Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Dilovası nöbeti 6. haftasında: “Dilovası katliamı Türkiye’deki çalışma rejimini ortaya çıkaran bir olay oldu”



Kocaeli Dilovası’nda 7 işçinin yaşamını yitirdiği iş cinayetine ilişkin davanın 3. duruşması öncesinde aileler ve sendikalar yine alanlardaydı. Sanıkların birer birer tahliye edilmesine ve kamu görevlilerinin korunmasına tepki gösteren Dilovası aileleri, “Tüm sorumlular yargılanana kadar tüm meydanlar adalet nöbeti alanıdır” diyerek 21 Temmuz’da Kandıra’da kitlesel dayanışma çağrısı yaptı.



Dilovası işçi katliamı ailelerinin 21 Temmuz’daki 3. duruşmadan önceki son adalet nöbeti 19 Temmuz Pazar günü Gebze Kent Meydanı’nda gerçekleşti. 8 Kasım 2025’te Dilovası’ndaki Ravive Kozmetik Fabrikası’nda çıkan yangında Tuğba Taşdemir (17), Nisanur Taşdemir (15), Cansu Esetoğlu (15), Hanım Gülek (52), Esma Gikan (31), Şengül Yılmaz (59) ve daha sonra hastanede tedavi gören Tuncay Yıldız (48) hayatını kaybetmiş, 7 işçi de yaralanmıştı.

Gebze ile eş zamanlı olarak Türkiye’nin 13 farklı noktasında da adalet nöbetleri ve basın açıklamaları düzenlendi. Bu eylem noktaları arasında İstanbul, Ankara, İzmir, Soma, Bursa, Eskişehir, İzmit (İnsan Hakları Parkı), Çanakkale, Muş (Varto Direniş Çadırı), Aydın (Didim), Tekirdağ, Zonguldak ve Muğla yer aldı.

Gebze Kent Meydanı’ndaki nöbet alanında konuşan Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN) Genel Başkanı Neslihan Acar, duruşma sürecindeki tahliyelere ve kamu görevlileri hakkındaki iddiaların cezasız kalmasına tepki gösterdi. Kaçak yapıya rüşvet ve denetimsizliklere izin verenlerin bilinçli taksirle serbest bırakılmaya çalışıldığını vurgulayan Acar; sorumluluğun yalnızca birkaç yerel yetkiliyle sınırlı tutulamayacağını,  Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK) Çalışma, Sağlık ve Çevre Bakanlığı’na kadar tüm kurumların bu katliamdan sorumlu olduğunu ifade etti. Kamu görevlileri hakkındaki iddianamenin derhal tamamlanarak dosyanın birleştirilmesi gerektiğini belirten Acar, tüm emek örgütlerini ve kamuoyunu 21 Temmuz’da Kandıra’da görülecek duruşmada ailelerle dayanışmaya davet etti.

“Benim bu kadar sıkıntı yaşamam bana reva da ona değil mi?”

Katliamda hayatını kaybeden Şengül Yılmaz’ın kızı Nural Deniz, duruşmadaki tahliyelere tepki gösterdi: “Ben mahkemeden bir gün önce 8 aylık çocuğumu doğurdum. Çocuğum 20 gün küvözde kaldı, ciğerleri bile gelişmemişti. Ameliyattan çıktım, teyzemi aradım, dedim ki: ‘Mahkeme nasıl geçti?’ Bana dedi ki: ‘İki sanık tahliye oldu.’ Aleyna Oransal’ı tahliye etmişler. Yani ayağında kelepçeyle ev hapsi vermişler. Neymiş? Hamileymiş! Gebeliği riskliymiş! Benim çocuğumun erken doğması, ciğerlerinin gelişmemesi, benim bu kadar sıkıntı yaşamam bana reva da ona değil mi?”

“İki kişiyi salacaklar, haberiniz olsun”

Katliamda hayatını kaybeden Hanım Gülek’in damadı Zafer Laç, adli süreçteki usulsüzlüklere dikkat çekti: “Belediyeden tutuklanan Cengiz Taşdemir ve Nizamettin Balcı’nın salıverilmesinden saatler önce bana bir telefon geldi. ‘İki kişiyi salacaklar, haberiniz olsun’ dendi. Avukatlarımızın bile henüz bilmediği bu bilgiyi duyunca önce inanmadım, dalga geçildiğini sandım. Ancak 2-3 saat sonra acı gerçekle karşılaştık; avukatımızla görüştüğümüzde iki kişinin serbest bırakıldığını öğrendik.”

Zafer Laç

Tahliyelerin arka planında şantaj ve baskı iddialarının bulunduğunu öne süren Laç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Araştırmalarımız ve aldığımız duyumlar gösteriyor ki, aileler belediyeye giderek ‘Bizi bırakmazsanız bildiğimiz her şeyi anlatırız, herkesin kirliliğini ortaya dökeriz’ diyerek tehditler savurmuş, kargaşa çıkmış. Ardından bir gecede hâkim değiştirilerek bu iki kişi serbest bırakıldı. Dosyaya yeni bir delil girmemişken, hiçbir değişiklik yokken işin tam merkezindeki bu isimlerin salınmasında çok büyük bir gariplik yok mu?”

“7 yıldır tek bir kamu görevlisi hakkında soruşturma açılmadı”

Sakarya’nın Hendek ilçesindeki Coşkunlar Havai Fişek Patlaması’nda hayatını kaybeden 26 yaşındaki Halis Yılmaz’ın babası Muammer Yılmaz, adalet nöbetinin ilk haftasında olduğu gibi duruşmadan önceki son nöbette de Dilovası ailelerinin direniş alanındaydı.

Hukuk mücadelesinin 7. yılına girdiğini belirten Muammer Yılmaz, yargı sürecindeki aksaklıklara ve cezasızlık politikasına şu sözlerle tepki gösterdi: “Davamız 7. yılına geçti ama 6 yıldır tek bir kamu görevlisi hakkında dahi suç duyurusunda bulunulmadı. Dosya şu an Yargıtay Genel Kurulu’nda bulunuyor. Sakarya İnfaz Savcılığı tarafından 25 Mayıs 2025 tarihinde cezası onanan ve hakkında yakalama kararı çıkarılan 80 yaşındaki sanık, aradan geçen zamana rağmen halen yakalanmadı. Bu vatandaşın yurtdışı yasağı var, yaşı ilerlemiş durumda. Sakarya’nın önde gelen ailelerinden biri olan bu kişinin halen bulunamaması Sakarya Emniyeti’nin bir ayıbıdır.”

Muammer Yılmaz

Soma, Dilovası ve Aladağ gibi diğer iş cinayetleri ve ihmal davalarını da yakından takip ettiklerini belirten Muammer Yılmaz, yetkililere ve kamuoyuna şu çağrıda bulundu: “Bizler tüm katliam davalarını takip ediyoruz, bizi durduramazsınız. Siyasiler, milletvekilleri, Adalet Bakanı; sesimizi duyun artık! Adalet tek bir kişiye veya zümreye has bir şey değildir. Ben 26 yaşındaki evladımı verdim, onun kemiklerini ellerimle topladım. Bugün bizim başımıza gelen yarın sizin başınıza da gelebilir. Bütün milletvekillerine sesleniyorum: Bizi duyun! Tek isteğimiz adalet, başka hiçbir şey istemiyoruz.”

“Dilovası mafyatik bir oligarşiyle yönetiliyor”

Davanın avukatlarından Saruhan Efe Kadaifçi, sanıklardan Ali Osman Akat’ın sahibi olduğu firmanın uyuşturucu operasyonuyla ilgili davasını hatırlattı.

Ne olmuştu?

2022’de Kolombiya’dan Türkiye’ye gönderilen demir tozuna karıştırılmış 110 kilo kokain operasyonuyla gündeme gelen dosyada, uyuşturucunun alıcısı olarak Ali Osman Akat’ın yönetim kurulu başkanı olduğu Lactone firmasının dış ticaret müdürü yargılanmış ve hapis cezasına çarptırılmıştı. Ali Osman Akat ise aynı davadan beraat etmişti.

Kadaifçi, Dilovası bölgesindeki güç ilişkilerinden ve çıkar ağlarından bahsederek şunları söyledi: “Dilovası’ndaki durum sadece binlerce kaçak atölyeden ya da tekil rüşvet olaylarından ibaret değil. En başından, ilk belediye başkanından bu yana aynı sosyal çevre tarafından İMES Organize Sanayi Bölgesi üzerinden devasa rantlar elde edildi. Eski ve yeni belediye başkanları ile bölge milletvekillerinin de içinde bulunduğu bu yapı, Dilovası’nı adeta mafyatik bir oligarşiyle yönetiyor. Her şeyin içinde olan bu ekip, yangına götüren ihmaller zincirinin de her noktasında yer alıyor.”

Kadaifçi sözlerine Dilovası işçi katliamı ailelerinin adalet mücadelesinin bu güç ilişkilerini ortaya çıkarma noktasındaki öneminden bahsederek devam etti: “Dilovası katliamı Türkiye’deki çalışma rejimini ortaya çıkaran bir olay oldu. Bu yüzden biz buna mücadele ediyoruz. Bu meselenin çözülmesi ancak bu sis perdesinin, ancak dedikodular ağının üzerine gidilmesiyle olur.”

Temsilcilerden dayanışma mesajları

Adalet nöbetine katılarak konuşma yapan Halide Türkoğlu (DEM Parti Diyarbakır Milletvekili), Gün Çağ Aydın (Kızıl Parti Eşsözcüsü), Necmettin Aydın (Gebze Sendikalar Birliği Dönem Sözcüsü), Faruk Kaya (Birleşik Metal-İş 1 No’lu Şube Sekreteri), Sema Kopal (TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Kocaeli Şube Başkanı), Songül Özdemir (Sosyalist Dayanışma Platformu-SODAP), Baran Seyhan (CHP Parti Meclisi Üyesi) ve Umutcan Tarcan (Türkiye İşçi Partisi) ailelerin adalet mücadelesinin yanında olduklarını belirterek dayanışma mesajları verdiler.

“Soma yargılamasından bildiğimiz cezasızlık zırhı”

Basın açıklamasında yaşanan felaketin ve devam eden adalet mücadelesinin önemine dikkat çekildi. Dilovası’nda yaşanan katliamın “para hırsı ile kaçak bir binada kaçak olarak işletilen bir işletmede gerçekleştiğini” vurgulayan aileler, bu zemin ve koşulların “Türkiye’de davaların hiçbirinde etkin cezalandırmanın yapılmaması ve kamu görevlilerinin yurttaşların canından çok patronların ve işletmelerinin refahını gözetmesiyle bizzat devleti yönetenler tarafından yaratıldığını” ifade etti. Yürüttükleri nöbetin amacını “bu manzaraya karşı ölülerimizin hesabını hakkıyla sorabilme yolunu açmak” olarak tanımlayan aileler, dosyada hiçbir değişiklik olmamasına rağmen sivil sanıkların ve kamu görevlilerinin tahliye edilmesini “Soma yargılamasından bildiğimiz cezasızlık zırhı” olarak nitelendirdi.

Duruşmaların kamuoyundan izole edilen Kandıra Cezaevi Kampüsü yerine kamuoyunun takibine açık Gebze Adliyesi’ne taşınmasını ve sorumluluğu bulunan tüm bakanlık ile kamu kurumlarındaki yetkililerin yargılanmasını talep eden aileler, açıklamalarını “Tüm katliamlar için adalet sağlanana kadar tüm meydanlar adalet nöbeti alanı olacaktır; meydanlarda buluşup adaleti aramak, bulup da getirmek üzere mücadelemizi sürdüreceğiz” sözleriyle tamamladı.

Dilovası işçi katliamına dair 3. duruşma 21 Temmuz Salı günü Kandıra Cezaevi Kampüsü’nde görülecek.

Haber ve Fotoğraflar: Merve Altıntaş Capra

Yazarın Diğer Yazıları

“Zamantı’ya Sadakat” bisiklet turu

Kayseri Kafkas Derneği’nin 17-18 Temmuz’da Pınarbaşı, Kaynar Köyü’nde yapacağı 10. Uluslararası Uzunyayla Çerkes Kültür Festivali kapsamında konserler ve sergilerin yanı sıra bir de bisiklet...

10. Uluslararası Uzunyayla Çerkes Kültür Festivali başlıyor

Kayseri Kafkas Derneği’nin düzenlediği 10. Uluslararası Uzunyayla Çerkes Kültür Festivali’nin ilk günü olan 17 Temmuz’da etkinlikler Kayseri Kafkas Derneği'nde gerçekleştirilecek. 12.00’de açılacak “Çerkes Kültür Sergisi”,...

“Büyük Kafkas Festivali”

Çorum Kafkas Kültür Derneği temmuz sonunda “Büyük Kafkas Festivali”ni düzenliyor. Etkinlik 27 Temmuz saat 12.00'de, Çorum Kafkas Kültür Derneği’nden Kardeş Meydanı'na kortej yürüyüşüyle başlayacak....

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img