Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

‘Kürtlerin sadece üçte biri Türklerle eşit olduğunu düşünüyor’

İbrahim Reha Ruhavioğlu
Kürt Çalışmaları Merkezi Başkanı İbrahim Reha Ruhavioğlu, TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda yaptığı sunumda, sürece toplumun sürece yaklaşımını, desteğini ve beklentilerini aktardı


24 Eylül’de düzenlenen TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ndaki toplantıda yaptığı konuşmada önemli değerlendirmelerde bulunan Kürt Çalışmaları Merkezi (KSC) Başkanı İbrahim Reha Ruhavioğlu, barış sürecinin toplumsal algı ve güven üzerine etkilerine dikkat çekti.

Duygular desteğe eşlik etmiyor”

Türkler ve Kürtlerin süreci nasıl yorumladıklarını, kaygılarını ve beklentilerini değerlendiren Ruhavioğlu şunları söyledi: “Kürt meselesinde elbetteki Türkiye’de ilk kez böyle bir süreç yaşanmıyor ancak dönüp baktığımızda sanırım kimse böyle bir çatışmanın yaklaşık 45 yıl süreceğini de beklemiyordu. En az üç kuşağı içine almış bir şiddet dönemi, üç kuşağın tamamına büyük bir bilanço biriktirmiş vaziyette ve bütün yük, bugün yaşayan kuşakların omuzlarında duruyor. Son 40-50 yılda yaşanan dönüşümler Kürt toplumunu da etkiledi ve göç dalgasıyla başlayan bu devinimin sonunda Kürtler modern dünyaya entegre olma çabası içine giren bir topluma dönüştü. Bu da silahlı mücadele yönteminin giderek Kürtler için zayıf bir seçenek olması gibi bir sonuç doğurdu. Son birkaç yılda Kürt toplumunda örgütün silahlarını bırakmasına kategorik desteğin yükseldiğini görüyoruz. Dolayısıyla bu süreç, bir sosyolojik zeminin üzerine oturuyor.

Kürtlerin Kürtlükleri ile ve Türkiye ile nasıl bir aidiyet bağı içinde olduklarını daha yakından bakmanın, dönüşümü daha yakından görmenin önümüzü açacak bir mesele olduğunu düşünüyorum.
Artık ortada güçlü ve Türkiye’ye güçlü bir aidiyet hissi var. Dolayısıyla bu iki olguyla hareket etmenin önemli olduğunu düşünüyorum ve görebildiğim kadarıyla bugüne kadar bu ikilinin bir çelişki değil, belki tamamlayıcı bir bileşke olabileceğini ifade edenlerden biri de Selahattin Demirtaş. ‘Kürtler Kürtlüklerinden vazgeçmeden Türkiye’nin bir parçası olabilirler, bunun potansiyeli var’ diyor. Türkiye’de güçlü bir Kürt kimliği oluşuyor. Bu süreç, güçlü bir Kürtlüğün ve Türkiye’ye aidiyetin pekiştiği bir süreç olabilir. Böyle bir sürecin olabilmesi için de süreci güçlendirecek adımlara ihtiyaç var.

Kürtlerin sadece üçte biri devlet nezdinde Türklerle Kürtlerin eşit olduğunu düşünüyor. Dörtte üçü, Kürtlerin sık ya da zaman zaman ayrımcılığa uğradığını düşünüyor. Kürt toplumunda süreç yaklaşık üçte birle başladı ve yüzde 80’lere geldi. Türklerde de sürece destek yüzde 40‘larda başlamıştı, bugün yüzde 60‘ları aşan bir noktaya ulaşmış durumda. Süreç boyunca duygular hiç hareket etmemiş. Duygular desteğe eşlik etmiyor. Bu sebeple sürecin başarılı olacağını düşünenlerin oranı destekleyenlerin oranının çok altında, yüzde 50’leri bulmuyor.

Türklerin kaygıları kabaca örgütün silah bırakmayacağı, muhalefete baskıyla iç cephenin tahkim olamayacağı ve sürecin siyasi bir ajandasının olduğu gibi endişelerden oluşuyor. Kürtler, bu süreçte Kürtlerin haklarının konuşulmadığı kanaatinde ve süreç başladıktan sonra Mardin ve Van’a kayyım atanması ve bu kayyımların hâlâ görevde olması çok ciddi bir güven sorunu teşkil ediyor. İmamoğlu gibi güçlü bir siyasetçinin hapiste olması, Ahmet Özer’in kent uzlaşısı sebebiyle hapiste olması sürecin doğal çıktısı olacak demokratikleşmenin gelişmesiyle ilgili Kürt toplumuna kaygı veriyor.

Selahattin Demirtaş’ın hapiste olmaya devam ettiği bir toplumda Kürtlerin süreç lehine duygularının pozitif yönde harekete geçmesi zor görünüyor. Örgütün silah bırakmakta olduğuna Türk toplumunun ikna olması, muhalefeti hedef alan yargılamaların siyasi niyetlerden ve görüntüden uzaklaşması, kayyımların geri çekilmesi, başarısıyla da mahpusluğuyla da Kürtlerin siyasete katılımımın temsil aktörü olan Selahattin Demirtaş’ın serbest kalmasının önemli eşikler olacağı kanaatindeyim. Eğer bu süreçte toplumlar arası bir müzakere masası kurulacaksa Türk toplumunun hassasiyetlerini ve Kürt toplumunun da taleplerini merkeze alacak bir buluşma, anadili konuştuğumuz bir masayla daha kolay olabilir gibi bir şey söylüyor bize.”

Yazarın Diğer Yazıları

Bu ayın konuğu yazar Figen Koşar…

İstanbul Abhaz Kültür Derneği’nin 12 Nisan’da saat 10.30’da başlayacak pazar kahvaltısının konuğu Figen Koşar. Deneme ve öykü yazarak başladığı edebiyat yolculuğunda Koşar’ın eserleri birçok platformda...

Ankara ve İstanbul’da ‘Çerkes Kültürü Günleri’

Ankara’daki Rus Evi 15 Nisan saat 17.30’da “Çerkes Kültürü Günleri” etkinliğine ev sahipliği yapacak. “Çerkes Kültürü Günleri”nde, Adigey’in ünlü topluluğu Aşemez ile Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nden Vyacheslav...

Gençlerden 21 Mayıs çağrısı: “Miras senin, söz senin”

21 Mayıs Çerkes Soykırımı’nın bu yılki programına dair Ortak Akıl Masası’nda söz kurmak üzere 10 Nisan Cuma akşamı saat 19.30’da gençler İstanbul Kafkas Kültür...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img