Kamuoyuna
Abhazya Cumhuriyeti dünyadan izole edilmiş durumdadır. Doğrudan ulaşım mümkün değildir. Bütün trafik Rusya Federasyonu üzerinden sağlanabilmektedir.
Oysa 1996 yılına kadar Trabzon ve Samsun limanlarından Abhazya’ya doğrudan yolcu ve yük taşımacılığı yapılabilmekteydi.
Türkiye’de yaşayan Abazalar doğrudan ulaşımın olabilmesi ve Abhazya pasaportlarının, siyasi tanınma süreci tamamlanana kadar Türkiye sınır kapılarında geçerli kimlik ve seyahat belgesi olarak kabul edilmesi talepleri ile bir kampanya başlatmışlar, akraba-komşu-dost Kafkasya halkları ve Abaza dostları bu kampanyaya destek vermişlerdir.
Karadeniz’in iki yakasında, Abhazya ve Türkiye’de yaşamakta olan Abazalar, akrabalar arasına çekilmiş utanç duvarı yıkılmalıdır.
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dağılma sürecinde, 1992-93’te yaşanan savaşın üzerinden on yıllar geçmesine rağmen, Gürcistan’ın dayattığı “İşgal Altındaki Topraklar Kanunu” ve uluslararası toplumun çifte standardı yüzünden Abhazya hâlâ ağır bir tecrit altındadır.
Türkiye Cumhuriyeti (TC), Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü stratejik nedenlerle desteklemekte ve Abhazya Cumhuriyeti’ni (AC) tanımamaktadır. TC vatandaşı Abazaların nüfusu, kadim toprakları AC’de yaşayanlardan çok fazladır. Abazalara doğrudan destek veren TC vatandaşı Kuzey Kafkasyalıların toplam nüfusu milyonlarla ifade edilmektedir. Bu demografik gerçeklik elbette dikkate alınmalıdır ancak temel olan “insan hakları” kafa sayısından çok daha değerlidir. AC ve TC’de yaşayan Abazaların kendi akrabalarıyla doğrudan temas kurabilmesi ertelenemez insani haktır.
İnsanlığın, “kaç kişi”, “kaç lira” gibi bugünün gündeminde öne çıkan kavramları elinin tersi ile iteceği, insanın sayıyla değil varlığıyla değer kazandığı günleri yaşayacağız elbet.
Bugün AC; tanımlanmış bir toprak parçasına, daimi bir nüfusa, halkın oylarıyla seçilmiş demokratik hükümete ve diğer devletlerle ilişki kurabilme kapasitesine sahiptir. Kendi anayasası, çok partili siyasi sistemi, bağımsız yargısı ve işleyen ekonomisi ile devletlerarası hukukun devlet olmak için aradığı tüm kriterleri eksiksiz bir biçimde yerine getirmektedir. AC’nin bağımsızlığı, uluslararası siyasette lütuf değil; tarihi gerçeklerin, siyasi-hukuki normların ve self-determinasyon (kendi kaderini tayin) ilkesinin doğal bir sonucudur.
-İzolasyon, sadece siyasi bir statü tartışması değildir; sivil halkın yaşam, sağlık, eğitim, seyahat ve aile birliği haklarını hedef alan insanlık dışı bir tecrit sorunudur, ‘yaşam hakkı’ ihlalidir.
-Sorun; evrensel insan hakları kapsamında ele alınıp aile birleşimi ve temel seyahat özgürlüğü çerçevesinde hukuki bir düzleme oturtulmalıdır.
-AC-TC arasında doğrudan ulaşım başlamalıdır.
-AC pasaportları, siyasi tanınma süreci tamamlanana kadar Türkiye sınır kapılarında geçerli bir kimlik ve seyahat belgesi olarak kabul edilmelidir.
-Abhazya Cumhuriyeti’nin Türkiye Cumhuriyeti tarafından resmen ve hukuken tanınması, olması gerekendir.
Jineps Yayın Kurulu







