Çerkes adaylardan seçim değerlendirmesi

0
147

Çerkes kimliği ile HDP’den aday olan Birgül Asena Hızal, Neslin Gümüş, Bülent Uluer, Cumhur Atay ve Metin Kılıç’tan seçim sonuçlarını değerlendirmelerini istedik


Ülke ve halklar için iyi bir sonuç alınmıştır

7 Haziran seçimlerini HDP üzerinden ve Çerkesler cephesinden kısaca değerlendirmeye çalışacağım. Hükümet ve devlet sanki bu günkü sonuçları görmüş gibi (bence yaklaşık olarak durumu kestirebiliyorlardı) HDP’ye saldırı kampanyasıyla seçim hazırlıklarına başladılar. Parti olarak seçime girilmesinin risk olduğu vs. argümanlarla bu günkü sonucun alınmasını engelleme çabasına giriştiler. Türkiye Partisi olma iddiasındaki bir yapının bunlara itibar etmeyip kendi gücüne ve programına güvenmesi ve halklarla olan ilişkilenmesi sonucu bu günkü tablo ortaya çıkarılmış oldu. Şüphesiz ki bu sonuç yıllarca yürütülen mücadelenin sonucuydu.

Bu seçimler Çerkesler için milat olmalı diyerek yola çıkmamıza rağmen buna uygun örgütlenme ve düşünce yapısını geliştiremediğimiz için istediğimiz sonucun çok uzağında kaldık. Yalnızca HDP özelinde değil genel olarak da Çerkeslerin bu seçimlerde gözardı edilmesi başlı başına değerlendirme konusu olmalıdır. Genel değerlendirmeleri başka arkadaşlarında yapacağını düşünerek, aday olduğum Bursa HDP çalışmaları ve Çerkesler cephesinden birkaç şey paylaşmak isterim.

Çerkesler olarak sağlıklı bir aday belirleme süreci maalesef yürütemedik. Birbirinden kopuk ve birbirini tanımayan yapılar (her ne kadar yapılaşma sürecini tamamlayamamış olsa da) ve bireyler olarak HDP’den altı Çerkes aday çıkarıldı. Ancak genel olarak bakıldığında seçilebilecek yerden aday gösterilmediği düşüncesi Çerkesler arasında hâkimdi. Bence bunun iki nedeni vardı. Birincisi Çerkeslerin örgütlü olarak HDP içerisinde yer alamayışı ve ikincisi de HDP’nin Çerkesleri yeterince algılayamamış olmasıdır diye düşünüyorum. Bu eksiklikte HDP içerisinde çalışan bizlerin de yeniden bir durum değerlendirmesi yapmamız gerektiği açığa çıkmıştır.

Aday adaylığı sürecinden adaylığa geçiş sürecinde ve sıralamaların yapıldığı süreçte hiçbir çaba sarfetmememiz bir eksiklik olarak bugün karşımıza çıkmıştır. Bu süreçte gereken örgütlülük ve buna bağlı girişimler yapılabilseydi, bugün sonucun Çerkesler açısından daha farklı olabileceğini söyleyebilirim. Bu arada adaylık başvurusunda bulunan arkadaşların hemen hemen hiç birinin birbirinden haberdar olmaması da işte bu örgütsüzlüğün vahim bir sonucudur. Maalesef bu duruma, adaylıkların belli olması sonrasında da, birlikte hareket ederek belli ölçüde irade koyamadık.

Birkaç Çerkes aday olarak 21 Mayıs sürecinde Mardin’e davet edilmemiz azda olsa bir yakınlık sağladıysa da çok zayıf kalmıştır. Aslında bunu bile değerlendirerek tüm adayların birbirine nasıl destek olacağı ve adayların etrafında Çerkeslerin nasıl bir destek grubu oluşturması gerektiği kısa süreliğine de olsa sağlanmalıydı. Eğer bunu gerçekleştirebilmiş olsaydık Çerkeslerin taleplerini daha görünür kılabilirdik. Hem HDP’nin hem de Türkiye kamuoyunun dikkatini çekebilirdik. Tabii bu konuda örgütlü kurumlarımızın da(derneklerimiz, federasyonlarımız ve vakıflarımız) bizlere destekvermeliydi. Bu destek, Çerkeslerin taleplerini dillendiren adaylar üzerinden olmalıydı. Bu arada Çerkesbağımsız adayların durumu da ayrı bir değerlendirme konusudur.

Bursa özelindeki çalışmalara gelince, durum yukarıda belirttiğimden çok farklı değildi. Bursa’dan aday adaylığı başvurumu yapmama rağmen, başka bir ilden aday gösterilme ihtimalini de değerlendirerek, il seçeneğini boş bırakarak başvurumu yaptım. Ama sonuçta Çerkes olmamdan kaynaklı, Bursa’da daha rahat çalışma yürütebileceğim zannıyla genel merkez adayı olarak Bursa’dan ikinci sıra vekil adaylığım açıklandı. Bursa’da çalışmalara katılmada Çerkes aday olarak yalnızlık çektiğimi belirtmek istiyorum. Seçim çalışmalarının tamamında, Çerkes aday olduğumu ve taleplerimizi her platformda dile getirmeye çalıştım. Yerelde, Bursa Çerkes Derneği ve birkaç Çerkes köyünü ziyaret ederek, seçim çalışmalarını yürütmeye çalıştım. Bu çalışmalar esnasında şunu gördüm ki Çerkeslere özgü bir çalışma yürütülecekse adayın etrafında yerel çalışmayı koordine edecek bir çalışma grubunun oluşturulması gerekiyor. Biz bunu yerelde gerçekleştiremedik. Teoride bunun olması gerektiğini bilerek ve dillendirdiğimiz halde bunu başaramadık. Adaylığımızı desteklediğini söylemesine rağmen bu pratik çalışmada görünür olmamayı istemelerini umarım ileri süreçlerde kırmayı başarırız. Tüm bunların yanında İstanbul’dan zaman zaman çalışmalarımıza bizzat katılarak ama her zaman diyalog halinde olduğumuz Yaşar Güven ve Ankara’dan sürekli desteğini esirgemeyen Mefewud Nartan arkadaşlarıma özel olarak teşekkür ederim. Bu arada Anavatandan desteklerini belirten başta Yedic Mehmet olmak üzere tüm arkadaşlarımı, dostlarımı minnetle anmak isterim. Sayın Sezai Babakuş’un da bir günlüğüne de olsa çalışmalara katılmak isteğini (her ne kadar yurt dışından gelen misafirlerinden dolayı programı müsait olmasa da) anlamlı bulduğumu ve motivasyon sağladığını belirtmek isterim.

Bursa genelinde yürütülen çalışmanın, cumhurbaşkanlığı seçiminden daha iyi yürütülmesine rağmen beklenen sonucu alamadığımızı belirtmek isterim. Bir yönüyle Bursa’dan bir vekil çıkarılması başarı gibi görülse de potansiyelin daha yüksek olduğu bir yerden alınan sonucun tatmin edici olmadığını düşünüyorum. Bundaki ana etkenin yurtsever hareketin kendini içe kapatması, oy potansiyeli olan kesime kendimizi ifadede ve ulaşmada kendini sınırlamasıydı. HDP Bursa il örgütlenmesinin, Bursa’dan bir vekilin çıkması bile bir başarı olarak algılanması var olan potansiyeli harekete geçirmede tutuk kalmıştır.

Tüm bu eksiklerine rağmen HDP olarak ülke genelindeki başarı hepimizi sevindirmiş ve ülke için, halklar için iyi bir sonuç alınmıştır. Özelde Çerkesler, genelde de HDP için çıkarılması gereken sonuçlar vardır. Bunda sonraki süreci, çıkaracağımız doğru sonuçlarla, birlikte örgütleme iradesini ortaya koyabileceğimiz inancıyla tüm dostlarımı, mücadele arkadaşlarımı selamlıyorum.

Metin Kılıç
Bursa HDP Milletvekili Adayı


Haziran Seçimleri ve“Biz”ler

Partimiz HDP’nin milletvekili seçimlerinde Sakarya’da aldığı %3 oy ilk bakışta çok az görünse de yerel seçim sonuçlarına kıyasla neredeyse dört misline çıktığı düşünüldüğünde başarı sayılmalıdır. Barajı açık farkla geçtiğimiz anlaşıldığında Sapanca İlçe Seçim Kurulu önündeki partili yoldaşlarla paylaştığımız sevinci asla unutmayacağım. Bütün provokasyonlara rağmen ülkemiz için önemi son derece büyük olan bu seçimlerden partimizin alnının akıyla çıkması hepimize kutlu olsun. Buna ek olarak Sakaya gibi sağcı seçmenin büyük bir çoğunluğa, maddi ve manevi baskı yapma potansiyeline sahip olduğu bir ilde seçimleri nispeten olaysız geçirdiğimiz için de başta parti il ve ilçe yöneticileri olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Çerkes/Abaza asıllı nüfusun en yoğun olduğu illerden biri olan Sakarya bunu seçim sonuçlarına göre ilk beş sırayı alan partilerden dördünün birinci sırasında Abaza adayların bulunmasıyla, ayrıca bir de bağımsız adayımızın olmasıyla belli etti. Partili olanlardan ikisi milletvekili seçildi. Bizim partimiz bu ilde henüz milletvekili çıkaracak seviyede olmasa da Türkiye geneline elinden gelen katkıyı sağlamıştır. Bu seçimde ilimizde Abaza adayların çok olması oyların bölündüğü değil, bunların sınıfsal konumunun, buna bağlı olarak da fikirlerinin kurulu düzenin partilerinde siyaset yapmalarını normalleştirdiği, bu bağlamda da birleştikleri anlamını taşımaktadır.

Kaffed’in yayınladığı sekiz maddelik taleplerimize bir madde daha eklenerek HDP tarafından kabul edildiği ve parti broşürü olarak bastırıldığı Sn. Orhan Sarı başkanlığındaki Sakarya Kafkas Derneği Yönetim Kurulu ziyaretimizde anlatılmış ve takdirle karşılanmıştı. Bu broşürler Kefken-Babalı’daki anma töreninde dağıtıldı ve orada görüştüğümüz KAFFED Başkanı Sn. Yaşar Aslankaya başta olmak üzere herkes tarafından ilgi gördü. Bu talepler doğal olarak başka hiçbir parti tarafından resmen kabul edilmediği için, seçilen Çerkes/Abaza milletvekillerinin bu konularda bireysel olarak önemli birşey yapamayacağını herkes biliyor. Çerkes/Abaza halkı Mecliste yine bu talepleri benimseyen HDP grubundan fayda beklemelidir.

Yeni dönemde Ankara’da Çerkes taleplerinin partimizin öncelikleri arasında yükselmesi için bunları gündeme taşıyacak ve takip edecek temsilci(leri)mizin olması gerekir. Bunlar HDP’nin bu taleplerle ilgili meclis önergeleri hazırlamasına yardımcı olmalı ve bunların diğer partilerin Çerkes milletvekilleri tarafından desteklenmesini sağlamalıdır. Bu temsilcinin parti MKYK ve/ veya KAFFED üyesi olması ve bu girişimi üstlenmesi önemlidir. Önümüzdeki yasama döneminde taleplerimizle ilgili somut gelişmeler sağlanmalı ve bunlar ülkedeki tüm Çerkes halkına duyurulup oya dönüştürülmelidir.

Bu arada seçimlere ÇDP’den veya bağımsız giren adaylarımıza da seslenmek istiyorum. Azınlık bir halkın haklarını koruması ve varlığını sürdürmesi bize kucak açtılar, biz azınlık değiliz, vs. diyerek tek başına başarabileceği bir iş değildir. Benzer kaderi paylaşan halklar ve gruplarla bir araya gelinmesi zorunludur. Bu da ancak HDP gibi radikal demokrat, insan haklarını, emeği, çevreyi, her türlü kimliği ve barışı egemen sisteme karşı savunan bir partide mümkün olabilecek bir şeydir. Sadece etnik kimlik üzerinden siyaset yapmak uzun vadede halkımıza hiçbir şey kazandırmayacak, pratik bir başarısı olmayacaktır. O nedenle halkımızın çıkarlarını siyasetin içerisinde savunmak isteyen soydaşlarımı partimize davet ediyorum. Yaşasın halkların kardeşliği. YA HEP BERABER, YA HİÇ BİRİMİZ!

Cumhur “Atsoko” Atay
Sakarya HDP Milletvekili Adayı


8 Haziran 

Aylardır tartıştığımız 7 Haziran seçimlerini hep birlikte tamamladık ve şimdi sonuçlar karşımızda.

Bu noktada; 6 Haziran’dan bugüne hayatımızdaki en temel değişiklikler aşağıdakiler gibi gözüküyor; – Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlık yolundaki yürüyüşü gündemin birinci maddesi olmaktan çıktı.

– HDP barajı yıktı geçti.

– AKP’nin belirlemiş olduğu yeni statükonunda değişebilir olduğuna ilişkin bir umut yeşerdi.

– On üç senedir bildiğimiz haliyle ‘İstikrar’ bozuldu.

Ortaya çıkan yeni tablodan neyin doğacağını henüz bilmiyoruz ancak AKP halen birinci parti olmaya devam etse de güçler değişmiş görünüyor. Bu değişimin,daha önce temsil edilemeyenler lehine olduğu açıktır. Yeni mecliste artık azınlıkların, muhaliflerin, marjinallerin, başka bir dünyanın mümkün olduğunu düşünenlerin de sesi mutlaka duyulacaktır. Bu seslerin içerisinde bir Çerkes milletvekilinin de olması sanırım hepimizin ortak dileğiydi. Kendi başına bu dilek, bana göre, Çerkeslerin kendi kaderlerini tayin etme haklarına ilişkin tutumlarında çok önemli bir evreye geldiklerini gösteriyor.

Bağımsız adaylarımız, ÇDP adaylarımız, HDP adaylarımız ve diğerleri ile bitti seçim süreci. Şimdi hepimiz için karar zamanı; ‘düğün’ bitti deyip kendi en küçük odalarımıza gidip dedikodularımızı yapıp, küseceğimiz insanları mı seçeceğiz; ne yaptık ne yapamadık değerlendirip yola devam mı edeceğiz? Ben yola devam edileceğini ve değerlendirme sürecinde ezberlerimizi bir yana bırakmanın mümkün olduğunu düşünüyorum. Bu seçimde HDP’nin barajı yıkmasını sağlayan elbet birçok parametre var. Demirtaş’ın sakin, bilge, eğlenceli tavrının buparametrelerden biri olduğunu düşünüyorum. Seçim sonuçlarına ne kadar etkisi olduğunu bilemem ancak öncesini saymazsak, 30 yıldır savaşan insanlardan görmeye şartlandığımız saldırgan tavır değil bu. Demokrasi ve özgürlük talepleri yaygınlaştıkça konjonktürün kapılarında kilidi çevirebilecek anahtarlardan biri belki de birşeyleri farklı yapmak. Biz kendi anahtarlarımızı bulmak zorundayız. 300 yıl savaşmış, 150 yıl susmuş olma geleneğinden geliyoruz.Elbette verilen tüm emekler önünde saygı ile eğilmek gerekir ancak rengimiz kaybolmadan dünyaya karışsın istiyorsak bugünün sorusu; neyi farklı yapmamız gerektiğine ilişkindir.

HDP’nin seçim kampanyasına gelirsek; tüm adaylarımız için Çerkes kimliğimizle içerisinde yer aldığımız yepyeni bir deneyimdi. ‘Hepimiz Çerkesiz’ diye haykıran kadınlar duydum ben bu süreçte. Hiç tanımadığım halkların ‘ötekilerin’ de bize benzer dertleri yaşanmışlıkları olduğunu gördüm. Destek mesajları aldım. Biz istersek herşeyin mümkün olduğunu düşündüm. Ana dilinde selam vermenin kendi başına değer taşıdığı zeminde Çerkeslerin kendi politikalarını üretmeye yeltenmeleri gerektiğine olan inancım pekişti. ‘İnsan insanın kurdudur’ der Hobbes. Çerkes, Çerkesin neyidir birlikte öğreneceğiz.

Birgül Asena Hızal
Bursa HDP Milletvekili Adayı


Bu % 13, barış sürecinin teminatıdır

2015 Genel Seçimleri, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kritik ve en önemli seçimiydi. Bu zamana kadar kendini ifade etmekte zorlanan birçok platform ve üyeleri HDP aracılığıyla mecliste kendilerini temsil hakkı elde etti. Elbette bazı noksanlıklar olmuş olabilir fakat bu daha sonra tamamlanır.

HDP öncelikle çok önemli bir fonksiyon olarak, barış sürecinden yana,bu toplumda kavgayı dövüşmeyi, barışı, vicdanı temsil eden bir örgüt oldu. Kavgacı olmayan bir dille karşındakini dinleyen insanlar ve karşısındakini dinledikten sonra başkasından da “biz de öğrenebiliriz”i ön plana çıkarmış olan bir projedir HDP. Selahattin Demirtaş, bizim açımızdan HDP açısından, Türkiye siyaseti açısından bir şanstır. Selahattin’in en büyük özelliği öncelikle genç olması, sakin ve kavgacı olmaması, bir de bilgisiyle karşısındakileri ikna yeteneğine sahip olmasıdır. Bu özellikler her liderde bulunmuyor ve X parti ve sempatizanları “Selahattin keşke bizim partide olsa” diyebiliyor. Bunların hepsi toplumun bütününde sempatiye dönüşmesine sebep verdi. Sunduğumuz vizyon da toplumun beğenisini aldı.

Toplum HDP ile hırsızlığa, yolsuzluğa, özel güvenlik yasası gibi faşizan yasalara bir şekilde “HAYIR” dedi. Bizler bu kıymetli tavırların ne olduğunu iyi anlamalı vekonuşmalarımıza, davranışlarımıza buna uygun biçim bulmalıyız. Bizler, topluma bu zamana kadar hiç alışık olmadıkları, “o da yanlış bu da yanlış” diyerek negatif bir muhalefet olma yerine; -sonuçları aleyhimize olsa bile- halkların lehine olan her şeyi, pozitif olanı destekleyen olmalıyız.

Tarih yapılırken, yapanlar ne yaptıklarının farkında olmayabilirler, ancak ilerleyen zamandabizden sonraki yeni kuşak bunu değerlendirir. İşte bunlardan biri HDP’nin %10 barajını aşarak % 13 oy oranıyla meclise girmesidir. Çünkü bu %13, barış sürecinin teminatıdır. HDP’nin barajı aşması sadece Kürt ulusal hareketinin başarısı ya da toplumdaki barış sürecinin devamıyla sınırlı değildir, Türkiye siyasi hareketinin kaderi değişmiştir. Solun,ezilenlerin, en alttakilerin ilk defa mecliste temsil edildiği HDP’nin, çok partili rejim süreci içerisinde yaşanılmış olan en büyük eşiğin aşmasıyla, cuntanın toplumda becerdiği “bizden bir şey olmaz” görüşünü yırtıp “biz de becerebiliriz”e ikna olmaya başladık. Bir sonraki seçimde ise bu aşılmış olanı beşe ona katlama şansı elde ettik. Çünkü egemenlerin, karşıtlarının parlamentoya girmemesi için yapılmış olan %10 barajını, ilk defa hem de %13 ile aşabilecek bir güçte toplumsal muhalefetin var olduğunu göstermiş olduk.

Yapacağımız her şeyi bunun kıymeti üzerinden yapmalı ve konuşmalıyız. Her saat, her gün, her yıl biter, tabi ki insan ömrü de biter. Ama çocuklarımız, torunlarımız annelerine ve babalarına “harpte ne yaptın?” diye sorduğu zaman başı öne eğik olmadan cevap verebilmeliyiz.

Bülent Uluer
İstanbul HDP Milletvekili Adayı


Umudu yarınlara taşıdık

Evet, bir seçimi geride bıraktık. HDP olarak girdiğimiz seçim sonuçları bizi memnun etti. Bizler meclisteyiz artık.

Elbette daha iyi sonuçlar alabilir, daha güçlü bir blok, bir kanat oluşturabilirdik. Ancak diğer partilerle eşit koşullarda bir seçim süreci geçiremedik, geçirtilmedi. Partimize yapılan saldırılar bizim çalışma imkânımızı sınırladı. Daha çekingen ve daha temkinli olmamıza sebebiyet verdi.

Sakarya zor bir şehir. Bu şehirde yaptığımız çalışmalar, bizi frenleyen saldırılar, belirgin olmasa da kendimizi baskı altında hissetmemize neden oldu. Her şeye rağmen Sakarya’da seçim sonuçları bizleri, 18 bine yaklaşan oyumuzla memnun etti.

HDP gelecek seçimlerde daha güçlü olarak çıkacak, buna inanıyorum. Bizler, Türkiye’de yaşayan halklar olarak, Partimizi daha yakından tanıttık. Bizler halkız, çok daha güçlü gitmeliyizmeclise, demokrasi için, insan hakları için, çevre ve ekoloji için, sağlığımız ve eğitimimiz için, halkların kardeşliği ve eşitliği için, daha özgür daha yaşanılası bir ülke için bizler mecliste gücümüzü arttırmalıyız. Sesimizi son perdeden duyurmak için mücadele etmeliyiz.

Biz Kafkasya kökenli halklar olarak da, mecliste yer alabilir, kültürümüzün, anadilimizin geleceği ve teminatı için daha görünür olabilirdik. Mutlaka olacağız. Bu seçim dönemi Çerkeslerin egolarını ve önyargılarını kırdı esasen. Hoş olmayan tepkiler de olmasına rağmen halkımızla temas ettik, tanıdık, tanıştık, dinledik. Açıkçası en büyük Kafkas diasporasına sahip bu memlekette çeşitli görüşlerin ve çeşitli tepkilerin olmasını bekliyorduk, umutsuzluğa kapılmadık. Bizde bu zamana kadar eksik olduğumuza, Kafkas halklarının sorunlarına yeterince eğilemediğimize kanaat getirdik, yeni dönem için mesajımızı aldık. En önemlisi biz bir alternatif olarak konuşulur hale geldik. Bütün endişeler tartışılmaya başladı. Gelecek seçimlerde bunların aşılacağı ve daha görünür hale gelebileceği ümidini taşıyor ve inanıyorum.

Gelecek seçimlere yönelik şimdiden bir çalışma başlatılmalı, daha çok emek vermeliyiz, daha güçlü çıkmalıyız bu yola. Başarımızı arttırmalıyız. Ha Marje!

Neslin Gümüş
Sakarya HDP Milletvekili Adayı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here