Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi, parti genel merkezinde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında hazırlanan deklarasyonu açıkladı. 18 Şubat’ta açıklanan deklarasyonda, eşitlik ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren, katledilen kadınlar anıldı. Dünya genelinde savaş ve yıkım politikalarına karşı direnişe geçen kadınların mücadelesi selamlanarak devam edilen açıklamada son olarak Rojava’ya yönelik saldırılarda kadınlara karşı işlenen suçlara dikkat çekildi.
Rojava Devrimi’nin başka bir yaşamın ve barışın bu topraklarda mümkün olduğunu tüm dünyaya gösteren kadınların devrimi olduğu belirtilen deklarasyonda “HTŞ ve kapitalist güçlerin ablukayla kadın devrimini teslim almak için yürüttüğü saldırılara karşı biz kadınlar her yerde Rojavayız, Rojava biziz. Kadınları nefessiz bırakan bu erkek egemen dünyaya diyoruz ki; Rojava biz kadınların kalbidir, dünyasıdır. Kadınların örgülü saçlarını keserek, savaşın ganimeti olarak kadın bedenlerine işkence ederek ahlaksızlığın fetvasını verenlere geçit vermeyeceğiz”dendi.
Erkek egemen kapitalist sistemin gerçek yüzünün Epstein dosyası ile bir kez daha açığa çıktığına dikkat çekilen deklarasyonda, “Epstein davası, sistemin içinde ne bir kusur ne de sadece münferit bir suçtur. Bu bozuk ve yozlaşmış sistemin kendisidir. Erkek egemen düzenin katil, mafya, çete ve sömürü yüzünün sadece yeraltında olmadığıdır. Yeryüzündeki gerçek sahibinin erkek-devlet-sermaye üçlüsünün kadın ve çocuklara yönelik istismar ve katliam düzenidir. Narin Güran’ı katleden zihniyet her yerde dolaşmaktadır” dendi.
Deklarasyonun devamında şu ifadelere yer verildi: “Eşbaşkanlık sistemimizi hedef alan kayyım siyasetini, genç kadınların hayatlarını çalan özel savaş politikalarını mücadelemizle ortadan kaldıracağız. Deniz Poyraz, Rojin Kabaiş, Durdona Khokimova, Gülistan Doku, Alev Koç gibi katledilen ve kaybettirilen binlerce kadının anısı ve hakkı için hesap sormaktan vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Bulunduğumuz her alanda isyanımızla kadın düşmanı bu düzenin korkuları olmaya devam edeceğiz.
Çözümün kadınların ısrarlı direnişinde olduğunu biliyoruz. Ekmeğe ulaşmanın bedelinin ölüm olmadığı, onurluca bir yaşam olduğu, yaşam hakkımızın nefretle elimizden alınmadığı, yaşam hakkımızın farklılıklarımızla birbirimizin güvencesi olduğu, katledilirken faili aklayan bir yargı düzeninin karşısında kadınları katletmeyi bile düşünmenin insanlığın utancı olduğunu, özgürlüğü savunmanın cezaevi değil gökyüzüne özgürce bakmak olduğu bir ülke için, kadınların ülkesi olan demokratik bir cumhuriyet için 8 Mart’ta alanlardayız.”







