ABD Adalet Bakanlığı, 1996 yılında silahsız iki uçağın Küba Hava Kuvvetleri tarafından düşürülmesiyle hayatını kaybeden 4 ABD vatandaşının dosyasını yeniden açarken, okları Küba’nın 94 yaşındaki eski devlet başkanı Raúl Castro’ya çevirdi. Castro’nun 4 kişiyi öldürmekten yargılanacağı ve Raúl Castro için Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro gibi bir sonun hazırlandığı düşüncesini doğuruyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio 21 Mayıs’ta Küba’yı uyararak, Washington’un komünist sistemi değiştirmeye tamamen odaklandığını belirtti.
Yaşanan gelişmeler üzerine 22 Mayıs’ta Küba’da binlerce kişi, Raul Castro’ya destek vermek amacıyla ABD Büyükelçiliği karşısında toplandı. Jose Marti Anti-Emperyalist Meydan’da bir araya gelen Kübalılar, ABD’ye ve ada ülkesine uygulanan ambargolara tepki gösterdi.
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, X hesabından yaptığı paylaşımda, Castro’ya destek açıklamasında bulundu. Diaz-Canel paylaşımında, “Küba ve Raúl için Anti-Emperyalist Meydan’dayız. Bunun hiçbir hukuki dayanağı olmayan siyasi bir eylem olduğunu düşünüyoruz. Bu girişim, askeri saldırganlığı meşrulaştırmak amacıyla uydurulan dosyayı büyütmekten başka bir anlam taşımıyor” ifadelerini kullandı.
Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez de açıklamasında, ABD’nin Castro’ya yönelik suçlamalarının “iftira” niteliği taşıdığını belirterek, “ABD hükümetinin son asılsız suçlamaları karşısında, Küba Devrimi’ne ve Raúl Castro’ya olan koşulsuz desteğimizi göstermek amacıyla mitinge katıldık” dedi.
“Psikolojik yıpratma savaşı” uygulanıyor
ABD’nin Küba’ya yönelik politikası, uluslararası arenada güçlü bir tepki dalgası yarattı. Dünyanın dört bir yanından devlet liderleri, siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri, ABD’nin saldırgan adımlarına karşı net bir tutum alarak ada halkıyla dayanışma içinde olduklarını ilan etti.
Meksika, Rusya ve Vietnam gibi ülkeler, ABD’nin kendi iç hukukunu uluslararası hukukun üstünde dayatmasını sert bir dille eleştirerek, ekonomik abluka yoluyla Küba halkına sistematik biçimde zarar verildiğini vurguladı ve tek taraflı ablukanın derhal kaldırılması çağrısında bulundu.
Sürecin siyasi boyutuna dikkat çeken Latin Amerika, Avrupa, Asya ve bizzat ABD’deki sol partiler ile ilerici örgütler, Castro’ya yöneltilen suçlamaların tamamen siyasi saiklerle üretilmiş bir “psikolojik yıpratma savaşı” olduğunu belirtti ve Küba’nın ABD tarafından hazırlanan düzmece “terörü destekleyen devletler” listesinden derhal çıkarılmasını talep etti. En zor zamanlarında Afrika halklarıyla dayanışma sergileyen Küba’nın yalnız bırakılamayacağını vurgulayan Zimbabve ise ekonomik yaptırımların, birer “kitlesel acı çektirme aracı” olarak kullanıldığını ifade etti.







