Kafkas Diasporası Yayınlarından Seçmeler Aralık 2015

0
250

Çerkeslerin Temel Tarihte Rolleri ve Amazonlar

Dr. Vasfi GÜSAR

Bölüm 2

HERODOT (Herodotes); Milattan yani Hazreti İSA’nın doğumundan 484 yıl önce doğmuş ve 425 yıl önce ölmüştür. Kitabında Çerkeslerin adlarını ve dallarını şöylece gösterir:

MEOT (Maootes), ASPUGİANİ, SİNDİ, SERSET, SİRKAS, AKHE (Acheen), GİKES, ZİKH HENİOKH, ABASGİ (6). Ve bunların Kafkasya’da varlıklarının tarihten çok eski zamanlara dayandığını da ekler.

STRABON; kitabında Çerkes dalları arasında ASPURGİYANİ, TOREA, SİND, SİRKAS ve AKHE’lerden bahseder (7). MORGAN da öyle.

MEOT’lar; PALUS MAEOTİS (Azak denizi) kıyılarında ve çevrelerinde otururlardı. Tarih yazarları; bunların milattan önce altıncı asırdan başlayarak milattan sonra altıncı asıra kadar MAEOT adını değiştirmeden zikretmişlerdir. Bazı yazarlar MAEOT’lara İskit (SCHYTES) de derler. Hakikatta İSKİT’ler çeşitli milletlerin bir toplum federasyonu idiler. Tarihçiler bunların İskitlere komşu olduklarını ve İskitlerin çoğunluğunun ARİ (Arienne) bulunduklarını yazarlar ve şöyle derler:

“Eski müelliflerin ve Hipokrat gibi tarihçilerin bu kavimlerin ahval ve âdetlerine (geleneklerine) ve şemailine verdikleri malumat bunların kısmi küllisinin (çoğunluğunun) Ahilerden olduklarını isbât etmektedir”. (8).

Herodot; “İskitlerin sınırları Palus Maeotis (Azak denizi), Tanais’ten (Don nehri) İster (Tuna) nehrine kadar uzar ve Kuzey Kafkasya’da da oturdukları yerlerin bir kısmı vaktiyle Kimmerlerin (Cimmeriene) yurdu idi” (9) der.

DUBOİS; Kafkasya’nın kuzeyinde birçok milletlerin oturduklarını yazar ve içlerinden MAEOT, SİND, KİMMER VE AMAZON’lardan açıklamalar yapar.

MAEOT’lerden bahseden ve 19. asrın başlarında Rusya’nın Paris sefiri olan Prens Karakin’in sekreteri bulunan Şopen (Chopen) eserinde:

“Maeot’larda kadınlar dahi silah kullanmayı öğrenirler, ata binerler, ok atarlar, kocaları ile beraber ava, savaşa giderlerdi. Bunlardan bir zamanlar (İlitus ve Kolipides) adında iki genç prensin kumandasında bir sefer heyeti Kafkasya’nın güneyine inmiş ve bunlardan tarihte ün salan Amazonlar meydana gelmiştir” (10) der. Ve AMAZON’ların MAEOT’ların torunları olduklarını belirtir.

MAEOT kelimesi; Adıghe (Çerkes) dilini inceleyen tanınmış Rus yazarı L. LOPATİNSKİY’nin dikkatini çekmiş ve S. MELNİKOF “Razvedenkof’un Spartokinler devrinde Kimmeri Bosporu” eseri hakkında yazdığı yayında MEOTİD kelimesini ADİGHE (Çerkes) dili ile izah etmiş ve demiştir ki “Bu sözü Adighece belirtmek mümkündür. MEİ pis koku ve YADE bataklık ve toplumu pis kokulu bataklıktır (11), kıyılarında kamışları toplayan suyu akmayan AZAK DENİZİ için. Bazı yazarlar da bu denize “MEOT BATAKLIĞI” derler.

Eski tarih yazarları (Hipokrat ve Strabon) MAEOT’ların memleketine İskitya dedikleri gibi halkına SAUROMATAE de derler. Fakat HERODOT bütün bu insanların sınırlarını ayrı ayrı göstermiştir. Herodot eserinde “Tanais (Don) nehrini geçen bir insan için oraları artık İskitya değildir. Nehrin geçilmesi ile ilk karşılaştığınız mıntıka Palus Maeotis. Yukarı taraf sonundan başlayarak Sauromatae kuzeye doğru on beş günlük bir seyahat kadar uzar” (12) ve “SAUROMATAE’ler, İskitlerin dilini konuşmakla beraber onu doğru dürüst konuşamıyorlar” (13) der. Bu bakımdan SAUROMATAE’ler İskit toplumunda ayrı bir etnik grup ve millettir.

Homer: “Toplanan prensler İskitlerin söylediklerini dinledikten sonra birbirleriyle müşavere ettiler. Sonra düşünceler karıştı, Sauromatae Budini ve Geloni Prensleri beraberdiler ve İskitlere yardım ettiler” (14) dediğine göre SAUROMATA’lar komşu ve müstakil bir müttefik idiler.

HEREDOT; “Sauromata’ların bir kısmı Kafkasya’dan küçük Asya’ya geçmişler ve Sinope’yi (Sinop) kurmuşlar ve çevreleri ile batı kısmını kapsamışlar ve Amazon adı altında Yunanlılarla yaptıkları bir savaştan sonra da yenilgiye uğramışlar. Yunanlılar esir ettikleri Amazonları alıp üç gemi ile Karadeniz’e (Akhin) açılmışlarsa da bu kadınlar yolda tayfalara karşı ayaklanarak hepsini öldürmüşlerdi. Fakat gemilerin yabancısı oldukları ve dümenleri, yelkenleri, kürekleri nasıl kullanacaklarını bilmedikleri için rüzgârların ve dalgaların cereyanı ile sonunda Palus Meotis’e varmışlar ve İskitlerin bulundukları yerlere çıkmışlar, rast geldikleri at sürülerini yakalamışlar, üzerlerine atlayarak içerlere doğru gitmişler, İskitlerle buluşmuşlar, onlarla evvelâ işaretle konuşmuşlar, anlaşmışlar, evlenmişler, çok geçmeden bu erkeklerin dillerini öğrenmişler ve beraberce yaşamışlardır” (15) der. Heredot kitabında “Sauromata kadınları hâlâ eski âdetlerini muhafaza etmekte, kocaları ile beraber yahut yalnız başlarına at sırtında ava çıkmakta, harp olduğu zaman harbe katılmakta ve tam erkekler gibi giyinmektedirler” (16) der. Anlaşılıyor ki Sauromata kadınları ırkdaşları Amazonlar gibi atik, çevik, silâhşor ve iyi binici kadınlardır.

Yine İskitlerin müttefiki olup Kuzey Kafkasya’nın, batı kısmında yaşayan ve Çerkeslerin ecdadı sayılan KİMMER’leri (GOMERGUMER) ilk önce konu yapan TEVRAT’tır. Tevrat bu Kafkaslıları Komir-Gumer adıyla tanıtır (17). Tevrat Milâttan önce on beşinci asırda yazılmış olduğuna göre Kimerlerin Milâttan bin beş yüz yıl önce de Kuzey Kafkasın batı kısmında bulunduklarının güzel bir işaretidir. Tevrat’tan önce de Kuzey Kafkas hakkında bilgi veren ASUR belgeleri bura halkına GUMER ve memleketlerine GUMMERAİ derler (18). Tarihçi Maspereux; Kafkas dağlarını GUMMER DAĞLARI adiyle belirtir (19). Heredot tarihinde; “Kimmerler; Palus Maeotis’ten (Azak denizi) Fasis (Fazis okunur) -şimdiki Riyon- nehrine ve Kolkhide’ye kadar süren Kuzey Kafkasya ülkesinde otururlardı” (20). Heredot eserinde; “Asya’dan gelip Arax nehrini geçerek Kimmerya’ya giren Aryen İskitler; bu memleketi yağmaya başladılar. Bunların çoğunluğunu gören ve ürken Kimmerler bir meclis kurdular, toplantıda değişik fikirler belirdi, iki kısma ayrılan meclis üyeleri düşüncelerinde direttiler. Bir kısmı yurdu uğrunda sonuna kadar dövüşmeyi ve yurdu bırakıp gittikleri (göç ettikleri) takdirde karşılaşacakları kötülük ve felâketi düşünerek kaçmamaya ve hiç olmazsa ölerek aziz yurtlarının toprağına gömülmeye karar verdiler” (21), “Diğer kısmı Karadeniz kıyılarını izleyerek gittiler ve Sinope’yi (Sinop) inşa ederek yerleştiler” (22). Amazon adı verilen bu Kimmer’lerin bir kısmı Batı Avrupa’ya göçtüler. Potoçky ve Rayneg; “Amazonlar bir Çerkes dalı olan Kabardeylerdendir” der (23). Bu göçün Milâttan bin sene önce olduğu rivayet edilir. Küçük Asya’ya geçen Kimmerler (Amazonlar) EGE’de SAKD şehrini aldılar. Kurdukları devlet Küçük Asya, Suriye, Finike, Filistin ve Mısır’da da hüküm sürmüştür.

Fransız tarih bilgini DUBOİS, “Kendisinin de Kimmer olduğunu” eserinde yazar ve onların üstün vasıfların sitayişle açıklar (24). Kimmerlerin Kuzey Kafkasya’da varlık ve hüküm sürmeleri milâttan önce iki bin yıldan yine milâttan önce yedi yüz yıla kadardır. Yani binüçyüz yıldır.

HOMER; “Trer’ler Kimmerlerdir” der (25) ve TRER’ler Serakes-Sirake’diler (Thrace) (26) demekle Kimmer, Trer, Sirakes’leri bir soyun fertleri olarak tutar, tanıtır. Joubain Ville kitabında; «Serakeler Hind-Avrupa neslinden ve Avrupanın en eski kavmidir» der, arkasından da «Serakeler’in Yunan ve Lâtinlerden olmadığını» (27) açıklar. Yine Joubain Ville, “Heredot zamanında Serakeler Hintlilerden sonra ttdünyanın en büyük milletidir” der (28). Strabon; “Serakelerin milâttan iki bin yıl önce kadim Yunanistan’ı istilâ ettiklerini” yazar (29). Strabon; milâttan 66 yıl önce doğmuş, eserini milâttan 28 yıl önce yayınlamış ve milâttan 24 yıl sonra doksan yaşında ölmüştür.

Tarihçi Joubain Ville; eski çağın ünlü şair ve şarkıcısı ORFE (Orphee) ile LİNOS için Serakelerdendir der (30). Orfe milâttan önce 1284 yılında hayatta idi. Homer’in “İlyade” ve “Oddyssey-Odisse” eserleri hakkında Alman tarih münekkidi Kholtz; 1759 yılında yayınladığı yazısında şöyle der:

“Pek eski devirlerde Homer adında bir şair İlyade ve Oddyssey’i düzenlemiş. Fakat bu eserler pek eski ve yabancı bir üslupla (Srake dili ile demek istiyor) yazılmış olduğundan Sakızlı (Sinetus-Cynethus) tarafından değiştirilmiş ve zamanın zevkine uygun bir şekle (Hellen dili demek istiyor) sokulmuştur. Elimizde bulunan bu eser baştanbaşa düzenlenmiş şeklidir”.

Strabon; Serakes’lere Sirakes (31), Heredot; Serikas der (32). Araplar; Çerkeslere Serkes, toplum olarak da Serakes, Ruslar ise Kassugi (33) derler. Yunanlılar onlara Serkes, Kerket derler. Yunan dilinde Ç harfi olmadığından S’yi kullanırlar. Yunan yazarlarına uyan birçok tarihçi de Çerkes yerine Serkes olarak yazarlar. Dikkat edilirse milâttan önce de Çerkesler SERKESÇERKES adını da kullanırlardı.

Serake-Serikas tarihçisi Menandre (Yunan dili ile Menandros); Serake’lerin çok kadın ile evlenmelerinden bahsederken “Biz Serakeler” tâbirini kullanmıştır (34). Şair ve şarkıcı Orfe (Orphfee) ile şarkıcı Demeduque; güzellik kraliçesi Siese’nin (Cizcee) ziyaretine giden İtak kralı Ulisse’ye katılarak Kafkasya’ya gitmişler ve Kolkhide (Colkhidee) kralının huzurunda en eski tarihi olaylara dair şarkılar söylemişler (İlyade şarkı 8) ve oradan gemileriyle bir günde Kimmerya’ya gitmişler (Oddyssee şarkı II). Bu şarkılar “Bir Kafkas seyahati hâtıraları” idi. Bütün bu şairler, bestekârlar, müzisyenler şarkılarını SirakesSerake dili ile tanzim etmişler, bestelemişler, söylemişlerdir. Bazı yazarlar; Kolkhidelilerin Çerkes olduklarını yazarlar: “Abasgu-Abasg’lar (Abkhazya Çerkesleri) Kafkasya’nın, Kolkhide’nin kadim ahalisidir. Şimdiki Abazaların onlardan geldiği rivayet edilir” (35) derler.

Homer; bu ünlü şairleri Serakelere bağlar. Serakes’lerin, çoğunluğu kahra-manlığa, savaşlara, efsane ve hikâye ile olaylara dayanan şarkıları gibi Çerkesler de de bu yönden şarkı (vered), şiir ve ağıtlar (ğıbze) vardır. Bunları da onların şair, şarkıcı ve müzisyenleri gibi düzenler ve çalarlardı. Fakat İslâmiyetin yayılışı ve yanlış anlayışı ile bu şarkı şairleri pek azalmış hatta yok olmuştur. Yavaş yavaş zayıflayan Serakes devleti birinci yüzyılda Roma İmparatorluğu’na eklenmiştir. (Devamı var)

 

 

(6) Morgan J., Recherches sur les origines des peuples du Caucase, Paris, 1889, cilt 2, s.174.

(7) Strabon Tarihi, cilt 2, Kitap II, Fıkra 2.

(8) Şemseddin Günaltay, Mufassal Türk Tarihi, cilt I, s.67.

(9) Herodot Tarihi, Rowlinson, Türkçe: Ömer Rıza Doğrul, İstanbul, 1941 s.374.

(10) Chopene, L’histoire de la Caucasie et de la Crimee.

(11) Lapinskiy. L., Kafkasya Mataryelleri ve Dilleri, Rusça, Bölüm 21.

(12) Herodot Tarihi, G. Rowlinson, Türkçe: Ömer Rıza Doğrul, s.379.

(13) Aynı eser, s.430.

(14) Aynı eser, s.431.

(15) Aynı eser, s.428 – 429.

(16) Aynı eser, s.429.

(17) Tevrat, Fasıl 10.

(18) Morgan Tarihi, cilt 2. s.117.

(19) Maspereux, Eski Doğu Kavimleri Tarihi.

(20) Herodot Tarihi, Türkçe: Ö. R. Doğrul, s.72. (21) Aynı eser, s.374-375. (22) Aynı eser, s.375.

(23) Kadircan Kaflı, Şimali Kafkasya. İstanbul, 1942, s.30.

(24) Dubois, F. Demonpereux. Voyage autour du Caucase, Chey Les Tcherkesses, Paris, 1840, C.5, s.272.

(25) Strabon, Kitap 1, Fıkra 3, 21.

(26) Srtabon, Kitap 14, F. 1, 40.

(27) Joubain VİLLE, C.1, s.258.

(28) Aynı eser, s.265.

(?9) Aynı eser, Fasıl 3, F.8.

(30) Strabon, Kitap 7, F.21.

(31) Strabon, Cilt 2, Kitap II, F.2.

(32) Herodot, Rowlinson tercüme, Kitap 2, F.1,3.

(33) Şora Nogumuka Bekmırze. Kadim Adıge Tarihi, Petersburg, 1841, Arapça tercümesi; Dr. Şevket Habjoka, Amman, 1953, s.81.

(34) Strabon, Kitap 7, F.4.

(35) Emrullah Efendi, Muhitulmaarif, 1902/1318, İstanbul, Cilt I, s.124.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz