Ortadoğu’nun yeniden inşası

0
28

Eylem Akdeniz* –

Egemenler açısından Ortadoğu, hamlelerin hesaplandığı bir satranç tahtasını andırıyor. Aslında tablo çok da karmaşık değil. Hatta tam tersine,dünyadaki yeni kamplaşmanın Suriye üzerinden çok net okunabileceğini söylemek mümkün. Nihayetinde saflar belli: Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin başını çektikleri NATO kampının karşısında Çin ve Rusya destekli İran, Lübnan ve Suriye cephesi yer alıyor.

Savunma Sütunu Operasyonu, Türkiye’nin bölgeye yönelik emperyal hevesleri ve  liderlik düşlerinin de sonunu getirmişe benzer. Nitekim Erdoğan hükümeti savaşın en büyük kaybedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Hükümetin İsrail ve Filistin arasında arabuluculuk girişimi diplomatik açıdan başarısızlıkla sonuçlandı. Türkiye’nin Müslüman Kardeşler hamiliğine soyunarak bölgede itibar elde etme çabasından rahatsız olan Körfez monarşileri, kendileri için en uygun ortağın Mısır’ın Müslüman Kardeşler kökenli Mursi iktidarı olduğu konusunda hemfikir. İktidara gelir gelmez, “devrimimizi ihraç etmeyeceğiz” mesajları vererek bölge monarşilerini rahatlatan Mısır’ın yeni devlet başkanı Mursi, ABD’den gelen para yardımı olmadan iktidarda uzun süre kalamayacaklarının farkında. Ehlileştirilmiş bir Müslüman Kardeşler hem Mısır’da hem de Hamas özelinde Filistin’de ABD/NATO cephesinin işlerini epey kolaylaştırıyor.

Ortadoğu açısından en önemli gelişme, ABD’nin bayrağı İsrail gibi kadim müttefiklere ve Mısır gibi yeni ortaklara devrederek bölgedeki ağırlığını hafifletme yoluna gitmesi. Obama hükümeti tıpkı Soğuk Savaş dönemindeki gibi, yeni bir “kuşatma stratejisine” hazırlanıyor. Çin’in etkisini frenleme hedefi güden bu kapsamlı strateji, Ortadoğu’dan tedrici bir geri çekilişi ve ağırlığı Asya-Pasifik’e kaydırmayı öngörüyor. Uluslararası ilişkiler alanında çalışan birçok gözlemci, ABD’nin yeni yönelimine uygun düşen kavramın “geri çekilme” değil Ortadoğu’daki “rolünü hafifletme” olabileceğinin altını çiziyor. Obama’nın başkan seçilir seçilmez ilk yurtdışı gezisinin Tayland, Myanmar ve Kamboçya ziyaretlerini içeren Asya turu olması, Çin’e karşı yeni müttefikler yaratma mücadelesinin ilk adımı olarak değerlendiriliyor.

ABD’nin dış politikada ağırlığının Ortadoğu’dan Asya Pasifik’e yönelmesi, Ortadoğu coğrafyasındaki işbirlikçi aktörlerin birbirlerinden rol çalma konusunda kıyasıya bir mücadeleye tutuşacakları bir sürecin ilk işaretlerini veriyor. Bölge dışı bir aktör olarak Fransa’nın şimdiden hazırlıklara başladığı da bir süredir konuşuluyor. Sömürgeci geçmişi sebebiyle bölgeyi iyi tanıyan Fransız devleti için, Körfez sermayesi iktisadi krizin üstesinden gelmede işe yarar görülüyor. Nitekim kısa bir süre evvel Suriyeli muhaliflerin Paris’e büyükelçi atamaları Fransa’nın çoktan kolları sıvadığının bir göstergesi. Türkiye’nin bu rol kapma mücadelesinde şansı olduğunu söylemek oldukça güç. İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi, Türkiye’nin bölgedeki pozisyonunu en iyi özetleyen cümleyi sarf etmiş: “Türkiye toprağı demek, NATO toprağı demek.” Bölge halkları ve ezilenler açısından bu söz, yeterince şey anlatıyor.

* Yrd.Doç.Dr.
İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Öğretim Üyesi.
Lisans ve yüksek lisans eğitimini ODTÜ Siyaset Bilimi bölümünde tamamladı. Doktora derecesini Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nden aldı. Türkiye’nin Siyasal Yapısı, Ortadoğu ve İsrail üzerine çalışıyor.

 

Sayı : 2012 12

Yayınlanma Tarihi: 2013-01-01 00:00:00