Ölüme evirilmişti gelecek

0
1452
Kuzey Kafkasya’da 10.yüzyılda TamanTarhanlığı hâkimdi. Kiev prensliği TamanTarhanlığı üzerinde hak iddia ediyordu. Ruslarla Çerkesler arasındaki ilk çatışmalar bu sıralar başladı. Moğol saldırıları Kafkasya’ya, oradan da Avrupa’ya dayanınca Kiev prensleri geri çekildiler. Bu süreçte özellikle Dağıstan’dan başlayarak bütün Kuzey Kafkasya, Moğollarca istila edilmişti. Moğol Altın Ordu devletinin zayıflamasıyla Rus Kiev beyleri yeniden Kuzey Kafkasyalılara saldırılar başlattı.
Bu sıralar Çerkeslerin Hıristiyan boyları, Ruslarla aralarında iyi ilişkiler geliştirmişlerdi. Kabardeylerle Rusların iyi komşuluk ilişkileri vardı. Buna rağmen Çarlık gene de Kuzey Kafkasya topraklarına saldırılarla girdi. Kabardey beyi Ankofa Adaşey bir heyetle birlikte Çar İvan III’le (1462-1505) görüşmüştü. Aynı dönem Osmanlılar Kırım Hanları üzerinden Çerkesler arasında misyoner faaliyetlere başlamış, İstanbul’dan gönderdikleri mollalar, imamlar (yefendiler-yamazinler) aracılığıyla Müslümanlığı yaygınlaştırmak istemişlerdi. Bu sıralar, Osmanlı aracılığıyla Kırım Hanları Çerkeslere Moğollardan daha çok baskı uygulamıştı. Bir yandan Kırım Hanlarının saldırıları, bir yandan da Osmanlının Müslümanlığı, tarikatçılığı yaymasına tepki olarak Çerkeslerin Hıristiyan boyları Ruslara yanaşmış aralarında anlaşmalar yapmışlardı.
Adıgelerin Kabardey boyu beyinin Çar İvan III’le görüştüğü 1462’lerden kısa bir süre önce Osmanlı 1453’te İstanbul’u ele geçirmişti. Yüz yıl sonra ise (1547-1584) Çarın torunu Korkunç İvan son Bizans kralının kızıyla evlendiği için, Bizans’ın varisinin kendisi olduğunu ilan etmişti. Çerkes Kabardey beylerinden Temurok, kızı Meryem’i bu yıllarda Korkunç İvan’la evlendirmişti. İvan’ın ilk eşlerinden çocuğu olmamış, Meryem’den oğlu olmuştu. Bu çocuk, saray entrikalarıyla zehirlenmiş, öldürülmüştü. İvan, oğlunun öldürülmesi üzerine kim var kim yok kılıçtan geçirmişti sarayda herkesi. Yaptıklarından dolayı İvan’a ilk defa “korkunç” adı verilmişti, artık Çar Korkunç İvan adıyla anılmaya başlandı. Gerek Ankofa Adaşey, gerekse Temurok’un dostlukları, Rus Çarlarının Kuzey Kafkasya’ya saldırmalarını da engelleyememişti. 1594 – 1604’te ise Fedorile Boris Gudunov komutasında Ruslar bir kez daha Kafkasya’ya saldırdılar. Çerkes feodal beyleri aralarında birlik oluşturamadılar.
Müslümanlığı benimseyen Çerkes feodalleri, Osmanlının desteklediği Kırım Hanlarıyla iyi ilişkiler geliştirirlerken, Hıristiyan boylarıyla, ateist ve çok tanrı inançlılarıysa yüzlerini Rusya’ya dönmüşlerdi. Çerkesler arasında feodalizm güçlüydü. Henüz ulus devlet, ulusal bilinç gelişmemiş, kapitalist pazar üretimi girmemişti Kafkasya’ya. Ulusal pazarlar, cılız ve zayıftı. Çerkesler aralarında boylara, içlerinde de Vork, Pşı, Pşıtlı, Vuneut (soylu, bey, köle) gibi toplumsal katmanlara ayrılmışlardı.
Kafkasya’ya Rus saldırıları arttıkça Osmanlı Çerkes kuvvetleri aralarında bu sıralarda (1707) birleşti. Terek ırmağı boylarına kaleler kuran Ruslara karşı savaştılar. 1711’de ise I. Petro Dağıstan’a sefer başlatmıştı. Ardından da İran’a. Rus ordusu İran seferiyle Dağıstan’da yenilmişti. Aynı yıllar Petro Hindistan’a da seferlere girişmişti. Prut üzerinden de Osmanlı – Çerkes güçleri Petro ile savaşıyordu. Petro yenilince savaşlar durulmuştu bir süreliğine. Tamda bu dönemler Hindistan’a seferler düzenleyen Rusya’yı engellemek için İngilizler Kafkasya’da ajan faaliyetleriyle Ruslara karşı Çerkesleri kullanmak istemişlerdi. Pek çok İngiliz ajanı Kafkasya’ya Çerkeslerin arasına girmişti. Ruslar Kafkasya’da Çerkeslerle uğraşırlarsa Hindistan’a seferler yapamayacaklardı. İngilizlerin amaçları buydu. Petro’dan sonra da Rus saldırıları durmadı. 1774’de ise Osmanlılar, Ruslarla birlikte Çerkesleri dışarıda tutarak Küçük Kaynarca’daaralarındaanlaştılar. Buna göre Kırım “müstakil” kabul edilmişti. Özünde ise Ruslara sunulmuştu. Küçük Kaynarca’da Çerkesleri dışlamış olan Osmanlılar, Çerkeslerden habersiz olarak Ruslarla anlaşarak Adıgelerin Kuban topraklarını da Ruslara sunmuştu. Küçük Kaynarca anlaşmasını tanımadıklarını açıkladı Çerkesler. Bu antlaşmadan 9 sene sonra ise Katerina II’nin emriyle Kuban topraklarında Adıgeler zorla çıkartıldı. Zaparoj Kazakları getirildi iskân edildi boşaltılan Çerkes topraklarına.
Aynı yıllar Osmanlıda, Çerkeslerin topraklarını “kendine bağlı bir serhat ili” olarak görmüştü. I. Abdülhamit, bu sıralar (1781) Ferhat Ali Paşa’yı Soğucak, Gelencik, Anapa’ya göndermişti. Çerkesler de Mansur önderliğinde Ruslarla savaşıyorlardı. Bir yandan Ruslarla savaşırlarken bir yandan da Osmanlının Ferhat Ali Paşa eliyle Kafkasya’yı serhat ili yapmasına karşı çıkan Çerkesler bir ayaklanma ile Ferhat Ali Paşa’yı öldürdüler. 1830’lu yıllara gelindiğinde ise Çerkesler, Ruslara karşı yeniden direnişler gösterdiler. Artık kısmen de olsa Kuzey Kafkasya’da Çerkesler aralarında birleşmiş birlikte mücadele veriyorlardı. Çerkesler için en zorlu yıllar bu yıllardı. Adeta Kuzey Kafkasya’da ölüme evirilmişti gelecek. Mücadele Kuzey Batı Kafkasya’da, Dağıstan’da, Çeçenya’da şiddetle yürütülüyor, Şeyh Şamil kuvvetleri direnişler geliştiriyordu. 1840-1859 yılları arasında ise Kuzey Kafkasya’nın yazgısı şekilleniyordu. Bir uçtan bir uca ülke Rus saldırılarıyla işgal altına çekilmek isteniyordu. 1864’lere girildiğinde; kan, katliam, kırım altında ülke topraklarında halk topyekûn sürgün ediliyordu. Geride kalanlar ise Rusya’nın başka bölgelerine dağıtıldılar. Çarlık, o yüzyılda bütün halklara zulüm uygulamış, Rusya’yı milliyetler hapishanesine çevirmişti.

Sayı: 2012 04
Yayınlanma Tarihi: 2012-04-01 00:00:00