Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Kadına şiddetin vitrini ve yeniden inşası

Gazetelerin üçüncü sayfalarından dijital medyanın tık odaklı başlıklarına kadar, kadına yönelik şiddet sadece raporlanmıyor adeta yeniden inşa ediliyor. Peki, anaakım medya niçin ısrarla bu dili tercih ediyor?

Haber analiz: Türkiye’de her gün her dakika kadınlar erkekler tarafından öldürülmeye devam ederken medyanın “haber verme” pratiği çoğu zaman şiddetin kendisi kadar yıkıcı bir boyuta ulaşıyor. Akademik araştırmalar ve kadın örgütlerinin raporları acı bir gerçeği yüzümüze çarpıyor: Medya, faili aklayan, kadını suçlayan ve şiddeti estetize eden diliyle cinayetlerin ideolojik ortağı haline gelmiş durumda.

Cinnet değil erkek şiddeti

Haberlerde en sık rastlanan manipülasyon dili; şiddeti “cinnet”, “kıskançlık krizi” ya da “aşk cinayeti” gibi romantize edilmiş kavramların arkasına gizlemek. Bu dil, şiddeti politik ve yapısal bir sorun olmaktan çıkarıp, failin kontrol edemediği bir “anlık duygu durumu” gibi sunuyor. Oysa biliyoruz ki; kadına yönelik şiddet münferit bir delilik hali değil, sistemli bir tahakküm kurma biçimidir.

Görsel pornografi

Haberlerin görsel tercihlerinde ise tam bir “sembolik şiddet” hâkim. Kanlı bıçak görselleri veya şiddet anının detaylı betimlemeleri, şiddeti pornografikleştirerek okuyucuda duyarsızlaşma yaratıyor. Fail ise çoğu zaman başı öne eğik, “pişman” bir profille servis edilerek toplum nezdinde empati nesnesine dönüştürülüyor.

STK’lar kadın mahremiyetine saygılı, onu nesneleştirmeyen bir tutum, şiddet araçlarından ziyade toplumsal tepkiyi ve dayanışmayı simgeleyen görseller kullanılması konusunda sık sık hatırlatmalar yapıyor. Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nin ücretsiz olarak sunduğu bir görsel arşivi de bulunuyor.

Sokak ortasında, güpegündüz…

“Gündüz vakti”, “herkesin gözü önünde”, “eski eşi tarafından”… Son dönemde dijital medyanın ve sosyal ağların ana akışını bu başlıklar belirliyor. Ancak bu sansürsüz şiddet videolarının dolaşıma sokulması, masum bir “bilgilendirme” çabasından çok daha karanlık bir amaca hizmet ediyor: Toplumsal bir dehşet iklimi inşa etmek.

Haberlerde sıkça karşımıza çıkan “defalarca uzaklaştırma kararı almıştı” ibaresi, bir ihmaller zincirini deşifre etmek yerine, medya eliyle “yapacak bir şey yok” çaresizliğine dönüştürülüyor. Bu sunum biçimiyle cinayetler bireysel olmaktan çıkarılıp tüm kadınlara yönelik kolektif bir gözdağına dönüşüyor: “Eğer makbul sınırları aşarsan, kamusal alanda, gün ortasında bu sonla karşılaşırsın ve sistem seni korumaz.”

Gazetecilik etiğini ve toplumsal sorumluluğu merkeze alması beklenen ülkenin köklü medya kuruluşları, bu süzgeçleri devre dışı bırakarak şiddet içeriklerinin yayılımında sıradan bir sosyal medya kullanıcısından farksız bir rol üstleniyor. Etik bir barikat kurmak yerine korku imparatorluğunun gönüllü birer hoparlörü haline geliyor. Şiddeti pornografik bir seyirlik malzemeye çeviren bu dil, basit bir habercilik hatası olmanın ötesinde; bizzat o şiddet sarmalını besleyen ve patriyarkal tahakkümü her gün yeniden üreten bir mekanizmaya dönüşüyor.

İkincil mağduriyet

Öldürülen kadının ailesi, çocukları ve yakınları için bu videolar bitmek bilmeyen bir işkenceye dönüşürken; dijital mecralar bu videolar üzerinden reklam geliri elde etmeye devam ediyor.

Veriler ne diyor?

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun Ocak 2026 raporu, şiddetin sadece istatistiksel bir artış değil, sistematik bir “görünmez kılma” ve “cezasızlık” politikasıyla beslendiğini kanıtlıyor:

2026 yılının sadece ilk ayında erkekler tarafından 22 kadın öldürüldü, 14 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu.

Öldürülen 22 kadından 20’sinin hangi “bahane” ile katledildiği tespit edilemedi. Kadınların %73’ü (16 kadın) en güvenli olması gereken yerlerde, yani kendi evlerinde hayatını kaybetti.

Cinayetlerin %50’si ise ateşli silahlarla işlendi. Ocak ayında öldürülen 22 kadından 5’i evli olduğu erkek, 3’ü birlikte olduğu erkek, 2’si tanıdığı biri, 2’si babası, 1’i oğlu, 1’i kardeşi, 1’i eskiden evli olduğu erkek, 1’i eskiden birlikte olduğu erkek, 1’i akrabası, 1’i eski damadı tarafından öldürüldü. 4 kadının öldüren kişi ile yakınlığı tespit edilemedi.

Cezasızlık

Ocak ayı raporuna göre, katledilen kadınlardan üçünün failinin daha önce suç kaydı bulunan “eski hükümlü” olduğu saptandı. Bu durum, yeni infaz düzenlemeleriyle sokağa salınan faillerin etkin bir denetim mekanizmasına tabi tutulmamasının, şiddet sarmalını besleyen idari bir faktör haline geldiğini gösteriyor. Veriler, koruma altındaki kadınların dahi bu “denetimsizlik” nedeniyle hedef alındığını ve yasal boşlukların şiddeti bir “tercih” olmaktan çıkarıp sistematik bir sorun haline getirdiğini belgeliyor.

Kadın hakları savunucuları ve iletişim uzmanları, şiddet sarmalının kırılması için medya dilinde köklü bir dönüşümün gerçekleştirilmesi ve mevcut koruma mekanizmalarının tüm aşamalarda denetlenerek etkin şekilde uygulanması çağrısını yineliyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Mutfakta neler oluyor?

Tam da mutfakta geçirdiğim vakti “daha efektif” kılmak için bir yandan iş yapıp bir yandan podcast dinlerken denk geldim: Mutfak Aletleri Kitabı’na. O ana kadar...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img