Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Oubykh Mektupları Nisan 2024

Aslında kendime yazdıklarım epey birikti, üzüldüklerimi yüreğime, sevindiklerimi beynime gönderiyorum…

Belki yüreğime gönderdiklerimi unutmak istiyorum; bazen acımı, bazen üzüntümü, bazan kırgınlıklarımı ve çoğunlukla hatalarımı ve hatta aldatıldığımı hatırlamak istemiyorum…

Beynime gönderdiğim sevinçlerimi, mutluluklarımı, bana yapılan iyilikleri, sevgiyi, gülümsemeyi ise hep hatırlamak istiyorum…

Eğer kendime yazdıklarımı, başkalarına yazmadan beynim yüzünden unutmaya başlarsam, o zaman yüreğimde kalanlarla mı yetinmek zorunda kalacağım…

Umarım öyle olmaz, hatırlamak istemediklerimi ne ben ne de bana o hisleri yaratanlar okumasınlar…

Beynime gönderdiklerimin hepsini unutsam bile gülümsemeyi unutmayacağım…

Ağlayan olmayacağım…

Belki o zaman okuyacak kimse kalmayabilir, güzel anıları duyanlar muhakkak olacaktır, hiç değilse biri çıkar elbet…

İşte o zamana kadar bekleyeceğim ama şartım yüreğimin, beynimin, gönderdiklerimi hapsetmesi…

Açılırken “Tek Kilitli”, tek kilitle kapandı, gönlünü açana açık kalacak, gönlümü açtıklarıma açık kalacak…

Karaya vuran, deniz taşları arasına sıkışan mumun ışığında okunup bitecek kitap…

Mum bitene kadar bitmeli, daha da ötesi, şiddetli dalgaların köpüğü karaya gelene kadar bitmeli…

Afrodit’in denizden gelen köpüğü, zirvede kar tanesi olacak..

Dağlardan inen kütük, pürüzsüz inecek sahile, kabuğu kalmamış, suyu çekmiş, taş olmuş halde…

Kitap yarım kalabilir, mum sönecek, dolunayı bulutlar örtecek, köpük, kütük üstünde yerini kalacak, çift başlı kartal köpüğü zirveye götürecek, köpük buz olacak zirvede…

İşte bu sürede kaç sayfa okunursa…

Şartımı yerine getireceğim, yazacaklarımı hapsedeceğim beynime ve yüreğime…

Birinde müebbet hapis, diğerinde kapı açıldığı zaman özgür olacak hapsedilenler…

Artık hür olanlar aksakal olacak, zamanında başkaları için değerli olmasa bile, dört duvar arasında sabrettiğini görenler de değer verecek, kıymet bilecek onlara…

Kendime notları epeydir gönderiyorum, düşüncelerimi, hissettiklerimi…

Bugün, neyi nereye gönderdiğimi paylaştım, neyi nereye niçin gönderdiğimi paylaştım, zamanı gelene kadar hapsetme şartımı paylaştım, ne zaman paylaşacağımı paylaştım…

Yürekten akan bir damla kan kurusun…

Hatırladıklarımla yetineceğim…

Gülümseyerek hatırlayabildiklerimi paylaşacağım…

Yüreğime ne gönderdiğimi, beynime ne gönderdiğimi biri söylesin…

Yazarın Diğer Yazıları

Oubykh Mektupları Nisan 2026

Biletler geldi… Yine tekerlek üstü... Beşinci ve altıncı koltuk... Teker üstü olduğu yetmezmiş gibi sol tarafta koltuklar, karşıdan gelen araçların farları gözleri rahatsız edecek… Biletler sessizce alındı, birkaç...

Oubykh Mektupları Şubat 2026

1984 senesi, Kırklareli… Bir pazar sabahı, manyetolu telefonla konuşan babamın sesine uyandım… Babamın “Yaşadık, yaşadım” sesi kulaklarımda… Uyanıp ne olduğunu sorduğumuzda “Ali’yi buldum” dedi… “Kim” diye sorduğumuzda, Ankara’dan,...

Oubykh Mektupları Ocak 2026

Bir atlının hikâyesidir, dolunay gecesi yol göstericidir ay… Nehir kenarında su sesi yol gösterir, soğuk içine işlemiştir… Bir ilmek rüzgârı geçirir ama deri geçirmez, keser rüzgârı… … Oğulların...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img