Abhazya fotoğrafları sergisi

0
52

Abhazyalı fotoğrafçı Otto Lakoba’nın “The Lives of Others” isimli sergisi 17 Ocak Cuma günü yoğun bir katılımla Fotoğrafevi’nde açıldı. Sergi açılışına hem fotoğrafçılık ve sinema çevrelerinin hem de fotoğrafseverlerin ilgisi oldukça fazlaydı. Serginin açılış sunumu, fotoğraf sanatçısı Denef Huvaj tarafından yapıldı. Yönetmenliğini Otto Lakoba’nın üstlendiği “Equilibrium” adlı belgesel filmin gösterimi ise sergi açılışının ardından yapıldı. Etkinliğin bu bölümünün sunumu ise Ömür Atay tarafından gerçekleştirildi.

Fotoğrafevi ve November20 Collective işbirliğiyle…
Sergi, Fotoğrafevi ve 7 görsel sanatçının bir araya gelerek oluşturduğu November20 Collective’in işbirliğiyle açıldı. Apsha Khagba, Ömür Atay, Alan Vobua, Sinejan Kılıç Buchina, Denef Huvaj, Otto Lakoba ve Diana Khintba’dan oluşan kolektif, bir araya gelişlerini şöyle duyurmuştu: “New York, İstanbul, Sohum ve Moskova’da kendi disiplinlerinde işler üreten 7 görsel sanatçı olarak üretimlerimize devam ettiğimiz uzak coğrafyalara rağmen 20 Kasım tarihinde kişisel hikâyelerimizde bizi ayıran, bizi birleştiren ve ilham veren Sohum şehrinde bir araya geldik. Dostluğumuz ve dayanışma duygumuzla attığımız bu sanat adımının heyecanıyla November20 Collective adı altında bir aradayız. Ocak ayının 3. haftasında fotoğraf sanatçısı Otto Lakoba’nın İstanbul sergisiyle ilk kez sizlerle birlikte olacağız.”
Hem sergide hem de Lakoba’nın sergi için yazdığı metinde onun Abhazya’da yarım bıraktığı ve geri dönüşüyle peşine düştüğü çocukluğunun, gençliğinin ve anavatanla olan bağlarını yeniden kurma çabasının izleri görünüyor. Sergide yer alan fotoğrafların her birinde, her birindeki insanların gözlerinde, bu zamandan ve geçmişten, barıştan ve savaştan, bu masalsı coğrafyada yaşayan tüm halklardan hikâyeler var. Lakoba’nın sergi için yazdığı metin şöyle:
“Büyük şehrin koşuşturmasından köye kaçıyorum. Asfaltın yakıcı sıcağı dilime yapışıyor, boğazım otla kaplanıyor, kır manzarası dağılıyor. Garip durumdayım ben, kendi içinde bir yabancıyım. Bir yabancıya benziyorum zaten. Köyde büyümedim. Kendi halkımın dilini bilmiyorum. Ama onların benim gibi olduğundan ve benim onlardan geldiğimin farkındayım. Seçtiğim idrak şekli belgesel.
Abhazya’da, Karadeniz kıyısındaki selviler ve palmiyelerin arasında geçti çocukluğum. Sovyetler Birliği dağılmaya başladığı gibi savaşın yaklaştığını hissettik. Ama buna rağmen savaşın çıkacağına kimse inanmadı. Hayat olduğu gibi devam etti. Ve 1992’nin Ağustos ayında çocukluğum aniden bitti. Askeri havaalanından aceleyle tahliye edildik. 10 sene önce kendimi ve halkımı yeniden anlamak amacıyla anavatanıma döndüm. Elimden aldıklarını yeniden bulmak için ve ne bulduğumu anlatmak için fotoğrafı seçtim.
Karadeniz ve Kafkas Sıradağları arasındaki Abhazya, farklı zamanlarda Roma, Bizans, Hazar, Arap, Osmanlı, Rus imparatorluklarının ilgisini çekti. Ülke sadece Antik Doğu’dan değil, Akdeniz Avrupa–Antik Yunan ve Bizans kültürlerinden de etkilendi. 1. yüzyılda Havari Andreas ve Simon Zilot bu topraklarda vaaz veriyorlardı; 8-11. yy’da burada kudretli Abhaz Krallığı var olmuştu.


Modern dünya için Abhazya kapalı bir kutu, başka bir sıcak çatışma noktası. Ama Gürcistan – Abhazya savaşı 20 yıldan fazla önce bitti ve Abhazya bugün küçük, bağımsız, çokuluslu bir ülke.
Bir yabancı için halkın özelliklerini anlamak çok zor. Burası öyle bir yer ki olayların akışı hissedilmiyor, bazen insanlar bugün haftanın hangi günü veya günün hangi saati bilmiyor. Abhazca çok metaforik bir dil, arkaik gırtlak sesleriyle dolu. Dilin 5 tane geçmiş zamanı var. Bu topraklarda şimdiki zamanın fotoğrafçısı olmak çok tuhaf bir şey. Ama ‘burada’yı ve ‘şimdi’yi tavsir edebilmek de anlamı olan tek şey.”
Sergi 29 Şubat 2020 tarihine kadar Fotoğrafevi’nde görülebilir. Bu süre içinde çeşitli aralıklarda ise “Equilibrium” filminin gösterimi tekrarlanacak.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here