New Jersey’de zexes

0
210

Çağdaş dönemin önemli yazarlarından Marcel Proust, yedi ciltlik dev eseri Kayıp Zamanın Izinde’de çaya batırdığı madlen kurabiye ile beraber yıllar sonra çocukluğuna geri dönen kahramanın hikayesini uzun uzun anlatır. Bu dönüşü, daha doğrusu hafızasını tetikleyen, yediği kurabiyenin kokusudur. Proust’un kahramanı, romanın sonunda yaşadığı zamana tekrar geri döner. Biz de roman boyunca, kahramanın geçmişle aslında şimdiki zamanını yazarla birlikte inşaa ederiz. Bazen bir koku, bir küçükk anekdot, farkına varmadan zihnimizin karanlıklarına hapsettiğimiz anılarımızla karşılaşmamıza neden olabilir. Kimliğe de bu minvalden bakarsak şayet, meselenin sosyolojik, antropolojik ve hatta siyasal alanda anlamını paranteze alarak -ki Jıneps’te yazılar, mülakatlar, röportajlar alanın uzmanları tarafından defalarca yazıldı- Proust’un kahramanının yaşadığı bir deneyimle karşılaşmamız olasıdır. En azından benim icin kimliğin, etnik kimliğin daha net ifade ile Çerkesligin anlamı, çocukluğa dair yasadiklarımdır. Çocukluk insanın hep olmak istediği, orada kalmayı arzuladığı, gerçekle masalın içiçe geçtiği anlar toplamıdır. Kısacası şimdi dönüp baktığımda iyi olan şeylerin toplamıdır. Eğer biraz sanslıysanız, bir Çerkes köyünde çocukluğunuzu geçirdiyseniz, evinizde bir de anneanne, babaanne, dedenizle de olduysa sizden iyisi yoktur.

Bana tıpkı Proust’un kahramanının yediği madlen kurabiye etkisine benzer etkiyi yapan ise New Jersey’de misafir olduğum Ali abi ve Songül ablanın evinde geçirdiğim akşam toplantısıydı. Evde kurabiye yerine geleneksel Çerkes yemeği haluj vardı gerçi ama bundan da önemlisi artık yerlisi olduğunu kabul ettiğim Türkiye’den kilometrelerce uzakta bir araya geldiğimiz Çerkesler vardı. Daha önce hic karşılaşmamış olmanız, akrabalık bağı ile bağlı olmamanız, ayni siyasal çizgide olmamanız, hatta aynı jenerasyondan olmamanız bile sizin aynı dili konuşmanıza engel olmuyordu. Mansur abi, İlker abi, Ali Berzeg, Ali Oğuz, Songül abla ile tadına doyulmaz bir sohbetin tanığı olmuştum. Diasporada yaşayan, geçmişinde sürgün olan halkların ortak kaderi bir araya geldiklerinde hafızalarında olan yakın tarihlerini anlatmak oluyor sanıyorum. Sınırların ötesinde herkes öncelikle düne, geçmişe dair yaşadıklarını, birlikte olduğu güzel insanları, ortak tanıdıkları anlatmaya başlıyor. Çerkes iseniz muhakkak ortak bir tanıdığınız da oluyor, bu ortak tanıdık bazen en yakınlarınız bile olabiliyor. Geçmişe dair başlayan sohbet Kafkaslara, Maykop’a, Abhazya’ya, Tiflis’e, Suriye’ye, Düzce’ye, bugünün siyasal gündemine, gelecekte olası seneryolara varıyor. Yaşadığınız yerden kilometrelerce uzakta sizinle aynı etnisiteye mensup insanlarla kurduğunuz bu sıcaklık, beri taraftan sizin yakın geçmişte nasıl paramparça dağılmış olduğunuz acı gerçeğini de gösteriyor. New Jersey’de, bana çocukluğumun o güzel zamanlarını anımsatan Songül abla başta olmak üzere Ali abi, Ilker abi, Mansur abi ve Ali Berzeg’e ilgilerinden ve yakınlıklarından dolayı çok teşekkür ederim. Thavyapsow.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here