Büyük Yas’ın Sene –İ Devriyesi, 21 Mayıs

0
8

Gupshiser seshxom piwupcIırep //Düşünceyi kılıç kesmez/ Adige Guşıejj
 Her yıl olduğu gibi bu gün yine yas var dostlarım. Çünkü bu gün yine sene-i devriyesi geldi “Büyük Yas”ın. Çünkü bugün Mayıs’ın yirmi biri. Yani bu gün sadece yasın değil, hüznün, acının, sürülmenin, kırılmanın, vurulmanın ve yok olmak üzere olmanın yirmi biri…
Büyük yas Hazan’ın (Mayıs) yirmi birinde başlar ve bitmez. Çünkü “Hazan” devam ediyor o gün bu gündür. Çünkü o gün bu gündür ülkem, halkım, dilim ve xabzem bir birinden koparıldı. Kahrımdan, yüreğim ağustos sıcağında Uzunyayla toprağı gibi şerha şerha yarılmış duruyor. Zulmetin kahpe kahkahaları kafatasımızda yankılanır durur hala. İffetin abideleri sevdiklerini ayın onbeşinde dolunaya bakarak yıllarca beklediler. Çünkü can ülkelerinde bıraktıkları sevgililerini dolunayın şavkında görebilmeyi umut ettiler geceler boyu pencere önlerinde. Umutlarını yitirmediler asla. Umutlarını bir sonraki gecenin dolunayına bırakarak gözyaşlarıyla baş başa kaldılar. İffetin bu azize abideleri o meş’um ‘Hazan’ (Mayıs) sürgününden bu yana sevdalarını sevdiklerine kavuşturabilmenin umudu ve aşkıyla bir ömür boyu evlenmeden sabırla beklediler.
Dünyanın bu aziz millete karşı kör, sağır ve dilsiz olduğu o mütecaviz yıllarda adalatten ve hikmetten nasibini almamış olanların bugün de bunu anlayabileceklerini hiç sanmıyorum. Fillerin zincirlerini kırdığı, sadece çimleri değil ne kadar kutsal varsa tamamının çiğnendiği 19.yüzyılda milletimin gözyaşını silmek için uzanmış her parça mendili bir kutsal vakıa olarak anacağım. Onlara açılmış olan her kapıyı bir madet kapısı sayacağım. Hayrına uzanan her eli şifa kaynağı göreceğim.
Ülkeme dostça giren herkesi, Allah’ın kutsal evine giden kişinin ihram özgürlüğü kadar özgür göreceğim. Her düşmana da müsamaha edilmesine asla rızalık göstermeyeceğim.
Tarih sahnelerindeki olayların milletimi ilgilendiren her sahifesinin olduğu gibi anılması ise bir zaruretttir. Her kim ne yapmışsa onunla anılmalıdır. Bu anlamda halkımın aldığı her direniş kararı bir özgürlük kararı; her saldırı ise ülkeme ve halkıma yapılmış bir tecavüzdür. Bu tarihi gerçek böyle kalacak ve asla değişmeyecektir.
Rus halkının, idam ederek soyunu sopunu kuruttuğu Çar’ın yaptıklarını aklayan laf-ü güzaflar asla pirim yapamayacaktır. Sosyalizmin demir perde gerisindeki istibdatı da geri dönemeyecektir.
Bu gün her kim nerede yaşıyorsa orada istediği gibi kendisi olarak yaşayabilmelidir. Ancak bu, yukarıda değindiğimiz tarihi gerçeği asla değiştiremez. Değiştirmek geçmişe ihanettir. Zalimin kanlı ellerini mazlumun gözyaşları yıkamamalıdır. Bu geçmişle ilgili bir realitedir.
Bugün akşam vakti bitmişse yarın başlamış demektir. Adıge milletinin yarını çok acılı başladı, çok ve hala bitmedi bu yarın, bu acı. Milletim onlarca ülkeye dağıtılmış olarak yaşıyor. Ne yazık ki İsrail hariç diğerlerinin tamamında insanlık suçu olan asimilasyon hepimizi kuşatmış durumda. Bu kasvetli hava, bu ölümcül hastalık politik ve ırki mülahazalardan uzak tutularak ele alınmalı ve acilen hayata döndürüş çarelerine başvurulmalıdır. Bu çarelerin başında dil gelir. Unutmayınız ki dil milletlerin en güçlü kalesidir. Adıgece ölürse sadece benim dilim ölmüş olmayacak, aynı zamanda bütün dillerin anası ölmüş olacaktır. İnsanoğlu bunu mutlaka bir gün öğrenecek ve asimilasyon temelli çektiği acılardan dolayı pişmanlık duyacaktır sanırım.
Niyet okuyuculuğundan çıktığımız an düşmanlıklar azalacak, ötekini anlayabildiğimiz kadar dostluklarımız artacaktır. Unutmayınız ki bu mavi gök kubbenin altında herkese ve her millete yer vardır, Adıgelere de olacaktır.
21 mayıslar fillerin zincirlendiği, çimlerin kardeşçe yeşerdiği güne milad olması dileğiyle şehitlerimi rahmetle anıyor, mütecavizleri nefretle kınıyorum.
 Vesselam…
Alaattin Bayram (Bram)
 

Sayı : 2011 07

Yayınlanma Tarihi: 2011-07-01 00:00:00