Sorun ve çözüm ve “açılım” – II

0
426
Sorun ve çözüm ve “açılım” – II
Yaşar Güven
Öylesine bir akım ve kapılma var ki eleştiriye tahammül yok. Kürt açılımını savunursun ya da savunmazsın. Savunuyorsan, destekliyorsan eleştiri yöneltemezsin.
 “Ben de Türkler kadar olmak istiyorum, onlar hangi haklardan yararlanıyorsa ben de yararlanmak istiyorum” diyor Kürt kanaat önderleri. Bir Çerkes olarak buna nasıl karşı çıkarım, aynı şeyi söylüyorum. Bunu söylerken de eleştiriyorum. Kürt siyasileri, aydınlarının bir kesimi milliyetçi çıkışları ile Kürtler için demokrasi derken diğerlerini dışlıyorlar. Gazetenin eylül sayısındaki yazıda üç örnek verdim. Bu yaklaşımlar öyle ağızdan yanlışlıkla çıkan şeyler değildir.
*
Türk aydınları bu ülkede Kürtlerden bahsetme sorumluluğu taşıdılar. Demokrasi derken dürüst olanlar milliyetçi davranamazlardı. Bir kesim Kürt aydınında ise bir eksiklik var, bakış açıları özetle; ‘ben hak alayım yeter’. Bu mudur demokratikleşme.
Şu mu söylenecek, ‘Kürtler bir alsın haklarını, sonra otomatik gelir gerisi.’ Gelir mi?
Ya da şu mu olur, ‘çok istedik ama şartlar, bölgesel yoğunluk yok, nüfuslar da az zaten, başka bir şeyler buluruz, ..
Ya da ‘Diğerlerinin sorunu kültürel, verelim dillerini tamamdır, ama Kürtler özel, siyasi çözüm gerekli, öyle dil falan kesmez.’
Kürt aydınları sadece kendileri için açılım peşinde olmadıklarını kanıtlamalı. ‘Biz alırsak sizler de alırsınız’ yaklaşımı kesmez. Kürt milliyetçilerini desteklemede yarışan bir kesim Türkiyeli aydın da kanıtlamalı. Dertlerinin ‘Kürt sorunu ve Kürt çözümüne destekte geri kalmamak için yarışta safını almak’ olmadığını, Türkiye’yi düşündüklerini kanıtlamalı.
Bir aldatmaca yaşanıyor. Yani açılımı öne süren samimiyetsizdir öncelikle, demokratikleşme sosuna buladığı şey sadece bir sonraki seçimlere yatırımdır. Günü kurtarma operasyonudur. Kürt siyasetçilerinki de ‘alayım hakları oturayım’ anlayışı. Demokrasisi kör topal bir ülkede sana özel haklarla bir yere varılacağını mı sanıyorsun. Milliyetçilik kokuyor buram buram.
Sele kapılmayın beyler, hanımlar, bir soluklanın, bir bakın ne olup bittiğine ve demokrasi için gereken lafları edin. Demokrat olmanın ölçütü Kürt milliyetçiliğinin önünü açan açılıma koşulsuz destek vermekten geçmez, eleştirel bakmaktan geçer olsa olsa.
Ve korkarım böyle giderse açılımın muhatapları ve destekçilerinin iktidarında da bizler, yani ötekiler yani diğerleri “demokrasi daha fazla demokrasi” demeye devam edeceğiz.
*
Ya bizler, Çerkesler..
 ‘Siyasetten uzak duralım’ dedi birileri ve siyasetin daniskasını yaptı yıllarca. Statüko bekçiliğine ödül varsa hak edenler önerilebilir.
Sonra siyaset yaptı birileri. Çerkesi tanımayan, özetle Türkten başka kimlik tanımayan ve bunu programına koyan siyasi partilerden aday oldu ve Çerkes aday olarak oy istedi bizden, birileri de ‘destek verelim’ dedi.
 ‘Türkiye’de neden mücadele edip duruyorsunuz, gidin anavatanınıza, orada mücadele edin/etmeyin’ dedi birileri.
 ‘Türkiye’de oturup Rusya için laf söylemek kolay’ dedi aynı birileri, Türkiye’de laf söyleyen, taşın altına elini koyup bedel ödeyenlerin Rusya’da da olsalar aynı davranışı sergileyeceklerini bilmezlermiş gibi davranarak.
 ‘Bir avuç idealist insanın mücadele ettiğini’ söyleyenler de var bu arada. Mücadele mi, hani nerede, ne için? Bizim neden haberimiz yok? Hemen katkı sunalım.
*
‘Kürt yok’ diyordu birileri, biz o zaman ‘Kürt var, Çerkes de var’ demeli idik. Kürt yok diyenler kapalı kapılar ardında ‘Çerkesler var’ mı diyordu yoksa. Hani bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın gibi.. Öylesine yoğun ve tek taraflı bir bombardıman, propaganda uygulandı ki Kürt adını ağza almak şüpheli bakışları üzerinde toplamakla eş anlamlı oldu. Gazetemizde Kürtlerle ilgili haberlerde eleştiri yağmuruna tutulduk.
*
Kimliğimizle ilgili derdimizi yüksek sesle ama kendi içimizde söyleyerek, kendi içimizdeki yayın organlarına yansıtarak, duyulmaması için özel çaba sarfederek, hep kapalı kapılar ardında siyaset yaparak bu kadar olurdu. Kendi içimizde aşamadık bir şeyleri, bırakın bizim gibi derdi demokrasi olanlarla birlikte davranmayı.
*
Değişen bir şeyler var, Türkiye’de, Dünya’da, Çerkesler’in içinde de değişen bir şeyler var. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Sayı: 2009 11
Yayınlanma Tarihi: 2009-11-01 00:00:00

Önceki İçerikİlk Tanrı Olarak “APSU”
Sonraki İçerikTarihten Bir Yaprak
Yaşar Güven
1958’de, Düzce Köprübaşı Ömer Efendi Köyü’nde doğdu. 1980 yılında İTÜ Gemi İnşaat ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldu. Üyesi olduğu Gemi Mühendisleri Odası’nın (GMO) 50. yıl ve İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin (İKKD) 60. yıl Andaç çalışmalarının editörlüğünü yaptı. Her iki kurumun yönetim kurullarında görev aldı. Kurucusu olduğu firmada iş yaşamı devam ediyor. 2005 yılı aralık ayında yayın hayatına başlayan Jıneps gazetesinin kurulduğu tarihten itibaren yayın kurulu üyesi.