Adigeyliler’in gözüyle Adıgey Cumhuriyeti’nde Yaşam Kalitesi

0
3763

 Orta Doğu Teknik Üniveristesi (Ankara) Sosyoloji Bölümü, İstatistik Yandal ve Avrasya Çalışmaları Yüksek Lisans Programlarını tamamlamıştır. Eski Sovyet Coğrafyasında Yaşam Kalitesi: Adigey Cumhuriyeti Örneği adlı çalışması 2005 yılında TUBİTAK SOSYAL ve BEŞERİ BİLİMLER ARAŞTIRMA GRUBU (SOBAG) tarafından desteklenmiştir. Halen Ankara Kuzey Kafkas Kültür Derneği ve Sakarya Kafkas Kültür Derneği ile çeşitli araştırma ve kültür projelerinde çalışmaktadır. 

Aristo’dan bugüne tartışılan “mutluluk” (Eudemonia) kavramına yeni bir bakış açısı getiren sosyal bilimler, yaşam kalitesi olarak adlandırılan araştırma yaklaşımıyla “iyi bir yaşam için bireyin hiçbir eksiğinin olmamasının” onu mutlu edeceği düşüncesinden yola çıkmışlardır.[i] 

Adigey Cumhuriyeti’nde 2005 yılının Ekim-Aralık aylarında yapılan bu araştırma, yaşam kalitesinin uluslararası karşılaştırılabilir bir ölçeğinin SSCB coğrafyasına uyarlanmasıyla oluşturulan bir anket çalışmasıdır. 

Yedi rayon ve iki şehirden oluşan Adigey’in her bölgesinden seçilen yerleşim birimlerinde rastlantısal olarak seçilen 532 kişiyle anket yapılmıştır. Bunların yüzde 53’ü kentsel alanda yaşamakta ve dörtte üçü kadınlardan oluşmaktadır. Yaş dağılımına baktığımızda ise şöyle bir tablo ile karşılaşıyoruz; yaklaşık yarısı 30-49 yaş arası ve üçte biri de 29 yaşından küçüktür. Cevaplayıcıların yüzde 45’i Adige, yüzde 49’u Rustur. On Adige anadilini konuşamazken iki Rus ve iki diğer etnik gruplardan cevaplayıcı Adigece konuşabildiğini söylemiştir. Cevaplayıcıların yüzde 70’i neredeyse tüm yaşamını Adigey’de geçirmiştir. Ankete katılanların yarısından fazlası evli, dörte biri bekar, onda biri boşanmıştır. 

Araştırmaya katılan Adigeyliler’in eğitim düzeyine baktığımızda ise yüzde 60’ının üniversite ve üstü bir eğitim aldığını görüyoruz. Yüzde 12’si halen üniversite öğrencisi iken, yüzde 16’sı meslek lisesi mezunudur. İlköğretim düzeyinde eğitim almış olanlar ise 10 kişidir. 

Aşağıda ankette yer alan farklı konulara, yukarıda genel profili çizilen cevaplayıcıların verdikleri yanıtlar sunulacaktır. 

Gelir 

SSCB döneminde her türlü sosyal hizmeti (sağlık, eğitim, sosyal yaşam, konut vb.) devlet sunarken, SSCB’nin dağılmasının ardından bu sistem çalışmaz olmuştur. Daha önceleri gelirleriyle ortalama bir standartta yaşayan halk, pazar ekonomisine geçişle birlikte artan yaşam maliyetlerini karşılamakta zorlanmaya başlamıştır. Tüm eski Sovyet coğrafyasındaki bu durum Adigey’de de uzunca süre hissedilmiştir. 1991-1997 yılları arası Adigey Cumhuriyeti’nde ekonomik çöküşün ve yaşam standartlarında düşüşün yaşandığı süreçtir. Ancak, 1998 sonrasında ekonomi kendini toparlamaya başlamıştır.[ii] 

Adigey’de ortalama gelir düzeyi 8452 Rubledir (420 YTL). Tüm cevaplayıcıların gelirlerinin ortalama olarak 3114 Ruble ile 13790 Ruble (100-690 YTL) arasında değiştiği söylenebilir. Tüm gelirler büyükten küçüğe doğru sıraya dizildiğinde ortadaki kişinin geliri 8000 Ruble (400 YTL) dir. 

Yoksulluk sınırı olarak, bu orta noktanın yarısı yani 4000 Ruble (200YTL) alındığında, kentsel alanda yaşayanların, Rusların, dul, boşanmış ya da eşinden ayrı yaşayanların ve tek başına yaşayanların bu sınırın altında gelirleri olmasına daha sık rastlanmaktadır. 

Adigey’de yaşayanlar gelirlerinin önemli bir kısmını (ortalama 2763 Ruble/140YTL) ısınma, elektrik, telefon vb. masraflar içeren bir sabit hizmet aidatı ile yerel yönetimlere vermektedirler. Bu miktar toplam gelirden düşüldüğünde hanelere ortalama 5711 Ruble (285 YTL) kalmaktadır. Adigey’de bir ailenin temel gıda ve diğer bazı ihtiyaçlarını karşılamak için bu yeterli bir miktardır. Ancak, bu ortalamanın altında kalanlar gelirlerinin yetersiz olduğunu düşünmektedirler. 

Cevaplayıcıların beşte ikisi tam zamanlı işlerde, yaklaşık yüzde 29’u ise düzensiz ya da geçici işlerde çalıştıklarını belirtmiştir. Doksanaltı kişi ise herhangi bir işte çalışmadığını söylemiştir. Cevaplayıcıların yüzde 40’ı öğretmenlik, doktorluk gibi profesyonellik isteyen işlerde çalışırken, yüzde 12’si yöneticilik, devlet dairelerinde üst düzey memurluk ya da kendi işini yapmaktadır. 

Tarımla uğraşanlar, SSCB döneminde maaşlı çalışırken, günümüzde yaptıkları çiftçilikten düzenli gelir alamamalarından ve çoğunlukta geçimlik tarım ile uğraşmalarından dolayı kendilerini işsiz olarak tanımlamakta ya da çalıştıkları ikinci işleri ön plana çıkarmaktadırlar. Bu nedenle olsa gerek, anketimizde de  zirai işlerle uğraşanlar oldukça düşük oranda çıkmıştır. Tarım ve hayvancılıkla ilgili bölümü cevaplayan 279 kişinin yarısından fazlası ekili alanlara, yüzde 17’si ise daça adı verilen SSCB döneminden kalma dinlenme bahçelerine sahip olduklarını söylemiştir. Toprağı olduğunu söyleyen cevaplayıcıların yüzde 11’i kendi olanaklarıyla, yüzde 6’sı kooperatif vasıtasıyla pazara yönelik üretim yaparken, dörtte üçü kendi tüketimi için üretim yapmaktadır. Hanelerin 103’ünde kümes hayvanları, 58 hanede büyükbaş, 18 hanede ise küçükbaş hayvan yetiştirilmektedir. 

İşsizlik durmuna baktığımızda ise; kırsal alanda, erkekler arasında, gençler ve diğer etnik gruplardan insanlar arasında işsizliğin daha fazla olduğu görülmektedir. İşsizliğin sebebi sorulduğunda ise genellikle ailevi nedenler ve sorumluluklar (örneğin çocuk bakımı, ev işleri vb.) olarak belirtilmektedir. İşsizlerin yalnızca yüzde 9’u iş bulamadığından çalışmadığını söylemiştir. 

Yerleşim Yeri 

Ekonomik yetersizlikler kadar çevresel koşullar da bireylerin yaşam kalitelerini etkileyen bir faktördür. Yerleşim yeri, konut, komşular, kamu güvenliği, çevre temizliği, sosyal olanaklar ve ilişkiler başlıkları altında incelendiğinde insanların genel olarak hayatlarının bu yönünden memnun olduklarını görmekteyiz. 

Bu başlıklardan en sorunlu olanı kamu güvenliğidir. Cevaplayıcılar kamu güvenliğinden orta düzeyde memnun görünmektedir. Toplamda 87 kişi, öncelikle evlerinin soyulması, tehdit ya da tartaklanma gibi olaylara maruz kaldıklarını söylemiştir. Dolayısıyla bu kişilerin memnuniyeti daha düşüktür. Geceleyin sokakta yürürken kendilerini ne kadar güvende hissettikleri sorusuna da çoğunluk “güvenli” cevabını vermiştir. 

Memnuniyetsizlik sıralamasında ikinci sırayı çevre temizliği ve yaşanılan yerin konumundan kaynaklı koşullar almaktadır. Adigey’de her yerleşim bölgesinde SSCB mahalle politikaları gereği; yeşil alanlar, sosyal alanlar (kültür evleri), her türlü ihtiyacın karşılanabildiği marketler, sağlık merkezleri ve benzeri altyapı bulunur. Dolayısıyla, çevre ile ilgili sorunlar genellikle yerel düzeyde hava-su kirliliği ve gürültü olarak ön plana çıkmaktadır. 

Yerel yönetimler tarafından sunulan hizmetler arasında ise merkezi ısıtma ve su kalitesi çoğunluk tarafından problem olarak görülmektedir. Evlerin üçte ikisinde su, beşte üçünde kanalizasyon, yarısında merkezi ısıtma, yüzde 70’inde doğalgaz, beşte ikisinde sıcak su bulunmaktadır. Başkent Maykop ile bölgeler arasında otobüs seferleri yapılmaktadır. 

Tüm altyapı ve hizmetlere bakıldığında, Adigey’in kırsal alanları kentsel alanlarına göre yarı yarıya gelişmiş olsa da, Ruslar’a ve Adigey’de yaşayan diğer etnik gruplara göre özellikle Adige köylerinde çevresel koşullar oldukça iyi sayılabilir. 

Cevaplayıcılar yaşadıkları konutlardan genel olarak memnun olduklarını söylemişlerdir. Ankete katılanların çoğunluğu kendilerine ya da ailelerine ait evde otururken, Maykop şehrinde önemli bir kesim, çoğunluğu SSCB zamanında yapılmış olan ve kutu kutu dairelerden oluşan toplu konutlarda oturmaktadır. Ne yazık ki toplu konutlar genellikle eski, kirli ve bakımsızdır. Ancak yeni inşa edilen apartmanlar da bulunmaktadır. 

Cevaplayıcıların en memnun oldukları alanlar komşuları ve sosyal yaşamlarıdır. Çoğunluk komşularıyla sıkı ilişki içindedir ve misafirliğe gitmek-misafir ağırlamak yaygın bir sosyal davranıştır. Sosyal aktivitelere katılım doğum günlerinde ve düğünlerde en fazla iken, sırasıyla konserler, Cumhuriyet Bayramı gibi önemli günlerde yapılan etkinlikler, tiyatro, opera, bale gösterileri ve spor karşılaşmalarına katılım yaygındır. 

 

Sağlık ve Eğitim Hizmetleri 

SSCB dağıldığında, daha önce devlet tarafından yürütülen yaygın eğitim ve sağlık hizmetleri çöküş sürecine girmiştir. Adigey’de yaşayan nüfusun çoğunluğu SSCB zamanında sunulan yaygın ve örgün eğitimden, ilgi alanları ve yeteneklerine göre yararlanabilmişlerdir. Araştırmaya katılan cevaplayıcılardan özellikle kadınlar yüksek öğrenim görmüştür. Genç cevaplayıcılar arasında ise henüz öğrenimini tamamlamamış çok kişi vardır. 

Sağlık açısından ise cevaplayıcıların yarısı hiçbir sağlık problemi olmadığını söylemiştir. Ciddi sağlık sorunu olanlar ise yalnızca yüzde 8 oranındadır. Adigeler Ruslar’a göre, gençler yaşlılara göre, erkekler kadınlara göre daha sağlıklıdır. Her 100 cevaplayıcıdan 20’si kendini çok mutlu, 35’i oldukça mutlu, 32’si ise mutlu hissetmektedir. 

Ankette, cevaplayıcılardan bugünkü eğitim ve sağlık hizmetlerini SSCB dönemiyle karşılaştırmaları istenmiştir. Sonuçlar, eskiyen altyapı, artan yolsuzluklar, hizmetlerin Pazar Ekonomisi’ne dayalı olmasına paralel olarak bugüne oldukça eleştirel bakıldığını göstermektedir. Cevaplayıcıların yüzde 86’sı eğitim ve yüzde 82’si sağlık sistemlerini SSCB dönemine göre kötü bulmaktadır. 

 

Hak ve Hürriyetler 

Bir toplumda yaşayan bireyler kendilerini hak ve hürriyetler açısından güvende hissetmezse o topluma aidiyet düzeyleri düşük olacaktır. Bireylerin kendilerini içinde yaşadıkları toplumun parçası hissetmeleri, o toplumda fırsat eşitliğinin olmasına bağlıdır. Toplumsal yaşam kalitesini etkileyecek olan hak, hürriyet ve fırsatlar konusunda sıradan bireylerin bakış açısı bu sebeplerden dolayı önemlidir. 

Bu üç başlık altında araştırmaya katılan Adigeyliler’den 13 farklı konuyu değerlendirmeleri istenmiştir. Değerlendirme sonucunda, tüm alanlarda en çok gerçekleşmiş olduğu düşünülen konu din ve vicdan hürriyetidir. Bunu sırasıyla özel mülkiyet hakkı ve mesleğini seçebilme özgürlüğü takip etmektedir. Orta düzeyde gerçekleştiği düşünülen hak ve hürriyetler siyasete katılım özgürlüğü, konuşma özgürlüğü, kadın erkek eşitliği, çevrenin korunması hakkı, kökene bakılmaksızın fırsat eşitliği, suçtan korunma hakkı, sosyal güvenlik hakkı, ihtiyacı olanlara yardım, iş bulabilme fırsatıdır. Gerçekleşmediği düşünülen tek konu gelirin eşit ve adil dağıtımıdır. 

Rus cevaplayıcılar, konuşma ve siyasete katılım hürriyeti ile etnik kökene bakılmaksızın fırsat eşitliği konusunda diğerlerine göre daha olumsuz düşünmektedirler. Gençler ise gelir dağılımını büyüklerine göre daha adil bulmakta, ancak Adigey’de fırsat eşitliği olmadığını düşünmektedir.(Bu konu ile ilgili daha ayrıntılı bir makalem İngilizce olarak bu yıl editörlüğünü Moşe Gammer’in üstlendiği bir kitapta yer alacaktır). 

 

Yaşam Kalitesi ve Memnuniyet 

Sıradan bir insanın yaşamının iyi ya da kötü oluşunu etkileyen çeşitli faktörler vardır. Birincisi, kişinin sahip olduklarıdır; eğitimi, mesleği, özürleri, ailesi, vb. İkincisi, sahip olduğu kaynaklardır; ev, mal, mülk, iş, fırsatlar, vb. Üçüncüsü, yaşadığı yerin kendisine katabildikleridir; çevre, komşular, dinlenme alanları, sosyal yaşam, vb. Dördüncüsü, devletin bireye sunduğu hizmetlerdir; eğitim ve sağlık hizmetleri, hürriyet, sosyal ve politik haklar, yaşam fırsatları, eşitlik, vb. 

İşte tüm bu alanlardan hem mevcut durumu hem de kişilerin kendi hayatlarını algılayışları yaşam kalitesini belirler. Daha önce genel hatlarıyla bahsettiğimiz, Adigeyliler’in bu alanlar ile ilgili durumlarını özetleyelim. Yüksek öğrenim görmüş ve meslek sahibi, hayatlarını etkileyecek kadar ağır sağlık sorunları olmayan, çoğunlukla aileleri ile birlikte yaşayan bir cevaplayıcı kitlemiz vardı. Kendi evlerinde yaşıyor, ihtiyaç olarak gördükleri mallara para ayırıyor, istedikleri gibi olmasa da kendilerine gelir sağlayacak işlerde çalışıyorlar. Özellikle kentsel alanlarda hava ve su kirliliği ve gürültü gibi çevresel sıkıntıları olsa da, çoğunluk sıkı komşuluk ilişkileri ve kültürel-sportif etkinliklere yaygın katılım ile “sosyal” bir yaşam sürüyorlar. Devlet tarafından SSCB zamanındakine göre düşük kalitede gördükleri ancak yaygın eğitim ve sağlık hizmetleri sunuluyor, genel olarak hak ve hürriyetler devlet tarafından korunmaya çalışılıyor, çoğunluk siyasete oy vererek katılıyor (yüzde 75), ekonomik gelişimin tamamlanmamış olmasının yarattığı fırsat eşitsizlikleri hissediliyor. 

Tüm bunlar ışığında Adigeyliler yaşamlarından ortalama düzeyde memnun olduklarını söylüyorlar. Yaşlılar gençlere, Ruslar Adigeler’e göre daha memnuniyetsizler. Yüksek öğrenim görmüş olan cevaplayıcılar diğerlerine göre daha mesutlar. Cevaplayıcıların yarısı yeni nesli daha şanssız görürken, üçte biri ise yeni neslin daha iyi yaşadığını düşünüyor. 

Çoğunluk SSCB zamanında yaşamlarının daha iyi olduğunu söylerken, Adigeler başta olmak üzere cevaplayıcıların üçte biri bugünkü koşulları daha iyi buluyor. 49 yaşında bir Adige hanımın sözleri aslında bugünkü koşulları çok güzel özetliyor: “Her şey paraya bağlı. Gençler para için çalışıyor, para için yaşıyorlar. Bugün artık bizim bildiğimiz anlamda bir hayat yok!” 

 

Tablo 1 Ortalama Memnuniyet Düzeyleri 

   Cevap veren kişi sayısı  Ortalama Memnuniyet    
Çevredeki İnsanlardan/Komşularınızdan  529  4,02  Oldukça Memnun 
Almış Olduğunuz Eğitimden  524  3,77  Oldukça Memnun 
Sosyal Yaşamdan  527  3,41  Memnun 
Sağlığınızdan  529  3,40  Memnun 
Cumhuriyet’in Çevresel Durumundan  520  3,34  Memnun 
Evinizden  525  3,29  Memnun 
İşinizden  393  3,10  Memnun 
Yaşam Standardınızdan  509  2,52  Memnun 
Hane Gelirinizden  522  2,16  Pek Memnun Değil 
Mevcut Sağlık Sisteminden  530  2,11  Pek Memnun Değil 
Kamu Güvenliğinden  526  2,05  Pek Memnun Değil 

 

[i] Curzer Howard. “Nikomakyan Ahlak’ta Mutluluğun Ölçütleri” (İngilizce), The Classical Quarterly. New Series, Vol 40, No 2 (1990), pp. 421-432 

[ii] Adigey Cumhuriyeti’nin 10’cu yılı: Sosyo-Ekonomik Durum (Rusça), Maykop, 2001, p 183. 

  

Sayı: 2007 04