Küçük bir kuş, Bey’in çöplüğünde eşelenirken küçük bir altın gerdanlık bulmuş. Bey’in avlusundaki bir ağaca konarak:
–Beyde olmayan bende var, hanımında olmayan bende var, diye ötmeye başlamış.
Bey:
–Bende olmayıp da o küçük kuşta olan neymiş bakalım, gidin de öğrenin, diye adamlarına emir vermiş. Adamları, öğrenip dönmüşler:
-Sende olmayıp da onda olan, altın bir gerdanlık, beyim, demişler.
Kuş ötmesini sürdürmüş:
-Beyde olmayan bende var. Hanımda olmayan bende var.
Bey bu kez:
-Gidin alın o şımarıktan altın gerdanlığı, diye emir vermiş.
Adamları koşarak gitmişler, gerdanlığı kuştan alıp getirmişler. Biraz sonra kuşun sesi tekrar duyulmuş:
-Kıskandılar da aldılar, çekemediler de aldılar.
-Gidin geri verin şu gerdanlığı, demiş Bey.
Altın gerdanlığı götürüp kuşa geri vermişler. Kuş gene ötmeye başlamış:
-Korkuttum da aldım, kandırdım da geri aldım.
Bey kızıp bağırmış:
-Şu kendini bilmez kuşu yakalayıp kesin bakalım, demiş.
Beyin adamları, küçük kuşu yakalayıp kesmeye başlamışlar. Kuş o anda:
-Burnum kanıyor, burnum kanıyor, diye alay etmeye başlamış.
Bey:
-Tüylerini yolun da kızartın şunu, demiş.
Kuş tüyleri yolunurken:
-Tüy değiştiriyorum, tüy değiştiriyorum, diye alaya devam etmiş.
Şişe geçirip kızartmaya başlamışlar. Kuş yine ötmüş:
-Sırtımı ateşte ısıtıyorum, sırtımı ateşte ısıtıyorum.
Bey, kuşu yedikten sonra, kuş içerden şöyle seslenmiş:
-Bey’in karnında yuva yapıyorum, Bey’in karnında yuva yapıyorum.
Bey, kuşu yedikten sonra ishal olmuş. Eliyle karnını bastırarak ibriği kaptığı gibi tuvalete koşmuş. Bey, oturur oturmaz kuş onun aşağısından pırrr diye fırlayıp kaçmış.
Kuş kaçarken Bey, kuşu öldürmek için kamasını çıkartıp sallayınca kendi bacağını kesip koparmış.
Durumu gören kuş, yine dalda ötmeye başlamış:
-Tek bacaklı Bey, tek bacaklı Bey…
Ondan sonra uçup gitmiş.
Çerkes Masalları – Okyanus Yayınları
Çerkesçe’den çeviren: Yaşar Bağ
Sayı : 2009 06