Hafızamda Kalanlar – Bir Çerkes eğitim geleneği: Atalık (Къан-Пlур) – Ağustos 2021

0
194

Günümüzde uygulanmayan ama benim çocukluğumda büyüklerin dedemle ilgili anlattıkları anılardan bildiğim, zamanımıza uyarlansa çocukların eğitimine büyük katkısı olurdu diye düşündüren bir gelenektir.

Dedemin Tokat’ta saraciye dükkânında at koşum takımları ve başka deri işleri yaparak ailesini geçindirdiği anlatılırdı. Babam ve halam “Kafkasya’da bir gelenek vardı, çocuklar belli bir zaman başka bir ailenin yanında kalır, onlar tarafından yetiştirilirlerdi. Babam da deri işlemeyi, özellikle de at koşum takımları yapmayı yanında kaldığı ailenin babasından öğrenmişti’’ diye anlatırlardı. Ben çocuk aklımla, dedemin çocukken ailesinden ayrılmak zorunda kalmış olmasına takılır, onun adına üzülürdüm.

Ayrıca babamın anlattığı bir anı bugün bildiklerimle anlam kazanıyor. Dedem Alhas, genç bir delikanlıyken yanlarında çalışan birinden atını hazırlamasını istemiş. Buna tesadüfen tanık olan babası Kuşuk o çalışanına, oğlunun duyacağı şekilde “Atını kendisi hazırlamayanın ata binmeyi hak etmediğini onu yetiştirenler öğretmedi mi?” diye seslenmiş. Dedem çok mahcup olmuş ve babasının sözleri hiç aklından çıkmamış.

O zamanlar dinlediğimde ‘iyi bir binici atını kendisi hazırlamalı’ mesajını almıştım. Oysa bugün, cümlede geçen ‘onu yetiştirenler’ ifadesinin “atalık” ailesini işaret ettiğini, dedemin de yanlarında kaldığı atalık ailesine laf getirdiği için o denli mahcup olduğunu, atalık kurumunu daha iyi anladığımda fark ediyorum.

Ayrıca çeşitli kaynaklardan yüzyıllardır uygulanan atalık geleneğinin sonraki yıllarda Rus Çarlık yönetimi tarafından yasaklandığını okuyorum. Ancak dedemin anlatımından anlaşıyor ki, yasaklar geleneğin uygulanmasına engel olamamış, 1900’lü yılların başında, belki daha esnek ve üstü kapalı bir biçimde uygulanmaya devam etmiş. Bu notu da bir gün bir araştırmacının işine yararsa diye ekliyorum.

“Atalık”ının geleceğe hazırlaması için kendisine emanet edilen küçük Alhas’a verdiği birçok konudaki eğitimin arasında deri işleme sanatı da vardı.

Hayat öyle garip ki; kader Alhas’ı orta yaşlarına yaklaşırken bir göçmen olarak Anadolu’ya savurduğunda kendisine hobi olarak öğretilen deri işleme becerisi, ailesini geçindirmek için mesleği oldu.

 

Kelime anlamı

Çerkes toplumunun, doğan her çocuğun, yalnız doğduğu aileye değil, tüm topluma ait olduğunu kabul eden ve ‘Çocuk topluma aittir’ (Нанур жылэм ейщ) atasözüyle ifade edilen bir anlayışı vardı. Atalık geleneği, çocukların iyi eğitilmesi konusuna büyük hassasiyet gösteren Çerkes toplumunun, bu anlayışa dayanan ve yüzyıllar boyunca sürdürdükleri bir eğitim uygulamasıdır. Genel anlamıyla bir çocuğun kendi ailesi dışında bir ailenin yanında bir süre kalması ve o aile tarafından eğitilmesidir. “Atalık” kelimesi Türkçedir ve Kuzey Kafkasya halklarının diline bu şekilde geçmiştir. Aynı kelime Rusça araştırmalarda da kökenini korumuş ve ‘’Atalıçestvo” (Аталычество) şeklinde kullanılmıştır. (Geleneğin Türkçe bir kelimeyle adlandırılmasının nedeni, Kırım hanının çocuklarının da yetiştirilmek üzere Çerkes ailelere teslim edilmesi ve Kırım hanlarının kullandığı ismin yaygınlaşmış olması olabilir mi?)

Adigecede ise Kabardey ve Adige lehçelerinde geleneğin kendisi için Khan (Къан) ve P’ür (Пlур) sözcükleri kullanılırdı. “Bıf Ade” (Быф Адэ) yetiştiren baba, “Bıf Ane” (Быф Анэ) yetiştiren anne, “Bıfıkue” (Быфыкъуэ) yetiştirilen çocuk için kullanılan sözcüklerdi.

 

Kökeni

Atalık geleneğinin ne zaman ve hangi koşullarda ortaya çıktığına veya hangi kadim uygulamadan dönüştüğüne dair kesin bilgiye sahip olmadığımız gibi, konu hakkında ileri sürülen tezler de tartışılmaktadır.

 

Atalık aileye verilen önem

Çocuğun emanet edileceği atalık yüzyıllardır uygulanan teamül ve kurallara göre titizlikle belirlenirdi. Çocuğun kaç yaşında gönderileceği, eğitiminin kaç yıl süreceği önceden bilinirdi.

Atalık olarak seçilen aile için çocuğun yetiştirilmek üzere kendilerine verilmesi büyük bir onurdu. Atalık aile çocuğun ailesi tarafından, sonradan edinilen akraba olarak sayılır, büyük önem ve saygı atfedilirdi. Çocuğun “atalık”ı; eğitilen çocuk için ikinci baba (manevi baba) konumundaydı. Hatta bazı durumlarda, çocuğa gerçek babasından daha yakındı. Atalık da, sorumluluğu altındaki çocuğa karşı kendi çocuklarından daha dikkatli ve özenliydi.

Atalık aile o kadar önemliydi ki, aynı ailenin farklı ailelere yetiştirilmek üzere gönderilen oğullarına döndükten sonra, yetiştirildikleri ailenin isimleriyle hitap edilmeye devam edildiği olurdu.

Çocuğun evinden ayrılırken olduğu gibi, bir delikanlı olarak döndüğünde de büyük törenler düzenlenirdi. Bu törenlerde yapılan uygulamalar da kesin hatlarıyla belliydi.

Delikanlıyı ailesine teslim etmek üzere yetiştiren babaya yanında kalabalık bir atlı grubu eşlik ederdi. Çocuğun ailesi “atalık”a değerli hediyeler verir, atalık hediyelerin hiçbirini kendisi almayarak yanındakilere dağıtırdı.

Örneğin, çocuğun saçı ilk kez kesildiğinde “atalık”ın köyünde büyük bir seremoni düzenlenir, yetiştiren baba (Çerkes geleneklerinde bir baba asla kendi çocuğunu kucağına aldığını kimseye göstermezken) yetiştirdiği çocuğu kucağına alarak seremoniye katılan herkese tek tek tanıtır, katılanlar çocuğa at, silah gibi hediyeleri olduğunu belirtirdi.

 

Atalık aile seçimi

Atalık kurumunun Kuzey Kafkasya’nın tüm topluluklarında uygulandığı görülmektedir. Ancak Kabardey, Abaza, Şapsığ, Abzekh, Ubıh gibi kardeş halkların farklı yönetim organizasyonları nedeniyle uygulamalarında bazı farklılıklar görülmektedir.

-Toplumsal statü açısından aynı seviyedeki ailelerin atalık olarak seçilmesi: Özellikle feodal yönetim tarzının belirgin olduğu Kabardey Bölgesi’nin yönetici ailelerinin, atalık seçiminde, verilen çocuğun geleceğin yöneticisi olarak yetiştirilmesi gereğini dikkate aldıkları, genellikle kendi toplumunun veya komşu halkların lider ailelerinden birini atalık olarak seçtikleri görülmektedir. Atalık aileden, çocuğa iyi bir savaşçı olmanın özelliklerini kazandırmaları beklenmektedir. İyi bir binici olmak, savaş gereçlerini en iyi şekilde kullanmak, hitabet ve yönetim becerilerine sahip olmak, Xabze kurallarını iyi bilmek, kendisine saygınlık kazandıracak bilgi ve beceriler edinmek, gelecekte diğer toplulukların temsilcileriyle yapılacak ortak stratejilerin geliştirildiği veya anlaşmaların yapıldığı toplantılarda yer alacağı için farklı dil veya lehçeler öğrenmek gibi…

-Toplumsal statü açısından daha alt seviyedeki aileye verilmesi: Bazı örneklerde görüldüğü gibi, yönetici aile kendisine bağlılığını sağlamak istediği aileyi atalık olarak seçebilirdi. Böylece atalık aile de yönetici aileyle bağlarını güçlendirir ve bir anlamda kendisini korumaya almış olurdu.

-Kendi toplumu dışındaki bir aileye verilmesi: Kabardey bir aile Oset bir aileyi, Ubıh bir aile Besleney bir aileyi atalık olarak seçebilirdi. Yetiştirildiği ailenin dilini, yaşayış tarzını öğrenen gencin, toplumların birbirine yakınlaşması, stratejik ortaklıkların kurulmasında etkili olacağı düşünülürdü.

-Kan davası gibi durumların sona erdirilmesi: Bazı kaynaklarda anlatıldığına göre, aileler arasında meydana gelen kan davasını sona erdirmek için, taraflar birbirlerine atalık olarak çocuklarını gönderirlerdi. Çocukların kan davalı aile tarafından kendi öz çocukları gibi özenle yetiştirilmeleri, iki ailenin yakınlaşması ve artık akraba sayılarak kan davasının sonlandırılması amacına hizmet ederdi.

-Komşu halkların çocuklarının yetiştirilmek üzere Çerkes ailelere gönderilmesi: Çerkes topluluklarının birbirlerini atalık olarak seçmesi dışında komşu halkların da hükümdar çocuklarını yetiştirilmek üzere Çerkes toplumuna gönderdiğine dair örnekler yazılı kaynaklarda yer almaktadır.

Örneğin, Kırım Hanlığı’nın hükümdar çocuklarını iyi bir yönetici ve savaşçı olarak yetiştirilmek üzere Çerkes ailelerine gönderdiği anlatılmaktadır.

Kırım hanzadelerinin Kafkasya’ya gönderilmesi özellikle XVII. yüzyilda çok yaygınlaşmış olup, XVIII. yüzyılda Halim Giray Han’ın ve Kaplan Giray Han’ın oğullarının Kabardey Bölgesi’ne gönderildiği kesin olarak bilinmektedir. Hatta han ve hanzadeler arasında Kafkasya’ya yerleşerek yaşamını orada sürdürenler olmuştur.

1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan sonra Rusların desteğiyle hanlığa getirilmiş olan Şahin Giray’la hanlık mücadelesine giren ve bir süre Kırım hanlığı da yapmış olan Bahadır Giray ve kardeşi Akköz Sultan, Şahin Giray’a karşı başarısız olunca Çerkes boylarından biri olan Şapsığ halkına ve atalık ailelerine sığınmışlardı.

Ayrıca Bolşevik İhtilali döneminde Kuzey Kafkasya’da imha edilen Sultan Kırım Giray ailesi de Kafkasya’ya yerleşmiş ailelerden biriydi.

 

Atalık tarafından verilen eğitim

Çerkes toplumunun herkes tarafından uyulması beklenen, görev ve sorumlulukların çok ince detaylarla belirlendiği bir toplumsal kurallar manzumesi vardır ve buna aykırı hareket edenler, hangi statüde olursa olsun ayıplanır, dışlanır, saygı duyulmaz. Yetiştirilen gencin ileride sözü dinlenen, toplum adına doğru kararlar alan, liderliği benimsenecek yöneticiler veya saygın bireyler olması için, öncelikle Xabze kurallarının doğru öğretilmesi beklenir.

Bu gençler, sürekli savaşın içinde olan bir toplumun bireyleri olarak iyi at binmek, savaş aletlerini kullanmak üzere ve zorlu fiziki kurallara dayanıklı olarak yetiştirilirler.

Atalık ailede yetiştirilen gençlerin farklı dil ve lehçeleri konuşabildikleri bilinmektedir.

Ayrıca atalık ailedeki büyüklerin sahip olduğu gümüş ve deri işlemeciliği gibi çeşitli becerilerin çocukluktan itibaren kazandırılması, günümüzde kullanılan terimle hobi sahibi olmaları sağlanırdı.

 

Çocuğun atalık aileye gidip geldiği yaş

Aileye dönüş yaşı olarak bazı kaynaklarda 13-14 yaş gibi yazılmakta, bazılarında evlilik çağı olarak belirtilmektedir. Çocuğun atalık aileye veriliş yaşının ise uygulandığı zamana göre değiştiği anlaşılmaktadır. Erken dönemlerde çocuk daha doğmadan atalık ailenin belirlendiği ve henüz bebekken yetiştirileceği aileye verildiği anlatılmaktadır. Daha sonraki dönemlerde uygulamanın değiştiği ve yaklaşık 3-4 yaşlarında verildiği anlaşılmaktadır.

 

Atalık uygulamasının yararları

Geleneğin ortaya çıkış amacı elbette dönemin toplumsal ihtiyaçlarından kaynaklanmıştır. Atalık kurumu, Kafkasya gibi tarihin her döneminde farklı istilacı güçlerin hedefinde olan zor bir coğrafyada yaşayan Çerkes halklarının, gençlerini çetin yaşam koşullarına ve disiplinli kültürüne uygun yetiştirme ihtiyacını karşılamaktadır.

Çok sayıda dil ve lehçenin kullanıldığı, çevresinde değişik halkların bulunduğu bir bölgede, Çerkes toplulukların ortak düşmanlarına karşı birlikte strateji geliştirebilmelerinde, birbirleriyle yaşadıkları anlaşmazlıkların çözümünde veya komşu halklarla barışın sağlanmasında yararlı olmuştur. Ortak bir ordu ve devlete sahip olmamalarına rağmen, zamanın en büyük emperyalist güçlerinden birine karşı, yüz yılı aşkın süre boyunca omuz omuza verdikleri amansız mücadelede büyük katkısı olmuştur.

Ayrıca, özellikle yönetici ailenin çocuğu olsun olmasın, her çocuğun yaşamının belli bir bölümünde başka bir ortamda kalması, onun muhakeme ve empati yeteneğini geliştirdiği, kendi ayaklarının üzerinde kalma becerisi kazandırdığı muhakkaktır.

 

Atalık uygulamasının sakıncaları

Bir çocuğun sahibinin doğduğu aile değil, toplum olduğunu düşünen Çerkes toplumunda, zamanın annelerinin de, oğullarının bir gün halkına iyi bir lider veya saygın bir birey olmasını önemsediğini, evlatlarından bu duygularla ayrıldıklarını düşünüyorum. Yani toplumun iyiliği için bağırlarına taş basmak ve en büyük fedakârlığı yapmak yine Çerkes kadınlarına düşüyordu.

Çocuk açısından ise daha büyük yaşlarda evinden ayrılanlar değil ama ilk dönemlerdeki gibi doğduğundan itibaren başka aile tarafından yetiştirilen çocukların kendi evlerine döndüklerinde alışma süreçlerinin kolay olmadığını ve kendi anne-baba ve kardeşlerine karşı bir süre yabancılık çektiklerini tahmin ediyorum. Belki bu sakıncalar nedeniyle zamanla çocukların atalık aileye verilme yaşı ileriye çekilmiş ve atalık kurumu adeta belli dönemde kalınan bir eğitim kurumu formatına dönüşmüştür.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here