Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

İran Çerkesleri

İran Üniversitesi Kafkasya Araştırmaları Enstitüsü’nde Kıdemli Araştırmacı olan siyaset bilimci Hamed Hazemzade, Caucasus Times haber sitesi için İran Çerkesleri ile ilgili bir makale yazdı

Şah Abbas (1588-1629) döneminde Pers topraklarına binlerce Kafkasyalı (Gürcü, Ermeni ve Çerkes) yerleştirilmişti. Gürcü, Ermeni ve Çerkesler büyük gruplar halinde 1603-1605 yılları arasında Isfahan’a yerleşti. Bu bölgenin seçilmesi tesadüfi değildi. Osmanlı istilası tehdidiyle karşı karşıya kalan Şah, Azerbaycan’ın kuzey bölgesinin nüfusunu sistemli bir şekilde azaltmaya devam ediyordu. Bölgeden geçen İsfahan-Burucerd yolu Avrupalı gezginler tarafından pek kullanılmadığından bölgedekilerle ilgili 19. yüzyıl öncesine dair bilgiler çok azdır.
J.M. Kinnier 1810 yılında bölgeyi ziyaret ettiğinde yaklaşık bin Çerkes aile olduğunu belirtir. İslama dönmüşlerdi ama Perslerle evlilik yapmıyorlardı. Çoğu Çerkes dilini artık konuşmuyordu.
1627’de bölgeye gelen Thomas Herbert’e göre, Kum’un güneydoğusunda yer alan Aminabad’da bir grup Çerkes nüfusu yaşıyordu. İslam’a dönmüşlerdi. Yerel nüfusla çabucak kaynaşmış ve kaybolmuş olmalılar çünkü sonraki gezginler onlardan bahsetmemiş.
Aspas’ta ise kalabalık bir Çerkes nüfusu vardı. 17. yüzyılda bölgeyi Pietro della Valle (1621), Herbert (1627), Jean-Baptiste Tavernier (1665), Jean de Thevenot (1665) ve John Fryer (1677) gibi ünlü gezginler ziyaret etti. 18. yüzyılda Abadan ve Dehbid arasında yeni yol yapılınca kervanlar Aspas’a uğramamaya başladı ve bölgenin ekonomisi giderek fakirleşti. Aspas Çerkeslerinin bir kısmı Farsimadan Kaşkaylarının oluşturduğu kabile birliğine dahil oldu. Bu Çerkeslere Çerkesilü denmektedir.

Perihan Hanım

William de Morgan’a göre, 1890’da Huzistan’ın Dezful köyünde Çerkesler vardı. Morgan onları “Atalarının tüm özelliklerini korumuşlar, İslama dönmüşler ve halen dillerini koruyorlar” diye anlatmış. Ancak bugün hiçbir izleri kalmadı.
Pers kaynaklarına göre, 16. ve 17. yüzyıllarda Safevi hanedanlığı döneminde toplum içinde oldukça çok miktarda Kafkasyalı vardı. Bir kısmı savaş esiriydi bir kısmı da bölgeye zorla getirilmişti. Şah Tahmasb 1540 ile 1553 arasında Kafkasya’ya dört kez sefer düzenlemişti. Bu seferler sırasında Çerkes, Gürcü ve Ermenilerden oluşan esirler Pers topraklarına götürülmüştü.
Saraya götürülenlerin çoğu kadın ve çocuklardı. Erkekler köle olarak çalıştırılırken bazı kadınlar da Şah ya da prenslerle evlendi. Şah Tahmasb’ın eşlerinden birkaçı da Kafkasyalıydı. Yetişkin 9 oğlundan 5’inin annesi Kafkasyalıydı, dördü Gürcü bir tanesi ise Çerkesti. Şah Tahmasb’ın ölümünün ardından Kızılbaşlarla taht rekabetine girişecek kadar güç kazandılar. Saray, kendi etnik grubundan bir adayın tahta çıkmasını isteyenlerin (bunda haremdeki kadınların da rolü oldu) entrikalarıyla çalkalanmaya başladı.
16. yüzyılın en önemli figürlerinden biri ise Çerkes Sultan Ağa Hanım ile Şah Tahmasb’ın kızı olan Perihan Hanım’dır. Hakkında “en zeki prenses” olduğu, fikirlerine babasının değer verdiği ve birçok konuda ona danıştığı yazılmıştır.
Safevi hanedanlığının çöküşünün ardından sarayın politik işlerine dahil olan Çerkeslerin sayısı çok azalmıştır. Safevi döneminin ardından Çerkes kölelerin dönemi de sona erdi denilebilir. Ancak Kaçar hanedanlığı (1795-1925) döneminde İran yönetiminde çok sayıda kralın eşi Çerkesti.

Çerkes Sultan Ağa Hanım

Günümüzde Çerkesler İran’ın merkezinde ve güneyinde yaşayan bir etnik gruptur. Dezkord şehrindeki Çerkes toplumu İran kültürüne (dil ve Şiilik) adapte olurken kendi kültürlerine dair farklı özellikleri de günümüze kadar korumuştur.
İran’daki Çerkeslerin nüfusu 5 bin ila 50 bin olarak tahmin ediliyor. Bunlardan sadece 5 bini etnik özelliklerini günümüze kadar korumayı başarmıştır. Ne yazık ki Çerkeslerin yaşadığı bölgeleri bugüne dek bir Çerkes ziyaret etmedi. Umarım, dil bilen Çerkes araştırmacılar bu bölgeleri ziyaret eder ve araştırma yapar.
(caucasustimes.com)
Not: Kısaltılmıştır.

Çeviri: Serap Canbek

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Serap Canbek
Serap Canbek
İstanbul’da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümündeki tahsilinin ardından sigorta sektöründe çalıştı. 2011 yılından beri Jıneps gazetesinde yayın kurulu üyesidir.

Yazarın Diğer Yazıları

23 Şubat 1944: Çeçen-İnguş Sürgünü, ‘Kara Çarşamba’

23 Şubat 1944’te, Çeçen ve İnguş halkları sadece 24 saat içinde Kazakistan ve Orta Asya’nın bazı bölgelerine sürüldü. Nüfusun yaklaşık %50’si “yeni vatanlarına” giderken trenlerde...

Adige arkaik dininde Tau sembolü ve antik dini kültürler bağlamında küreselleşmesi

Jiraslan V. Kagazejev* Giriş: Adige halkının geleneksel dini ve dinin belirleyici özellikleri, tarihyazımında yeterince incelenmemiş bir konudur. Genellikle tekdüze bir şekilde sunulmuştur ve çalışmaların sadece...

Hovannes Hosrovyants’ın ‘Trans-Kuban Çerkesleri ve Çerkes Ermenilerinin Tarihi’ kitabı üzerine…

Bu makale, Hovannes Hosrovyants’ın şu anda Mesrop Maştots Eski Elyazmaları Enstitüsü’nde muhafaza edilen “Trans-Kuban Çerkesleri ve Çerkes Ermenilerinin Tarihi” adlı eserinin analizine ayrılmıştır. Bu...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img