Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Yurttaşlık nerede kurulur? Çerkeslik nerede başlar?

İki yıl kadar önceydi, Bahçeşehir Üniversitesi’nde, Papba Sezai Babakuş anısına düzenlenen konferansta Fuat Keyman ve Ferhat Kentel gibi alanın devleriyle beni aynı oturuma yerleştiren sevgili Ulaş’a (Sunata) içimden sitem ediyordum. Yetmezmiş gibi oturum başkanımız Erol Taymaz ilk sözü bana verdi: “Olmaz” dedim. Salon buz kesti. “Fuat Keyman benim hocamdır, ondan önce söze başlayamam ben.” Fuat Hoca’nın mütevazı ikna çabası da işe yaramadı. “Sabaha dek bekleriz, başlamam” dedim.

İnanmayan toplantının YouTube’daki kaydına Jineps hesabı üzerinden erişebilir; anlattığımda fazla yok, eksik var. Bendeki Çerkes damarını bilen Erol Hoca’nın kolaylaştırıcılığı ve Ferhat Kentel’in “durumu kurtaran” inisiyatifi sayesinde sözü Ferhat Hoca aldı da oturumu başlatabildik.

Nihayet sıra bana geldiğinde, kişisel tarihimde yurttaşlık, göç, diaspora, kimlik ve özellikle Çerkeslik üzerine düşünmemi mümkün kılan üç temel odağı anmadan geçemeyeceğimi söylemiştim. Şimdi de burada anmayı borç bilirim: İlki, Bilkent’te doktora yaparken Ahmet İçduygu ve Fuat Keyman’ın yurttaşlık çalışmaları alanında açtıkları yoldur. O yıllarda, bir miktar küçümsediğim; hatta sınıf kavramının yerine ikame edilmesinden hoşnutsuzluk duyar gibi yaptığım yurttaşlık meselesiyle, onların rahle-i tedrisinden geçerek ciddi biçimde yüzleştim. Ahmet Hoca’yla yapılan saha çalışmalarının bu dönüşümdeki payını bugün daha iyi anlıyorum; bugün yurttaşlık dersi vererek ekmeğimi kazanabiliyorsam, bunu o dönemin birikimine borçluyum.

İkinci hat, Ayhan Kaya’nın her defasında yeni sorular doğuran, ufuk açıcı ve yaman metinleridir. Kimliği sabit bir öz değil; müzakere edilen, taşınan ve dönüşen bir süreç olarak düşünmeyi büyük ölçüde bu metinler sayesinde öğrendim. Bu yaklaşım, yurttaşlık ile kimlik arasındaki ilişkiyi daha dinamik ve ilişkisel bir yerden kurmamı mümkün kıldı.

Üçüncüsü ise Jineps’le yaşadığım karşılaşmadır. Bu topraklarda başka türlü bir Çerkesliğin hem mümkün hem de gerekli olduğunu bana belleten Jineps, bellekle konuşan, yurttaşlıkla temas eden ve tüm bunları yaparken sözünü sakınmayan bir varoluşun da adıdır. Jineps’te yazabiliyor olmak, bu sayfalarda meramımı anlatabilmek benim için büyük bir onurdur; zira benim için Çerkeslik, tam da burada başlar.

Türkiye’nin yurttaşlık rejimine dair tartışmalar, yalnızca akademik bir literatüre değil; güçlü siyasal konumlanışlara da yaslanıyor. Bu nedenle yurttaşlığı nasıl okuduğumuz, çoğu zaman yalnızca analitik bir tercih değil, aynı zamanda politik bir duruşu da ele veriyor.

Yerleşik yaklaşımlardan ilki, Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte hayata geçirilen yurttaşlık düzeninin, ahalinin tümüne açık olduğu varsayımına dayanır. Yeni rejimin milliyetçilik anlayışı ve buna bağlı olarak hayata geçirdiği yurttaşlık rejimi, ahaliyi etnik değil siyasal bir topluluk olarak kurgulamaktadır. Bu perspektiften, “Türk” tanımı tıpkı Fransızlık gibi, etnik kökenden ziyade ortak bir siyasal aidiyeti imler. Sadece Kemalist ya da sol Kemalist yazında değil sosyalist solun belli katmanlarınca da benimsenen bu çerçeveyi, akademik bir tespitten ziyade, belirli bir politik konumlanışın geriye dönük gerekçelendirilmesi olarak görme eğilimindeyim. Arzu edilen bir Cumhuriyet tahayyülünün, akademik bir dille savunulması olarak.

Bu gerekçelendirmeye somut örneklerle itiraz edildiğinde ise tanıdık bir açıklamayla karşılaşırız: Kâğıt üzerinde cumhuriyetçi ve kapsayıcı bir yurttaşlık hedeflenmiştir; sorun niyette değil, uygulamadadır. Varlık Vergisi’nden zorunlu iskâna uzanan bir dizi politika, bu anlatıya göre, Cumhuriyet’in kurucu ideallerinden sapmanın; hatta izleri silinemeyen İttihatçı bir aklın ürünüdür.

Akademik olarak ne kadar ikna edici olursa olsun, bu konumlanışı siyasal düzlemde kabullenmek istemeyen bir kesimin varlığı göz ardı edilemez. İşte burada yalnızca bir tarih okuması değil, inatçı ve günümüzde kısmen de anlaşılır bir politik refleks devrededir. Doğru olduğunu sezse bile, ısrarla Cumhuriyet’in etnik değil, siyasal bir topluluk kurma niyetinde olduğunu savunan; aksini dile getirmenin Cumhuriyet’in ilke ve değerlerini zayıflatacağına inanan bir çekince hali bu. Kimi zaman bu çekince, “Cumhuriyet eleştirisi”nin erken dönem Türkçülüğünü açıkça yücelten, dışlayıcı ve hatta ırkçı pozisyonları meşrulaştıran çevrelerin elini güçlendireceği kaygısıyla da beslenir.

Buna karşılık, özellikle son yıllarda akademide giderek ağırlık kazanan, hatta hegemonikleşen eleştirel bir yaklaşım, erken Cumhuriyet döneminde inşa edilen yurttaşlığı yalnızca siyasal bir topluluk kurma girişimi olarak değil; farklı yoğunluklarda da olsa, türdeş bir etno-kültürel ulus yaratma projesinin temel mekanizmalarından biri olarak ele alır. Bu analitik hattın daha uç siyasal versiyonlarının Cumhuriyet rejimini bütünüyle dışlayıcı, etnik milliyetçi ve hatta ırkçı bir pozisyona yerleştirerek mahkûm ettiğini de unutmayalım. Zira söz konusu tartışmanın hemen bir adım ötesinde, Cumhuriyet’in etnik dışlayıcılığını baştan sahiplenen ve “İyi ki böyle oldu” diyebilen daha radikal bir milliyetçi duruşla karşılaşırız.

Siyasal tezahürleri bir yana bırakırsak, arşiv belgelerine ve anayasal metinlere dayanan çok sayıda sosyal bilim çalışmasının işaret ettiği temel bir bulgu var. Bu alandaki en berrak ve sistematik okumaları sunan isimlerden biri olan Mesut Yeğen, yurttaşlık tanımını anayasal düzlemde ayrıntılı biçimde incelediği çalışmalarında, özellikle 1924 Anayasası’ndan itibaren yurttaşlığın nasıl açık biçimde etnik referanslarla kurulduğunu gösterir. Burada mesele, kapsayıcı bir siyasal yurttaşlık idealinin sonradan “bozulması” değil; baştan itibaren etnik referanslarla örülmüş bir yurttaşlık tahayyülünün hukuki ve kurumsal olarak tesis edilmiş olmasıdır.

İşte bu nedenle Cumhuriyet yurttaşlığını yalnızca niyetler üzerinden okumak, onu tarihsel ve siyasal bağlamından koparmak anlamına gelir. “Aslında hedef başkaydı” diyerek kurucu metinleri ve pratikleri tali hale getiren her okuma, yurttaşlığın kimler için, hangi koşullarda ve hangi bedellerle kurulduğu sorusunu da ertelemiş olur. Oysa mesele, iyi niyetli bir idealin sonradan raydan çıkması değil; daha en baştan, eşitsizlikler üreten bir yurttaşlık tahayyülünün hukuki ve kurumsal olarak tesis edilmesidir.

Bu köşede, dilim döndüğünce, yurttaşlığın bu topraklarda nasıl kurulduğunu, nasıl işlediğini ve kimleri sistematik biçimde dışarıda bıraktığını konuşmak istiyorum. İlerleyen yazılarda, etkin bir yurttaşlığın neden giderek zorlaştığını; hak talep eden yurttaşın nasıl “müşteri”ye dönüştüğünü, devletin de “müşterileşme” sürecini ele alarak tartışmak niyetindeyim. Elbet, yurttaşlığın sürekli bir mücadelenin konusu olduğunu, toplumsal mücadelelerle örüldüğünü akılda tutarak… Bir sonraki yazıda tam da buradan devam edeceğim: Yurttaşlıktan aşağısı kurtarmaz mı? Bu tartışmayı, akademik sınırları aşan siyasal boyutlarıyla birlikte, her durumda candan önce onuru gözeterek sürdürmeyi deneyeceğim.

Eylem Akdeniz Göker
Eylem Akdeniz Göker
ODTÜ’de lisans eğitimini ve Bilkent Üniversitesi’nde doktorasını tamamlamıştır. Uzun süre çeşitli üniversitelerin siyaset bilimi bölümlerinde ders vermiştir. Şimdilerde Brüksel’de ikamet etmektedir. Nartan’ın annesidir.

Yazarın Diğer Yazıları

Cumartesi Anneleri: Sessizlikle yazılan yurttaşlık

Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana Galatasaray Meydanı’nda sessizlikten ördükleri bir direnişle yalnızca kayıplarının izini sürmüyor; aynı zamanda zorla kaybetme pratiğinin hangi iktidar ilişkileri...

Gazze Gettosu direniyor

  Hamas’ın 7 Ekim sabahı İsrail’e karşı başlattığı saldırılar ve sonrasında İsrail’in misillemesiyle tetiklenen savaş, taraflar açısından bir katliamın ilk işaretlerini verirken komplo teorisyenleri kanaatlerini...

Dersim’i önceleyen ilk iç sürgün: Gönen-Manyas Çerkes sürgünü

“Gönen-Manyas sürgünü, rejimin kurucu unsurlarının ‘biz’ ve ‘ötekiler’ arasındaki sınırları net biçimde çizdiği ilk örnektir”  Gönen-Manyas iç sürgünü, Kurtuluş Savaşı süresince Kemalistlerle ittifak içinde savaşmış...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img