Saklı Geçmiş Semih Seyyid

0
9

Uzun süreli istirahatgahından bir adam,
Sessizliğini bozup yüzyılların ardından
Kalktı artık tanımadığı bir dünyada ayağa!
 
İlk gördüğüne yapıştı ve söylenmeye başladı,
Dinleyen yaşlı bir adamdı, anlamadı, sıyrıldı kaçtı.
İkinci adamı yakaladı ve genç adama
kendi dilinden elverdiğince,
Dokunaklı bir Türküyle yakardı.
 
Çaresiz o da “kim bu deli” diyerek kaçtı!
Bir güzel gördü, gönlünün bahçelerindeki
Tüm çiçekleri terennüm etti, anlaşılmadı!
 
Çocukları gördü en sonunda, yaklaştı,
Ne söylediyse alay edip kaçıverdiler.
Biri kaçmamıştı ve yeni
yürümeyi öğrenmiş gibiydi.
 
Adamın aklına ninni söylemek geldi
Ve derinden söylemeye başladı ninniyi!
Çocuk o güzel bebek ifadesiyle gülümsedi,
Anlamlı anlamlı büyülenmiş gibi bakakalmıştı!
 
Uzunca bir süre söyledi adam
Bir hortlaktan
beklenmeyecek kadar duygulu,
Kendi diliyle söylediğinden midir nedir?
Ninniyle sanki can suyunu yürüttü
tersinden!
 
Çocuksa masmavi gözlerle,
Gök gözlerle ninninin
çekilmişti bir kez içine!
Artık bilmediği o dili anlar gibi
Başlamıştı mırıl mırıl mırıldanmaya!
“Ay day dalalay!”
   ***
Birgün öldüğünde kimse,
Kendisiyle beraber mezara
Bir dili de taşıdığını nereden bilebilir ki?
Bilse ölmek o kadar kolay
                                           Gelebilir mi ki?
***
Birgün rüyasında bir taş kaldırır genç,
O taşın altında geçmişi saklıdır onun,
Geçmişin üstünde bir yazıt:
“İşte burada sen yatıyorsun!” der!

Sayı : 2007 02

Yayınlanma Tarihi: 2007-02-01 00:00:00