“Çeçen Anneleri” başkanı Moskova’da saldırıya uğradı

0
274

“Çeçen Anneleri” adlı Çeçen sivil toplum organizasyonunun lideri Madina Magomadova, Rusya’nın başkenti Moskova’da kimliği belirsiz iki kişi tarafından saldırıya uğradı ve kaçırılmaya çalışıldı.

Konuyla ilgili açıklama yapan Madina Magomadova, “Rus-Çeçen Savaşı’nın başlamasından bu yana Çeçenya’da ortadan kaybolan sivillere adanmış uluslararası bir fotoğraf sergisinin hazırlıkları üzerine görüşmek amacıyla 8 Haziran günü saat 17.00′de Moskova’daki bir lokantada bir gazeteci ile buluştum. Zira, Çeçen annelerinin çocuklarının akıbetlerinden bihaber geçirdikleri süre 14 Aralık’ta 20. yılına girmiş olacak ve bu korkunç yıldönümü münasebetiyle, Avrupa’da ve Rusya’da bir fotoğraf sergisi açmayı planlıyoruz. Görüşmemizin sonlarına doğru, yan masamızda oturan iki gencin tuhaf davranışı dikkatimizi çekti, biz ne zaman konuşmaya başlasak onlar susuyordu. Bu nedenle görüşmemizi kaydettiklerini düşünerek sohbetimizi noktalamaya karar verdik ve lokantadan ayrıldık.

Biraz ilerdeki dörtyolda, gazeteci arkadaşım Lubyanka Metrosu istikametine doğru gitmek üzere benden ayrıldı, ben de Maroseyka Caddesi’ne doğru devam ettim. Kısa bir süre sonra, o iki genç Lada marka bir araç ile yanıma yaklaşarak arabaya binmemi önerdi. Kim olduklarını sorduğumda, zamanla öğreneceksin diye cevap verdiler. Tekliflerini reddettim ve o zaman içlerinden birisi beni kolumdan çekerek arabanın içine tıkmaya çabaladı. Ancak ben direndiğim için şoför arabadan çıkarak diğerine yardıma geldi. Ben çığlık atmaya ve yardım istemeye başladım. Yoldan geçenler ne olduğunu sormaya başladı ve gençlerden birisi: “Seni ilgilendirmez, benim kız kardeşim!’ şeklinde yanıt verdi. Ben de çığlık atarak: ‘Doğru değil, kim olduklarını bilmiyorum, beni kaçırmaya çalışıyorlar’ dedim. Çığlıklarım sayesinde yoldan geçen kalabalık gençlerden bana zulmetmeyi bırakmalarını yoksa polisi arayacaklarını söyleyince, beni kaçırmaya çalışanlardan birisi, beni kaldırıma doğru fırlattı ve hemen arabaya binerek hızla oradan uzaklaştılar. Kaldırıma düştüğümde başımı çarptığım için kısa bir süre bilincimi yitirdim. Kendime geldiğimde, yanımda iki bayan vardı, bana yardım ettiler ve ambulans çağırmalarını isteyip istemediğimi sordular ama tekliflerini reddettim. Bir süre benimle birlikte yürüdüler, ardından kendi başıma devam ettim. Eve varır varmez, buluştuğum gazetecinin nasıl olduğunu öğrenmek için, ona telefon ettim, herşey yolundaydı. Başıma gelenleri ona anlatmaya korktum, böylelikle onu tehlikeye atmamış olacaktım çünkü telefon görüşmelerimiz dinleniyor olabilirdi.

Polise bile gitmeye korktum, çünkü beni kaçırmaya çalışanların kim olduklarını ya da planlarının ne olduğunu bilmiyorum. 10 Haziran günü, aynı gazeteci ile yeniden buluştum ve başımdan geçenleri anlattım. Yüzümdeki yara izlerini fotoğraflayarak bir travma merkezin gitmemi ve muayene olmamı önerdi. Yoğun bir stres altında olduğum için, korkunç bir başağrısı ve dizimdeki yoğun acıya rağmen muayeneye karar vermek bile çok zor oldu. 12 Haziran günü kendimi daha iyi hissediyordum ve muayene için bir travma merkezine gittim. Halen hayatım ve özgürlüğümün tehlike altında olduğunu düşünüyorum” dedi.

©Waynakh Online

 

Sayı : 2013 07