Oubykh Mektupları Aralık 2015

0
201

Hava biraz soğuk…

Güneşin gördüğü yerlerde durarak gölge yapanlar, ısınıyor…

Manzarası güzel, o tek balkonda kuruması için demirlere asılan var…

Hani rüzgar olsa……

Büyük ile küçük kedi o tek balkonun altındalar…

Nerden bulaştı bilinmez, küçük olan ile koyun koyuna yatınca, büyük küçük olandan daha çok kararmış…

Bir bahçede otlar biçilmiş, takip eden gün bir başka bahçede otlar biçilirken, yıkama suyu kara akıyor toprağa…

Toprak emiyor kara suyu…

Kahve kokusu biçilen otun kokusunu bastırıyor…

Bir vida, bir vida daha…

Tüm vidalar yerini bulunca…

Çekmece üstüne çekmece konuyor…

Duvarda artık yeni yeri…

Üstünde resimler…

Bir iki süs eşyası…

Alt tarafı dantel işlemeli bir örtü var…

Konuşmadan anlaşıyoruz…

Elinde su şişesi ile gelen, şarap istemiyor, üzüm suyu da istemiyor…

Küçük çocuklarla anlaşmak…

Onlarla anlaşabilmek en kolayı…

Eline ona ait olmayan bir şey verdiğini görünce, götürüyor kime götürmesi gerektiğini bilerek…

Elinde kalması gerekeni ise, kimseye vermiyor…

Bilmediği sesleri duyan çocuk, ne olduğunu bilmeden dinliyor, duyuyor…

Ne gördüyse, ne duyduysa artık…

Dişini gösteriyor, anlayanlar nasıl anlatsınlar…

Yaşlanıyor bir diğeri…

Duvarda yerini alan gibi…

‘‘Ben anlattı… Sen anladı…’’

Kim ne anlarsa…

Anlattıkları yeni sağılmış süt gibi…

Sıcak ama soğuyacak…

Bademli saklandığı yerden bulunmuş…

Bir tepsi içinde hepsi…

‘‘Ben anlattı… Sen anladı…’’

Ekim’in son günü, Kasım’ın ilk günü…

Güneş anlatıyor, ay anlıyor…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here