“Circassian Circle” dansını hiç duydunuz mu? Peki, “Çerkes Çemberi nedir?” diye sorsam, zihniniz nasıl cevaplar? Çerkes kadınlarının ve erkeklerinin zarif duruşlarını, asil tavırlarını mı hayal edersiniz? Uzun yıllar önce Kuzey Kafkasya’da icra edilen o muhteşem dans gösterisine mi gider yoksa aklınız? Ben böyle hayal edip o dans gösterisini düşünmüştüm.
Oysaki “Circassian Circle” olarak bir araştırma yaptığımda; zihnimin aksine karşıma İskoçya’dan, İngiltere’den, Avrupa’nın farklı yerlerinden hatta Avustralya’dan görüntüler geldi. Bir müddet tüm bu görüntüleri izleyip anlamaya çalıştım. Görüntüler bana şunları anlattı: “Circassian Circle/Çerkes Çemberi” İskoçya’nın geleneksel danslarından kabul ediliyor. Bazı kaynaklarda İngiliz dansı olduğu da iddia ediliyor. Aslında çember şeklinde icra edilen danslar, Avrupa’da hatta dünyanın farklı bölgelerinde mevcut. İspanyol Çemberi (Spain Circle), Sicilya Çemberi (Sicilian Circle) bu dans türüne örnek olabilir. Animistik dönemde Kafkasya’da da çember şeklindeki dansların olduğu bilgisi kaynaklarda karşımıza çıkmakta. Amjad Jamoukha’nın Çerkes danslarıyla ilgili makalesine göre bitki örtüsü tanrısı Theghelej (Тхьэгъэлэдж) onuruna düzenlenen ibadet törenlerinde günün erken saatlerinde bir araya gelen kişiler, kadim kutsal ormana doğru geçit töreni misali yürür ve yanlarında bol miktarda erzak, kurbanlık götürürlermiş. Ormana vardıklarında tanrının yerini tutan idolü bir ağacın yanına yerleştirir, ilahiler söyler ve idolün etrafında çember şeklinde dans ederlermiş. Farklı çeşitleri olan Wuıj/Wudj (Удж) dansının kökeninin bu törenlere uzandığına inanılıyor. Şafak dansı anlamına gelen “Nexuş Wuıj/ Wudj” adlı şarkı da belki bu törenlere dayanıyor.
Çember kavramı; pek çok farklı kültürde, pek çok farklı ritüelde eşitliği, dengeyi, kusursuzluğu temsil ediyor.“Circassian Circle/Çerkes Çemberi” dansında da bu anlamlar mevcut. Çemberdeki herkes eşit ve dengede. Bu dansın 16-17. yüzyıllarda var olduğu iddia edilse de bununla ilgili yazılı bir kaynak yok. Bu dansın adının geçtiği ilk kaynak, G.M.S. Chivers’ın 1822 tarihli “The Modern Dancing Master” adlı kitabıdır. Chivers bu terimi, bugün Sicilya Çemberi de denen (oda etrafındaki büyük çemberde çiftlerin birbirine bakması) diziliş anlamında kullanmıştır. Chivers’in anlatımına göre “Circassian Circle/Çerkes Çemberi” dansı, başlangıçta sadece bir çiftin aktif olmasıyla başlar. Çiftlerin yarısı bir yanda, diğer yarısı ise diğer yanda bir kavis oluşturacak şekilde dizilir. Zamanla herkes, birer birer dansa dahil olur. Chivers’in kitabından sonra 1831 Edinburgh basımlı “Lowes’ Ball-Conductor and Assembly Guide” adlı kitapta ise bunun bir köy dansı olduğu belirtilir ve uygulaması şöyle anlatılır: En öndeki dörtlü (iki çift) önce başlar ve figürlerin sonunda taraf değiştirirler. Odanın karşı tarafları boyunca tüm çiftlerle bunları tekrarlamaya devam ederler, en altta karşıya geçerler ve başladıkları yere varana kadar devam ederler; diğer tüm çiftler de başladıktan sonra odanın çevresi tamamlanana kadar dans devam etmelidir. Herkes ilk başladığı yere geldiğinde dans biter.
1852 Londra basımlı Wilson’un “The Art of Dancing”, 1868 Glasgow basımlı Wilcock’un “Ball-Room Gudie”, 1900 Leeds basımlı Arthur Morris’in “The Pocket Dance Book” ve 1918 basımlı “American Country Dances” adlı kitaplarında anlatılan “Circassian Circle/ Çerkes Çemberi” dansı, günden güne değişir. İskoçyalılara göre bu dans, “Living Dance” yani yaşayan bir dans. 1888 yılında ünlü yazar Rudyard Kipling, “Circassian Circle/Çerkes Çemberi” dansı için şu sözleri sarf eder: “Çerkes Çemberi’ni bilmeyen bir beyefendi, bu dans için ayağa kalkmamalıdır.”
Günden güne ayrıntılarının yok olarak basitleştiği düşünülen bu dansın iki versiyonunu 1928’de Maude Karpeles, Northumberland’daki Netherwitton’da dans edildiği haliyle derler:
-Bonnie Dundee adlı geleneksel ezgi ve jig ritmiyle (6/8’lik geleneksel bir ritim türü) icra edilen, karşılıklı çiftlerin oluşturduğu Çerkes Çemberi (Circassian Circle),
-Irish Washerwoman adlı geleneksel ezgi ve jig ritmiyle icra edilen Büyük Çember (Big Circle).
“Circassian Circle/Çerkes Çemberi” adlı dans, önceleri 4/4’lük canlı reel (İskoç geleneksel ritim türü) formundan zamanla 6/8’lik jig formuna evrilmiştir. Sicilya Çemberi ile bir hayli benzerliği olan Çerkes Çemberi’nin nasıl icra edileceği İskoç Kraliyet Ülke Dansları Derneği (RSCDS) tarafından hazırlanan İskoç Ülke Dansları Talimatı’nda şöyle aktarılmaktadır:
-Bu dans türü 32 ölçülük geleneksel ezgiler eşliğinde jig (6/8) ya da reel (4/4-2/4) ritimlerinde icra edilir.
-1-8. ölçüler: Herkes 4 adımda merkeze ilerler ve geri çıkar, bu kısım tekrar edilir.
-9-16. ölçüler: Kadınlar 4 adımda merkeze ilerler, alkışlar ve geri çıkar; erkekler aynını yapar ancak geri çıkarken partnerlerine yüzlerini dönecek şekilde dönerler.
-17-24. ölçüler: Herkes partnerini “swing yapar” (döndürür) ve oda etrafında saat yönünün tersine bakacak şekilde bitirir.
-25-32. ölçüler: Herkes saat yönünün tersine “promenade” (yürüyüş) yapar (8 adım).
Versiyonları olan bu dans, İskoç ya da İngiliz dansı olarak çeşitli ülkelerde; özel günlerde, bayramlarda, düğünlerde neşeyle icra edilmektedir. Yazının sonuna bıraktığım bağlantı linklerinden anlatım ve icra videolarına ulaşabilirsiniz. 19. yüzyıl ressamı Franz Stuck’ın “Circle Dancing” adlı tablosu da çember dansının ne kadar yaygın olduğunun göstergesidir.
Çerkes Sürgünü ve Soykırımı’nın yaşandığı o kanlı yüzyıl…
“Circassian Circle/Çerkes Çemberi” dansı ile Kuzey Kafkasya’da yaşayan veya dünyanın farklı yerlerine dağılmış, anavatanı Kuzey Kafkasya olan, “Çerkes” olarak adlandırılan halkların dansları arasındaki benzerlikler ise oldukça kısıtlı. Kadın-erkek eşli dans edilmesi, bu dansın tıpkı wudj dansı gibi törenlerin başında ve sonunda icra edilmesi, kadınların genel olarak diz altı elbise giymesi, dans icrasının sonunda çiftlerin birbirini selamlaması; Çerkes danslarıyla benzer özellikler. Bunun yanında icralarda diyatonik akordeonun ve flüt, pan flüt gibi nefesli çalgıların kullanımı; Kuzey Kafkas havasını minicik tınlatmakta. Duruşlar, tavırlar, koreografiler, figürler, ezgiler ve akordeon ile nefesli çalgılar dışında kullanılan enstrümanlar ise oldukça farklı. Yani iki dans türü, birbirinden oldukça farklı. Şımd ve tleperuş dansına benzer birkaç figür var ama dansın genelindeki figürler; Avrupa dans havaları olan kadrijleri, polkaları andırıyor.
İzlediğim onlarca videoda “Circassian/Çerkes” kelimesinin anlamını aradım. Bulamadım. “Neden bu isim?” diyerek cevabın peşine düştüm. Dansın tarihi ve icrası hakkında pek çok bilgi bulmama rağmen isminin kökeni ile ilgili hiçbir bilgiye ulaşamadım. “Circassian Circle/Çerkes Çemberi” İskoç/ İngiliz halk dansıydı ve neşeyle icra ediliyordu. “Circassian” ne demek, ilgi konusu değildi. Daha da derinleşerek tüm yorumları okudum. Bazı yorumlar; Çerkes olmakla gurur duyulduğuna dairdi, bazı yorumlar böyle bir dansın bilinmediğine yönelikti, bazı yorumlarda ise Çerkesler ile Keltlerin kuzen olduğu belirtiliyordu. 17. yüzyılda Polonya’ya kadar uzanan, eskilerde kalan bir Çerkes devletinin varlığına dair veya Ortadoğu’daki Çerkeslerin varlığından kaynaklandığına dair yorumlar da vardı. Bunca yorumun doğruluk payı ne kadar, bunu bilmiyorum. Bildiğim bir şey var ki bu dansın yaygınlaştığı dönem olan 19. yüzyıl, Çerkes Sürgünü ve Soykırımı’nın yaşandığı o kanlı yüzyıl. Rusya’da ve Kafkasya’da yaşananlar Avrupa’ya ulaşır ve Circassian yani Çerkes ismi günden güne yaygınlaşır. Ünlü Rus şair Aleksander Puşkin’in 1822 yılında yayımlanan “Kafkas Esiri” adlı şiiri ise Çerkeslerin tanınırlığını iyice perçinler. Yaşanan acıdan ziyade Çerkeslerin kültürel özellikleri Avrupa’ya ulaşır. 19. yüzyılda Avrupalı ünlü besteciler tarafından bestelenen Çerkes Marşı, Çerkes Dansı, Circassian Polka gibi eserler de kültürel anlamda Çerkeslerin nasıl duyulduğunu gösterir.
Karanlığın en karasını yaşayan Çerkesler hakkındaki oryantalist anlatı, Avrupa’da Çerkesleri neşenin ve güzelliğin sembolü kılar. 1800’lerin başında Avrupa salonlarında bir “egzotik isim” modası da hâkimdir. “Çerkes” ismi o özlenen, arzulanan egzotik isimdir. G.M.S. Chivers 1822’de bu dansı ilk defa kâğıda döktüğünde, belki de Çerkeslerin gerçek ritüellerine dair aklında bir fikir yoktu. O dönem Batı’nın gözünde “Çerkes” ismi; ulaşılmaz bir asalet, mistik bir güzellik ve vahşi bir özgürlük demekti. Tıpkı P.T. Barnum’un panayırlarında sergilediği “Çerkes Güzelleri” gibi, bu dans da aslında zihinlerdeki o egzotik Çerkes imajının tüketimiydi. Bu dansın “Çerkes” ismiyle özdeşleştirilmesi ve bu ismin sorgulanmaması; Avrupa’nın ve Amerika’nın Doğu’yu estetik, egzotik bir obje olarak değerlendirmesinin sonucudur kanımca.
Sonuç olarak “Circassian Circle” içinde kendimi göremedim, kendi kültürümü göremedim. Bambaşka bir kültürü ve zihinlerdeki ezber düşünceyi gördüm. Bu ismi araştırmaya devam edeceğim. Bunun yanında bu dansın Çerkeslerin tanınırlığına katkısı olduğunu da düşünüyorum ama nasıl bir tanıtım, burası düşündürücü.
Faruk Nafiz, “Sanat” şiirinde “Bizim diyarımız da binbir baharı saklar” der, bu dizeye atıfla bizim belleğimiz de binbir anıyı ve acıyı saklar bence. Her anımızda geçmişe bir dal sürgün veririz. Öyle bir acı ki soykırımın çığlığı, dünyaya neşe olarak ulaşmış. Trajedi, komedi, aristokrasi, bürokrasi, kibir, eşitsizlik, eşitlik, denge, duyarlılık hepsi bu çemberin içinde. Murathan Mungan’ın “Mahmud ile Yezida” adlı oyununda Ezidiler bir daire çizip “Tüm kötülükler bu daireye hapsolsun” der.
Bizim de sürgünümüz, acımız bu çembere hapsolsun, yok olsun ve dengeyle dönen o iyi “Çerkes Çemberimiz” sonsuza dek devam etsin.
“Circassian Circle” ile ilgili linkler:
https://www.scottish-country-dancing-dictionary.com/dance-crib/circassian-big-circle.html
https://www.scottish-country-dancing-dictionary.com/video/circassian-big-circle.html







