Soykırımın binbir yüzü

0
177

“Çerkes sorunu”nu görmezden gelen Rus politikacılar, güneydoğu Ukrayna ve Kuzey Osetya’daki soykırımdan söz ediyor. Rus yetkililer böylece soykırım temasını yeniden gündeme getirdiler. Üstelik bunu Çerkeslerin “Yas Yılı”nda yaptılar. 150. yıldönümü etkinliklerinin yetkililer tarafından engellenmeye çalışıldığı da biliniyor.
Adil Rusya Partisi Başkanı Sergei Mironov, güneydoğu Ukrayna’da soykırım yaşandığına dair bir dilekçeyi Duma’ya sunacaklarını açıkladı. RIA Novosti ajansına konuşan Mironov, “Ukrayna yönetiminin kendi halkına karşı takındığı tutum ve soykırıma varan operasyonları ile ilgili belgeler toplamalıyız” dedi.
Bu açıklamanın ardından Rusya Federasyonu Soruşturma Komitesi’nin de (RFSK) 2008’de Güney Osetya halkına soykırım uygulamaları nedeniyle, Gürcistan eski Cumhurbaşkanı Mikheil Saakaşvili ve bazı yöneticiler hakkında uluslararası tutuklama kararı isteyeceklerine dair bir haber çıktı. ITAR-TASS Haber Ajansı, RFSK sözcüsü Vladimir Markin’in “Soruşturma Komitesi’ne göre, Başkan Saakaşvili, Savunma Bakanı Kezeraşvili, İçişleri Bakanı Merabişvili ve bazı üst düzey yetkililerin Güney Osetya’da yaşayan Osetleri tamamen yok etmeyi amaçlamıştır” dediğini aktardı. Sonrasında bu haber kısmen yalanlandı ve Markin RIA Novosti’ye yeni bir açıklama yaparak, “Devlet başkanlarının dokunulmazlığı vardır, Saakaşvilinin de. Dolayısıyla tutuklama çağrısı konusunda Güney Osetya’da yaşananlarla ilgili ‘diğer yetkililer’ olarak çağrı yapılması için karar alınacak” dedi. ‘Diğer yetkililer’, Ceza Kanunun’nun 105. (sivil ve arabulucuların öldürülmesi) ve 357. (soykırım) maddeleriyle suçlanıyor. Yani RSFK, Gürcistan yönetiminin 2008 yılında Güney Osetya halkına yaptıklarını bu şekilde nitelendiriyor.

Çelişik tanımlamalar
Uluslararası yasaya göre soykırım; bir milletin, etnik, dini bir grubun veya bir ırkın tamamını veya bir bölümünü yok etmek amaçlı yapılan şu eylemlerdir:
a) Gruba mensup olanların öldürülmesi;
b) Grup mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi;
c) Grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak, yaşam şartlarını kasten değiştirmek;
d) Grup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak;
e) Gruba mensup çocukları zorla bir başka gruba nakletmek;
Yukarıdaki eylemler Ceza Kanunu’nda “zorla yerleştirme” maddesinin bütünleyicisidir. Bu durumda devlet, Stalin’in halkları sürmesini, Kazaklara baskı yapmasını da soykırım olarak kabul etmektedir. Ama biliyoruz ki uluslararası yasalara ve hatta Rusya yasalarına göre “soykırım” olarak görülse de Çerkeslerin sürgünü henüz kabul edilmemiştir. Kafkasya uzmanı, tarihçi Vladimir Bobrovnikov bu çelişkiyi şöyle açıklıyor: “Bu yasa her ne kadar 1948’den önceki suçları kapsamasa da bazı hukukçular ve tarihçiler buna karşı çıkmaktadır. Mesela 1. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı yetkililerince Ermeni ve Rumlara uygulanan katliamlar soykırıma dayandırılıyor ama daha öncekiler için geçerli olmuyor. Bu nedenle Çerkes sürgününü de kapsamıyor.”
Rus tarihçi ve yazar Jacob Gordin ise aksini savunuyor: “Rusya çok daha önceden soykırım gerçeğini kabul etmeliydi. Her türlü yasal hileyi kullanarak, soykırıma soykırım demeyen hukukçular olabilir ama bence bunlar saçmalık. Birileri otokratik Rusya ya da Sovyet rejiminin işlediği suçlardan bahsettiğinde, demokratik bir hukuk devleti olduğunu söyleyen bugünkü Rusya yönetimi kendini incinmiş hissetmemelidir. Bunu yapamıyorsak demokratik olduğumuzu iddia etmemeliyiz.”
Görülüyor ki “Kafkasya’nın pasifizasyonu” devam ediyor. İktidarın tutumuna bakılırsa Kuzey Kafkasya halkı ile olan ilişki “eşit vatandaşlık” değil “fethedilmiş halk” düzeyinde sürecek.
Bu bağlamda, Çerkes soykırımının tanınması ancak emperyal ve sömürgeci düşünceleri yenmekle mümkün olacak. Rusya, komşu ülkelerinde gerçekleşen soykırımın tanınması için mücadele ederken, kendi vatandaşlarıyla daha da yakınlaşmak için neden aynı hevesi duymuyor?
(kavpolit.com: Gazeteci Badma Byurchiev’in makalesinden)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here