Zamanı geri alabilir miyim acaba? 21 Mayıs 1864

0
18

Hüzün ve bilinmezliğin ağırlığı ile yağmur çamur demeden bata çıka yavaş yavaş ilerliyordu kağnı arabaları…
Birbiri ardına sıralanmış yüzlerce kağnı arabası, taşlı dar yollarda ilerlerken ümitsizlik takip ediyordu onları sinsice. Çocukların oyunları bozuyordu ara sıra, çaresizliğin omuzlara yüklediği derin sessizliği… En çok da yolda hayatını yitirenlerin isimsiz mezarları için gökyüzüne yükselen sesler bozuyordu.
Arkada bıraktıkları ölüleri yetmiyormuş gibi geçtikleri her toprak parçasına bir mezar bırakıyorlardı. Kağnı arabasındaki yolcular birer birer azalmaya başlamıştı.
Acı, âdeta kağnının yağsız tekerleklerinin göbeğinden fırlayan çığlıklar gibi iç yakıyor, asırlar boyu devam edecek izler bırakıyordu ruhların derinliklerine… Bugün yüreklerimizi hâlâ acıtan şey, o büyük travmadan kalan yaraların zaman zaman kanayan kabuğudur.
Tüm bu acımasızlıklar içinde yurdunu, toprağını, baba ocağını bırakan büyük NANDUM (Büyükanne) BIGIPHA KOKSA da bu kağnı arabalarından birindeydi ve elinden hiç bırakmadığı bakır bakracıyla yolculuğuna devam ediyordu. Özenle koruduğu bu bakır bakracın içinde baba ocağından çıkarken aldığı, küllerle sarmalanmış közler vardı. Yolculukları sırasında mola verdikleri her yerde kovasından çıkardığı bu közlerle ateş yakıyordu. Bir sonraki yolculuk başlamadan önce kovasına yeni közleri özenle koyuyor ve bilinmedik yolculuğuna devam ediyordu. Ta ki 1864 yılında Apsny’dan (Canlar Ülkesi, Abhazya) yola çıkıp 1871 yılında Anadolu’nun Mezit köyüne gelinceye kadar.
Bigipha KOKSA ile 1864 yılında yola çıkan bu ateş bugün de yanmaya devam ediyor sönmeden…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here