Geçmişten Bugüne Dernekler

0
10
Hakan Dinçer

Çarlık Rusyasının tarihsel isteği olan “sıcak denizlere açılma” aşkı, sistemin baskısıyla Pazar arayışı ve Kafkasya’nın jeopolitik konumu sebebiyle, 19. yy’ın ikinci çeyreğinde tekrar başlayan savaşların sonunda, 1864 yılında Çerkesler kendi topraklarından Osmanlı topraklarına sürülmüşlerdir. Yazının girişi her ne kadar sürgünü anlatıyormuş gibi olsa da, dernek tarihine geçmeden Çerkeslerin tarihine şöyle bir göz gezdirelim, diyasporaya nasıl ve neden geldiler diye bakalım dedim. Buradan, sürüldükleri topraklara da nasıl sahip çıktıklarına, bu topraklardaki ilerici adımlara nasıl destek verdiklerine ve kendi içlerinde nasıl ve nerede örgütlendiklerine varacağım.
Çerkesler Osmanlı topraklarına geldikleri ilk günlerde çok zor günler yaşadılar. Sürgünde kaybedilen insanların ve toprakların acısıyla tekrar dönmek isteyenler oldu. Çok az kısmı bunu başardı. Çerkesler Osmanlı topraklarının değişik bölgelerine dağıtıldı. Birbirlerinden ayrılmak istemeyen Çerkesler, ilk örgütlenmelerini 24 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyetin ilanının hemen akabinde, 4 Kasım 1908 tarihinde gerçekleştirdiler ve İstanbul’da Çerkes Teavün Cemiyeti’ni kurdular. Bu cemiyetin ilk kuruluş amacı, “Meşrutiyetin yürürlülüğünün devamı, Çerkeslerin eğitim, ticaret ve tarım bakımından gelişmelerinin sağlanması ve yasalara uygun bulunan ulusal geleneklerin korunması” idi. Çerkesler “kadın” konusunda da ilerici adımlar atmış ve 1918 yılında Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti’ni kurmuşlardır. Bu cemiyet Türkiye’de Çerkes okulları kurmakta büyük rol oynamıştır. 1923 yılının Ağustos ayında da bu cemiyetler kapatılmıştır. Çerkesler, bu süreçte gerçekleşen Kurtuluş Savaşı’nda da önemli roller oynamışlar, gericiliğe karşı mücadele etmişler ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına destek olmuşlardır. Kimilerine göre “hain” kabul edilen Çerkes Ethem de gericilikle çok mücadele etmiş ve birçok isyan bastırmıştır. (Çerkes Ethem’in “hainliği” tartışması da bu yazının konusu olmamasına rağmen, Çerkes Ethem’e hain diyenlerin, tarihi bir kere daha okumalarını söylemeden geçemeyeceğim.)
Çerkes Teavün Cemiyeti’nin kapatılmasından sonra Çerkesler bir süre hareketsiz kalmışlardır. 1946 yılında Dosteli Yardımlaşma Cemiyeti kurulmuştur. Bu cemiyet şu andaki İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin (İKKD) ilk şeklidir. 28 Ekim 1952 yılına kadar faaliyet gösteren Dosteli Yardımlaşma Cemiyeti, bu tarihte yapılan kongreyle adını değiştirmiş ve İKKD adını almıştır. 1952 yılından bu yana kısa kesintiler yaşamış olan İKKD günümüzde Üsküdar/Bağlarbaşı’nda faaliyetlerini devam ettirmektedir. 1952 den sonra birçok açılmış-kapanmış veya açılmış ve hala faaliyette olan dernek vardır.
Yazımı, bir sonraki yazılarımda cevaplamaya çalışacağım ve okurun da sorgulamasını istediğim birkaç soruyla bitireceğim. Derneklerimiz nasıl örgütlenir? Derneklerimiz nasıl daha aktif kılınır? Derneklerimizin geleneksel örgütlenişi, derneklere bakılarak değerlendirilirse ne kadar işlevsel? Çerkeslerin başat olan sorunları, asimile olmamak için yapılan ceuglere(düğün) katılımın mı, yoksa gerçekten kültür adına yapılan etkinliklere katılımın mı az olması? Anadilde eğitim, AB’ye girme planları yapan Türkiye’den mi yoksa eşitlikçi Türkiye’den mi istenmeli ve hangisinden karşılık alınabilir? Kaffed’in düzenlediği ortak akıl platformunun aldığı kararlarda ki; “Tüm dünyayı dalga dalga kucaklayan demokrasi anlayışı ve hızla yükselen kültürel-siyasal haklar algısı, farklılığımızı korumamızda en büyük teminat olarak değerlendirilmelidir” cümlesindeki “demokrasi” kavramı, eşitlik ve özgürlüğü içermezken, biz bu demokrasiden nasıl medet umacağız?
 

Sayı : 2011 02

Yayınlanma Tarihi: 2011-02-01 00:00:00