Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Oubykh Mektupları Ağustos 2012

Nefes alıp vermelerimi yazdım.

Yaz akşamı içilen bir puro, buğulandırıyor zihnimi…

Bir değil, iki fincan kahve… Hatırlıyorum, yavaş yavaş… B.’nin babasının bana anlattıklarından bir kısmı… Kendisi bile hatırlamıyor çoğunu…

Bir mektup… Ankara’dan geliyor bana… Yirmi seneyi çoktan geçti. Hala kayıp mektup…

Bir çicek ismi verilmiş bana. Zakkum, kaktüs akla gelenler… Sararmış mektup… Kim bilir nerede kaldı? İkibine mektup projesi vardı… Bir Beşiktaş akşamı… Süleyman Seba Caddesine varmadan… Akaretler sol tarafta… Yukarılara doğru çıkıyoruz. Hüsrev Gerede’nin anıları hala sansürlü, Arnavut kaldırım döşenmiş, ona yapılanlardan dolayı…

Ahmet Fetgeri Sokak… Yalnız başına… Şairlerin sokakları… Şair Nedim, Şair Nazım… Abbasağa izin verirse… Karşı tarafa… Serencebey›e selam olsun…

Şair Nazım’dayız. Haje daha yok o zaman. Bir gece… Geç saatte… Cemil’in elinde kırmızı bir kalem… Bir peçete… İsimleri yazmış, sakla demişti B.’nin babasına.

T, J, K, B, C, H, Y… Bir kaç isim var, peçete üzerine kırmızı kalemle yazılmış , o gece orada kim varsa… Sesli bir harf daha var. Bu kadar sessiz harf var, geriye yetmiş küsur harf var alfabeyi tamamlayacak.

Annesiyle, annem… Babasıyla, babam… Cemil’in gittiği yazları… Düzce… Aziziye… Taşköprü’ye gitmeden önce… Gittiği her yaz sonrası… Döner geri gelirdi. B.’nin babası aradı bir gün Ankara’dan…. Cemil gitmiş dedi… Bir daha gelmedi Düzce’den Cemil… Bekliyoruz, Düzce’den yaz sonrası gelen Cemil’i… Bekliyoruz, Ankara’dan gönderilen mektupları… Bir gün belki birlikte gelirler diye…

Köprüaltı’na gittiğimizde, beden ‹altın boynuz› ile karışırdı. Tophane Nargile’si olmazdı Köprüaltı’nın… Tömbeki, kallavi olurdu. Denizci ciğeri olurdu, o nargileyi içende. Rüzgar olmasa bile, yelkeni dolduracak kadar büyük ciğer…

Dimağı dolu, yüreği dolu, ciğeri dolu olan Kaptan içerdi nargileyi. Cemil, sadece pipo içerdi kokusuz tütünlü.

Yüreği büyüyecek, ciğeri büyüyecek, dolacaktı. Yelkeni dolduracaktı ciğeriyle, bekliyoruz yelken rüzgarla dolsun diye…

Yazarın Diğer Yazıları

Oubykh Mektupları Şubat 2026

1984 senesi, Kırklareli… Bir pazar sabahı, manyetolu telefonla konuşan babamın sesine uyandım… Babamın “Yaşadık, yaşadım” sesi kulaklarımda… Uyanıp ne olduğunu sorduğumuzda “Ali’yi buldum” dedi… “Kim” diye sorduğumuzda, Ankara’dan,...

Oubykh Mektupları Ocak 2026

Bir atlının hikâyesidir, dolunay gecesi yol göstericidir ay… Nehir kenarında su sesi yol gösterir, soğuk içine işlemiştir… Bir ilmek rüzgârı geçirir ama deri geçirmez, keser rüzgârı… … Oğulların...

Oubykh Mektupları – Kasım 2025

Nasıl tanıştım bilmiyorum ama güzel bir hukukumuz oldu; biraz inatçı, dediğim dedik, kuralları olan, yaşına göre bizim kuşağa oldukça anlayışlı, kendine has tavrı olan...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img