığı, Gaziosmanpaşa yöresinde gerçekleştirdiği yoğun çalışmalar sonucu, Gaziosmanpaşa Adığe Xase Çerkes Kültür Derneği’nin kuruluşunu gerçekleştirdi ve kurucu başkan olarak iki yıl görev yaptı.
Heyecanla, tutkuyla sevda ile yaptığı bu görevler, topluma ve insanlığa kazanç sağlamıştır. Takdir ve saygı ile anılarda yerini alacağından eminiz. Ruhu şad olsun. Mekanı cennet olsun.
Aile hayatında da tavizsiz tutkuları ile “en iyi” örnek olmaya çalışırdı. Çerkeslik değerlerinden sapmalara hiç tahammülü yoktu. Ama hayat acımasızdı. Sen misin böylesine tutkuların sahibi dercesine, kız kardeşi Aynur Çerkes olmayan biriyle evlendiğinde, bu olayı gurur meselesi yaparak büyük tepki göstermiş ve bu tepkisini uzun yıllar sürdürmüştür. Dahası iki kızı da aynı davranışı tekrarladıklarında dünyasının yıkıldığını, hayattan soğuduğunu görmüştük.
Ancak, son yıllarda hayatın gerçeklerini kabul edip, hepsi ile kucaklaşarak barış ortamını yakaladığını memnuniyetle gördük. Onların da Muammer Tuncel’ i iyi anladıklarını ve onun heyecan, tutku ve sevda ile bağlı olduğu değerleri koruyacaklarına inanıyoruz. Tekrar kendisine Tanrıdan rahmet, kalan yakınlarına sabır ve sağlıklar dilerim.

H. Yaşar Nogay

Not: Muammer Tuncel’in, dolayısı ile benim annemin sülale adını biz hep HATSIKKO olarak duyduk ve öyle biliriz. Ancak, Tıp öğrencisi iken genç yaşta (1984’te) vefat eden Muzaffer’in yaptığı araştırma sonucunda, sülale adının HATSIKKO değil, STAŞ olduğu, HATSIKKO tabirinin, aileden birine verilmiş bir şahıs lakabı olmasına rağmen aile adı gibi kullanıldığını Aydın Tuncel anlattı ben de yeni öğrenmiş oldum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here