Büyük Yanılgı

0
1720
Tarih, geçmiş Rusya – Kafkasya ilişkilerinin temel problemlerini; tarihçiler, Rusya – Kafkasya tarihinin özel ilişkilerini önemser. Uzak Kafkas döneminin özel ilişkilerinin tarihi, insanların dilleri, politik, siyasi, ekonomik, kültürel, sosyal yapıları ve üretim ilişkileriyle toplumsal yaşamı her dönem farklılıklar gösteriyordu. Dağlı halklar topraklarında, aralarında tarım ve hayvancılığa yönelik bir üretim ilişkisi kurmuşlardı. Komşularıyla ticaret geliştirmiş, pazarlar oluşturmuş, mal alış-verişi başlatmışlardı. Orta Asya, Kazakistan, özellikle Kırım pazarı ve hatta Rusya ile ticari bir ilişki geliştirmişlerdi. Hem iç pazarlardan hem de dış pazarlardan deniz yoluyla Karadeniz kıyılarındaki çeşitli limanlardan geliştirilen ilişkilerle deri, kereste vd. alışveriş emtia mallarıyla ticaret yapıyorlardı.
Tüm Kafkasya’da olduğu gibi Kuzey-batı Kafkasya’da da Adığe halkının topraklarına yönelik çeşitli dönemlerde sahil ticareti ve pazarları elde etmek için Rus saldırıları baş göstermişti. Kanlı ve çetin savaşın ve yıkımın sonuçları Kafkas coğrafyasının değişik bölgelerinde farklılıklar gösteriyordu. Rus işgaliyle ve bu işgale karşı başlayan Kafkas – Rus savaşları, Kuzey Kafkasya’da dağlı halkların sahip olduğu bütün değerleri alıp götürüyor, ülkenin ekonomisi, ticareti, uygarlığı, geleceği tahrip edilip yok ediliyor, genç insanlar öldürülüyordu. Bölge halklarının savaş karşısındaki direnişleri çok uzun yıllara yayılmıştı. Bu uzun yıllarda Kafkas halkları hiçbir zaman Rus istilası ve Rus devletinin varlığını tanımadılar. Savaşa rağmen Kuzey-batı Kafkasya’da Adığeler kendi aralarında barış içerisinde yaşıyorlardı. Aralarında derin bir çelişki yoktu. Bjeduğ, Besleney, Çemguy gibi boylar ile Kabardeyler, Şapsığlar, Natuhaylar, Abzahlar ve Vubıhların aralarında uzlaşmaz tutumlar olsa da bu uzlaşmaz tutumlar Adığe boylarını birbirine düşürecek türden büyük bir çelişki ve tutum değildi.
Kafkas – Rus savaşlarının o en şiddetli döneminde ne zaman ki Şeyh Şamil’e bağlı Naip Muhammet Emin Kuzey-batı Kafkasya’ya Adığe boylarının arasına geldi o zaman Adığe boylarının arasındaki çelişkisiz durum değişti. Naip gelir gelmez şeriatçılık ve tarikatçılık yaptı. Her defasında türlü biçimlerde çelişkiler çıkardı. Kışkırtmalarla boyları birbirine düşürdü. Abzahlar o yıllarda Naip Muhammet Emin’i önder kabul etmiş, Bjeduğlara saldırmış, Şapsığların köylerini yakmışlardı. Muhammet Emin şeriatçı ve mistik anlayışıyla kabile ve boylar arasında köylülerin dini inançlarını istismar etti. Yalan ve demagojiyle toplumsal kötülükler çıkarttı, boylar arasında çelişkileri körükledi. Müslümanlığı henüz benimsememiş Adığe boylarına zorla namaz kıldırttı, şeriat mahkemeleri kurdu. Bu mahkemelerde el, kol kestirdi, idam cezası verdi, halktan pek çok kişiyi derin çukurlara hapsetti.
Oysa Adığelerin ne hapishaneleri ne de el kol kesen ve hapis uygulayan mahkemeleri vardı. Onlar barış içerisinde bir yaşam sürdürüyor, “şeriat mahkemeleri” yerine “xabze” öğretisi olan toplumsal kurallar bütününü uyguluyorlardı. Şeriat, geleneksel toplum kuralları olan xabzeye tersti. Şeriat uygulamaları Adığe xabze ile çelişki halindeydi. Naip Muhammet Emin Adığe köylülerini, bağımsızlık savaşı propagandası yerine dini propaganda yaparak yanına çekmişti ama yoksul Adığe emekçileri bu ‘sosyal demagoji’nin özgürlük getirmeyeceğini biliyorlardı. Şeriat düzeninin gerici ve tutucu şartları Adığe ulusunun geleneksel toplumsal yapısında yer alan halk mahkemeleri, yemin şahitliği, miras hukuku ve kadın-erkek eşitliği gibi konularda toplumsal karaktere uymuyordu. Adığeler naibin artan dini-manevi baskılarını ve şeriat uygulamalarını benimsemiyor, kendi özgürlük mücadelesini kendileri yürütüyor, Adığe xabze’yi uyguluyorlardı. Xabze uygulamalarıyla halk kurultaylar, meclisler topluyor, türlü problemleri görüşüp karara bağlıyordu. Meclislerde alınan kararlara hiç kimse itiraz etmiyor, adalet işleri buralarda çözülüyor, geleneklere aykırı davranışlar, toplum düzenini bozanlar, Naip Muhammet Emin’in ‘şeriat mahkemelerinde’ değil Thamadelerden oluşan “meclislerde” yargılanıyordu.
Böylece Ruslara karşı yürütülen savaşta Adığelerin aralarındaki birliktelik Naibin şeriat uygulamalarıyla anlaşmazlıklara dönüştü. Özgürlük mücadelesi veren ulusun toplumcu öz ve dayanışması tahrip edildi. Mücadele kuvvetleneceğine tersine zayıfladı. O güne kadar dağlı halkların kabile ve boyları arasında önemli bir sürtüşme ve çelişki olmamasına karşın artık feodal beylerden, savaşı yürüten liderlerden ve kışkırtmalardan kaynaklanan çelişki dolu toplumsal bir yapı oluştu. Bu yapı ülkeyi ve ulusu yok olmakla karşı karşıya getirdi. Sonunda Muhammet Emin Ruslara teslim oldu. Bitmek bilmeyen istilacı kirli savaş ise her geçen gün temiz halkı, ulusu ve ülkeyi talan edip bitiriyordu.
Diğer tarafta ise Osmanlılarla İngilizlerin sahte destek mesajlarının ardı arkası kesilmiyordu. Yoksul köylüler ve halk daha en başından beri Osmanlıların ve İngilizlerin sahte yardım vaatlerine inanmamıştı. Ülkesini seven, insanlarına değer veren yurtseverlerin direnişleri sürüyor, ülkenin topraklarını, zenginliklerini, ormanlarını, köylerini ve halkını koruyanların ulus olma, iktidar ve devlet olma mücadelesi devam ediyordu. Buna rağmen; İngiliz ve Osmanlı ajanlarıyla onların sahte vaatlerine inanan savaşın önderi durumundaki pek çok feodal bey, bu yalan vaatlere bel bağlıyordu. Büyük yanılgı artık savaşın yenilgiyle sonuçlanmasını ve ardından top yekûn sürgünü dayatıyordu.

Sayı: 2011 05
Yayınlanma Tarihi: 2011-05-01 00:00:00