Anadil Eğitimi, Anadilde Eğitim

0
9

“Bir dil az sayıda insan tarafından konuşulduğu için değil, bilenler o dili konuşmadığı için yok olur.” Bask Atasözü

06.10.2017 tarihinde yazıp dostlarıma bilgisini ilettiğim “Kültür Merkezi”nin, Konya ili Ilgın ilçesi İhsaniye köyünde yapılacak açılışına katıldım.
Açılış gününden bir gün önce, cumartesi günü, yüksek hızlı trenle Gebze’den Konya’ya geçtim. Tren garında ağabeyim ve kız kardeşim karşıladı. Köyden haber geldiğini, orada beklendiğimizi ve dayılarımın akşam için hazırlık yaptıklarını söylediler. Konya’dan İhsaniye köyüne doğru yola koyulduk…
“Köyde açılış hazırlıklarının tamamlandığını, köyün konuklarla dolu olduğunu” söylediler. Doğrusu bu bilgiler beni çok heyecanlandırdı. Bir an önce köyümüze ulaşmalıydık. Yol boyu kardeşlerimle yaptığım sohbet, yolun hızla bitmesine ve zamanın geçmesine yardımcı oldu. Ana yoldan köy yoluna sapınca bir yol çalışmasının olduğu, stabilize yolun arazözler tarafından toz olmaması için sulandığını gördük. Belediyenin iş makinaları yol kenarında park etmiş durumdaydı. Anlaşılan yol çalışmaları resmi protokol gelene kadar devam edecek…
Dayılarıma uğradıktan sonra Kültür Merkezine geçeceğiz. Merkez, uzakta da olsa bulunduğumuz yerden ağaçların arasından görünmekte. Ay yıldızlı Türk bayraklarının yanında dev Adıge bayrağı ilk gözüme çarpanlar arasında. Yengelerim geleceğimizi bildiklerinden hazırlık yapmışlar, “Konya usulü şıpsı-baste” sofrasını kuracaklar. Dayılarımın bulunduğu odaya alındık, hal hatır sormalar esnasında teyzemin çocukları ve akrabalarımız da eve geldiler. Bazılarını uzun zamandan beri görmemiştim. Geçen zamanın insanları nasıl da hırpaladığı ve yaşlandırdığına bir kez daha şahit oldum. Sofraların kurulduğu bir diğer odaya davet edildik. İki yer sofrası kurulmuş. Yerlerimizi aldık. Dayımın konuşmasından sonra hazırlanan enfes şıpsı ve baste midemizdeki yerlerini aldılar. Emeği geçenlerin ellerine sağlık, bereket versin. Yemek sonrası çay ve kahve ikramı sırasında gelen gençler, Kültür Merkezinde akşam programının başlamakta olduğu ve beklendiğimizin haberini verdiler. Evde bulunanlarla birlikte Kültür Merkezine ulaştık. Yeşili-ağacı bol, geniş bir bahçe içinde, ışıklandırmaları oldukça güzel, iki katlı ve heybetli bir bina inşa etmişler. Bayrakların yanında Ulu Önder Atatürk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım posterleri bina cephesinde yerlerini almışlar.
Havanın kararması ve mevsim şartlarının değişmesi yanında, geceleri soğuk olan bozkır iklimi, iyiden iyiye kendini hissettirmekte. Bu nedenle konuklar konferans salonunda toplanmış. Sahnede İstanbul’dan tanıdık yüzler ve konuşmacılar. Dinleyicilerin çoğu da İstanbul’dan. Bu köyde doğmuş, büyümüş, okumuş, iş-güç sahibi olmuşların, büyük kentlere yerleşmiş dostlarımızın açılışta olması gerekirken olmamaları?.. Nerede olduklarını kendilerine sormak gerek…
İstanbul’dan katılan Çerkes Dernekleri yöneticileri, mikrofonu dinleyici kitlesi önünde sırayla alıyor, biri bitirince diğeri devam ediyordu. Konuşmacılar konuştukça coşuyor, coştukça konuşuyor. Ön sıralarda oturanları gözlemlediğimde, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz ve Anavatan Kafkasya, Amerika, İsrail, Hollanda, Ürdün, Almanya’dan gelen konuklar yanı sıra köyden yaşlıları görüyorum.
Mikrofon İshak’a geçtiğinde salon rahatlamakta, yüzler gülmekte, salonun havası oksijenle dolmakta. Samsun Büyükşehir Belediye Başkanının kibar, yüreklendirici, birleştirici, duygu dolu ve dilin önemini belirten konuşmasından çok etkilendiğimi söylemeliyim. Dilimizin değerli olduğunu, konuşulması, korunması ve geliştirilmesi gerektiğini bir kez daha önemle vurguladı. Bu çok önemli projenin baş mimarı-mühendisi ADDER (Adıge Dil Derneği) Başkanı Ali İhsan Tarı’nın sakin ve teknik bilgilerle dolu sunumu, Kültür Merkezi inşası esnasında yapılan çalışmalar, kamunun ve özverili dostların desteklerine teşekkürü ilgiyle izlendi.
Aşina olduğum ve İstanbul’da bire bir görüştüğümüz, muhabbet ettiğimiz değerli arkadaşlarımızla, dernek yönetici ve üyeleriyle merhabalaşarak geceyi tamamladık. Gençlerin bir araya gelerek ortaya koydukları güzel düğün merasiminden, gecenin karanlığını yırtan akordeon, tahta ve doli seslerinin uyumlarından söz etmesem olmaz.
Bir ara Kültür Merkezini gezme fırsatı yakaladım. Başta şunu belirtmeliyim; köydeki en büyük yapı 1885 yılında II. Abdülhamit’in annesi (Adıge) tarafından yapılan köyün camisi idi, artık ne yazık ki fiziki olarak tarih oldu.
Kültür Merkezi mimarisi, modern malzemesi, görünümü ve heybetiyle Anadolu’nun ortasında, kalbinde yerini almıştır. Girişi, holleri, verandası, terası, mutfak-restoranı, seminer ve toplantı salonları ile idari ofisleri, müştemilat odaları, sınıflar birinci katta yer almakta. İkinci kata geniş bir merdivenle çıkılmakta. Otel nizamında, çağdaş konaklama odaları (oda-banyo) geniş bir holün etrafına dizilmiş. Koltukaltı mutfak terasla ilişkilendirilmiş. Terasın psı huraye, psı goc, Ilgın ovası Sivri dağı manzarası muhteşem. Çatı katı da otel odalarına dönüştürülmüş. Sınıflar geniş ve yüksek tavanlı, iyi ışık alıyorlar. Yazı tahtaları, perde ve projeksiyonlar yeni, iç ve dış mekân boyaları ferahlatıcı. Dikkatimin en yoğunlaştığı yapı mutfakta bulunan ŞÖMİNE. İlk gördüğümde metalden dökme olduğunu düşündüm, yanılmışım. Bu güne kadar böylesine güzel bir şömineyi ne filmlerde, ne şöminecilerde, ne de çevremde gördüm. İlk fırsatta özellikle kar yağdığında şömine sıcaklığında çay kahve içmeye gideceğim. Terasında, gaz lambalarının pencerelerden süzülüşünü, lüksün parıltılı ışığını, el fenerlerinin yerinde durmaz sarı sıcaklığını, köyde gece manzaralarında arayacağım.
Dayılarımın evlerinin Kültür Merkezine yakın olması nedeniyle, sabahın erken saatlerinde iş makinaları ve görevlilerin koşuşturmalarıyla uyandırıldık. Kahvaltı sonrası resmi arabalar çoğaldı, biz de açılışın yapılacağı alana doğru yol aldık.
Kültür Merkezinin yönünün doğuya yani eski köye doğru bakması içimi ısıttı. Muhteşem dağ manzarası var. Merkezin önüne çok maksatlı bir alan yapılmış; spor, nişan, düğün, toplantı yapmaya uygun; sahne, platform ve konuşmacı kürsüsü bu alana yerleştirilmiş, açılışa hazırlanmış durumda… Sahnenin karşısına protokol koltukları ve izleyici sandalyeleri yerleştirilmiş.
“ADİGE Dil Derneği Kültür Merkezi Açılış Töreni” yazılı platformun karşısında yerlerimizi aldık. Protokolün alanda yerlerine oturmasıyla açılış töreni başladı. ADDER Başkanı Ali İhsan Tarı’nın hoş geldiniz konuşmasından sonra konuşmacılar kürsüdeki yerlerini aldılar. “İyi bir fikri savunuyorsanız, arkasında sıkı bir şekilde durmanız gerekir”, buna en güzel örneği bizlere gösteren Ali İhsan Tarı’dır. Dikkatimi çeken konuşmacılar; Ilgın Belediye Başkanı Mehmet Karahan, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek idi. “Böylesi bir kültür merkezinin öncü örnek olduğunu, Çerkes dili ve kültürünün yaşatılması için gayret göstereceklerini, akademi haline getirileceğini, Şeyh Şamil torunlarına ve Anadolu’ya gelirken getirdiklerine birlikte sahip çıkılacağını, bakım-onarım ve işletilmesi konusunda gereğinin yapılacağını, bu tesisin Adıge dili ve kültürünün yaşatılmasına yardımcı olacağını, köyün eski ismi olan NETİRBiY adının yeniden verileceğini, tescil edileceğini” söylediler.
Göklere çıkarılan ve övülen ADIGE DİLİ VE KÜTÜRÜ dinleyicileri etkiledi. İshak Akbay’ın başarılı sunuşu, zekâ dolu esprileri sıcak bir ortamın oluşmasını sağladı. Kırmızı kıyafetleriyle sahneye çıkan koro mensuplarının söylediği coşkulu anadil şarkılarımızın sesleri umarım Kafkasya’ya kadar ulaşmıştır. Gençlerin folklor gösterileri ve geleneksel düğün merasiminden sonra resmi program sona erdi.
Bu arada coşkuya kapılan ve yapılanları, ortamı gören Şapsığ-Puhtu (Ormanözü) köyü muhtarının protokole yönelerek “Benim köyüme de kültür merkezi yapılmasını istiyorum” sözü açılışa damgasını vurmuştur.
Büyüğünden küçüğüne İhsaniye köyüne gelen değerli insanlarımızın yüzlerinin ve gözlerinin içinin güldüğünü izledik bu buluşmada. Birlik ve beraberlik duygusunun yükselmesi, kamu otoritesinin sahip çıkmasından mutlu olunduğunu, sorunlarımızın içinde bulunduğumuz toplum tarafından algılandığını, toplumunun bir ihtiyacının yerine getirildiğini, UNESCO tarafından da kaybolma tehlikesi altında olduğu saptanan Adige dilimizin korunduğunu ve yaşatmak çabasında ısrarlı olduğumuzu, bize bu değerli mirası bırakan atalarımıza karşı en önemli görevimizi kısmen de olsa yerine getirdiğimizin huzuru içinde, yapısı gereği eşsiz bir dile sahip olduğumuz ve bu nedenle yaşadığımız büyük korkuları geride bıraktığımızı, bizi bir arada tutan en büyük unsurlarımızın başında yer alan Adığabzenin insanlık değerleri arasında önemli bir yere sahip olduğu bilinciyle, düzenlenen açılış programından ayrıldık.
Sokaklarında oynarken yaşlıların “Adığabze vuş’ere ba? Adığabze zimiş’ere Adığe huştep” sözünün köyde yankılandığını, dolaştığını, her tohumun kendi toprağında yeşereceği bakışıyla, güzel duyguların, gözlerin, sözlerin kültür merkezini sarmaladığını söylemeliyim…
KONYA-ILGIN-NETİRBEY KÖYÜ (İhsaniye) Konya–Afyonkarahisar karayolu üzerinde olup anayoldan 15 km. içeridedir. Konya’dan 80 km., Ilgın’dan Konya istikametinde 40 km. uzaklıkta olup ülkemizde İLK SÜRGÜN anıtının yapıldığı ve dikildiği yaşam alanıdır, köydür. Anıtın yapım yılı 2010’dur.
Emeği geçen kuruluş ve kişilere şükranlarımı sunarım. Vupsov.

Fethi Özlü (Meliş) 10.12.2017

“UNCUBZE PAS PASIM CEĞ DET”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here