Ağlarca Köyü

0
183

İl: Eskişehir
İlçe: Han
Köy Muhtarı: Mehmet Ümit Aslan
İletişim: 0541 685 68 06


Nüfus bilgileri

Daimi köy nüfusu 56 kişidir. Yaz aylarında ise 150-200 kişi arasında değişmektedir.

Köyde yerleşik ve sürekli oturan nüfustan; 13 kişi 0-20 yaş, 5 kişi 20-40 yaş, 10 kişi 40-60 yaş aralığında ve 28 kişi de 60 yaş üzeridir.

Köyde Çerkesçe konuşabilenler 50 yaş üzeri köy sakinleridir. Daha genç nüfus ne yazık ki anadilinde iletişim kuramamaktadır.

 

Kuruluş tarihçesi

1864 Büyük Çerkes Sürgünü’nde Kafkasya’nın Zito bölgesinden koparılan ve Köstence Limanı’na yönlendirilen Şapsığ grubundan olan bugünkü Ağlarca Köyü halkının, kendileriyle birlikte sürgüne gönderilen akrabalarının farklı gemilerle farklı limanlara yönlendirilmesi sebebiyle birçok aile ferdi ve akrabalarıyla bağları koparılmıştır. Nitekim Çerkes halkının genelinin maruz kaldığı trajik insanlık dramından ne yazık ki onlar da payına düşeni almıştır.

Köstence Limanı’na varan Çerkeslere o günkü devlet idaresi Tuna Nehri güneyinde Ziştovi bölgesinde yerleşim kurmaları için yer gösterir. Ev yapım malzemeleri, arazi ve tohumluk verir. Ancak buraya yerleşimden 13 yıl sonra ‘93 Harbi diye adlandırılan 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı patlak verir ve Çerkesler bir kez daha göçe çıkar ve diğer Müslüman halklarla birlikte bu kez İstanbul’a doğru yola koyulur. Ağlarca Köyü’ne yerleşecek olan bu Şapsığ grup göç sonunda Anadolu’ya ulaşır. Bazı kaynaklara göre önce Samsun Havza ilçesine bağlı Yukarı Yavucuk Köyü’ne, daha sonra da Adapazarı’na yerleşir, bazı kaynaklara göre de Trakya üzerinden gelerek önce Düzce Pınarlar (Hambihable – Hampinaz) Köyü’ne yerleşir. Bu bilgilerin Osmanlıca arşiv bilgisi ile taranması ve teyit edilmesine ihtiyaç vardır. Her iki anlatımda da gelen gruptan 80 hanelik bir kafile Eskişehir yönüne tekrar iç göçe başlar ve bu kez yine çelişkili kaynaklara göre önce Emirdağ ilçesi Gözeli Köyü’ne, oradan da bugünkü Ağlarca’ya gelir ve nihai yerleşimini kurar.

Bazı kaynaklarda köyün kuruluş tarihi 1866, bazılarında ise 1874 olarak geçmektedir. Bu konu da köy halkının Kafkasya’dan itibaren izlediği göç güzergâhı ve önceki yerleşim yerleri gibi ayrıntılı bir arşiv araştırması gerektirmektedir. Bu arada köy camisinde, cami giriş kapısının bulunduğu duvarda, kapının sağ üst kısmında yapılış yılı olarak 1874 tarihi yer almaktadır. Ancak ilçe belediyesine kayıtlı evrakta caminin hizmete açılış tarihi 1875 olarak geçmektedir.

Söylentilere göre köye yerleşen 80 hanenin 20 hanesi tekrar Adapazarı’na döner. Bugün itibariyle bu bilgiyi teyit eder şekilde köydeki bazı sülalelerin Adapazarı’nın bazı köylerinde akrabalarının olduğu ve hâlâ görüştükleri bilinmektedir. Örneğin; Hune, Ratıko ve Şewoş sülaleri… Köyden memnun olmayan bazı ailelerin köyden Adapazarı ve Balıkesir’e gidiş ve dönüşleri 1920’lere kadar devam eder ve sonrasında göç ve gidiş gelişler biterek köy son durumunu alır.


Köydeki sülaleler ve kullandıkları Türkçe soyadları

Gouğoj – Özcan
Hune – Akcan, Mısır
Kanşaw – Kurt, Okay
Psinethuj – Esen
Shagumde – Balık, Göktepe, Oktay ve Seven
Netaho – Urgan
Şewoş – Tırpan, Topak ve Yener
Nivok – Ocak
Ratıko – Sarıbardak
Thamez – Aslan
Wugiko – Demir
Laşko – Yanık
Aydoğdu soyadı taşıyan sülalenin aile reisi olan Haydar Aydoğdu aslen Yazılıkaya Köyü’nden Karaçay Çıçkanlar sülalesinden olup, kız kardeşi Ağlarca Köyü’ne gelin olarak gelmiştir. Bu evlilikten sonra ablasını görmeye köye gelip giderken, köyde oğlu olmayan ve kızını da çok seven Hune İlyas’ın kızıyla evlenmiş ve 1900’lü yılların ilk yarısında Ağlarca’ya yerleşmiş ve böylece aile de Ağlarcalı olmuştur.
Köyde ayrıca Suriye iç savaşından sonra getirilerek yerleşmesine yardımcı olunan Balker ailesi de (Kabardey – Abzeh) yaşamını sürdürmektedir.
Bugün itibariyle köyümüzde geçmişte kullanılıp hatırlanan isim ve lakaplar şunlardır:
Minat, Asas, Naho, Tırkuphu, Nefi, Censas, Gkune, Bıluh, Kure, Haszaes, Pbate, Aemal Mısas, Hasas, Ayşet, Gulgul, Guli, Bzibzi, Hakoç, Tıkgu, Pşıhıj, Şahidat, Bibiy, Paszuh, Ableam, Pelhekoj, Pşımafko, Yahyeko, Tdoh, Selmenko, Haydarko, Keroh, Habeş, Fetfat, Kgug, Delkan, Huszık, Çelenaşho, Hahuszık, Naşho, Mezankuy, Hakar, Mısirhan, Buke, Kerszas, Reike, Farde, Gemiş, Ubı, Karme ve Hapko.


Köyün adı nereden geliyor?

Bu konuda bilinen üç söylence vardır.

Birinci söylenceye göre; Kuzey Kafkasya’dan çıkarak Ağlarca’ya gelip yerleştikten sonra mevcut devlet idaresi 7 yıl boyunca köye yiyecek ve içecek yardımı yapar. 7 yılın sonunda köye artık devlet yardımının sona erdiğini bildirmek üzere bir görevli gönderilir. Gelen devlet görevlisi; insanların devlet yardımı sayesinde ağalar gibi yaşadığını görür ve “Ooo keyfiniz beyde yok, ağalar gibi yaşıyorsunuz” der. Buradan kaynakla köye Ağlarca ismi verilir.

İkinci söylenceye göre; devlet yardımının artık sona erdiğini söyleyip geri dönen görevliye geri döndüğünde yardımın sona ermesine köy halkının tepkisinin ne olduğu sorulur, görevli de cevaben; “Ne yapsınlar, ağlar gibi duruyorlardı” der ve buradan Ağlarca isminin verildiği söylenir.

Ağlarcalı öğretmen Şevoş İsmail Hakkı Yener’in anlatımına göre ise; Ağlarca Köyü çevre köylere kıyasla daha yüksek rakımlı olup, çevredeki köyler içinde ormanı ve dolayısıyla yağmuru bol olan tek köydür. Yağışlı günlerde aşağıdaki köylerden bakıldığında, bulutlardan yağmur damlalarının dökülmesi, ağlayan birinin gözünden yaşlar dökülmesi gibi ağlamaklı bir görüntü oluşturur. Bu tablodan esinlenilerek köye Ağlarca adı verilmiştir.

 

Coğrafi yapı

Köyün rakımı yaklaşık olarak 1300-1400 m aralığında olup, köyün merkezinin rakımı 1338 m’dir. Köyün üç tarafı (doğu, batı ve güney) ormanlıktır. Köye ulaşımı sağlayan, üçü de asfalt kaplama üç farklı ulaşım güzergâhı vardır. Köy, Frigya Vadisi içerisinde kalır. İdari olarak bağlı olduğu Han ilçesine 8 km, Eskişehir iline Çifteler ilçesi üzerinden 103 km, Seyitgazi ilçesi üzerinden 80 km mesafededir. Köy, Türkiye’nin büyük şehirlerinden olan İzmir ve İstanbul’a 400 km, Ankara’ya 220 km mesafededir.

 

Geçim kaynakları

Köyün ilk yıllarında 7 yıl kadar bir süre boyunca devlet yardım etmiş ve erzak temininde bulunmuştur. Köylüler genellikle çorak topraklardan oluşan kısmen verimli alanlar içeren arazide arpa, buğday, mısır, mercimek, nohut, ayçiçeği, burçak, tütün ve haşhaş gibi tarımsal ürünler yetiştirmiştir. Tarlaların genellikle verimsiz olması sebebiyle kıt kanaat ancak kendi ihtiyacını karşılamıştır. Köyde aileye katkı sağlaması ve geçim kaynağı olarak ilk yıllarda halı, kilim, heybe, giyim eşyaları gibi dokumacılık faaliyetleri de yapılmıştır. Köyün engebeli arazisi yer yer dere boyları ve çayırlıklardan da oluşmaktadır. Bu özelliği açısından hayvancılık için uygundur. Nitekim 1975-80’lere kadar oldukça yoğun koyun ve keçi yetiştiriciliği yapılmış, zati ihtiyaçlar için sığır da yetiştirilmiştir. Aynı dönemlerde kereste, yakacak odun ve meşe kömürü üretimi de ailelerin geçiminde kısmen önemli getiriler sağlamıştır. Köy nüfusunun henüz çok göç vermemiş olduğu dönemlerde oldukça yoğun bahçecilik faaliyeti yürüten aileler de olmuştur. Köyün erken ve 1970’lere kadar olan dönemleri arasında 2-3 bakkal dükkânı, berber, demirci atölyesi, marangoz, ayakkabı tamircisi, birkaç köy kıraathanesi işletmeciliği gibi gelir getirici faaliyetler de yürütülmüştür. Geçim temini için dönem dönem kamyon nakliyeciliği, otobüs işletmeciliği gibi faaliyetler de yapılmıştır. Orman içi köy olması sebebiyle halen Orman Şefliği’nce köyde ikamet eden ailelere yakacak odun temini için her yıl belli bir bölgeden tahsisat yapılmaktadır. Köylüler ihtiyaç fazlasını aile bütçesine ek gelir getirmesi için pazarlamaktadır.

Günümüzde köyde hayvancılık işiyle uğraşan 2-3 aile kalmıştır. Başka şehirlerde çalışıp emekli olmuş ve tekrar köye dönerek yeni ev yapmış ve dönemsel kalan veya eski aileden kalma evini restore ettirerek yaşayanlar da dahil köyde yaklaşık 60 hane vardır ve bunların büyük kısmı geçimini emekli maaşlarından veya çalışma hayatında bulundukları şehirlerdeki yatırımlarından temin etmektedirler.

 

Sosyal yaşam

Günümüzde köyün yerleşik nüfusu yaklaşık 56’dır. Genellikle yaz aylarında geçici ve değişken süreli ikametlerle köy nüfusu artmakta ve nüfus 100’ün üzerinde seyretmektedir. Köyde yeni yapılan konut sayısı 28’dir. Yeni yapılan konutlar ve restore edilen eski binalarla birlikte içinde yaşanan konut sayısı 60’tır. Köyde 1 cami, 1 ilkokul ve 1 dernek vardır. Cami imamı Diyanet İşleri Başkanlığı’nca atanmış köy imamıdır. Köy ilkokulu öğrenci azlığı sebebiyle kapalı olup, 9 öğrenci ilçede uygulanan taşımalı eğitimden yararlanmaktadır.

1993 yılında Eskişehir ilinin köyleri arasında yapılan değerlendirmede yükseköğrenim gören kişi sayısında Ağlarca Köyü il birincisi olmuştur.

Köyün kendi su şebekesi ve elektriği mevcuttur. 2006 yılında kurulan ve halen faal olan“Ağlarca Köyü Güzelleştirme, Yardımlaşma ve Kuzey Kafkas Kültür Derneği” çalışmalarına devam etmektedir. Dernek tarafından yılda bir kez “Köy Günü” düzenlenerek sosyal ve kültürel aktiviteler gerçekleştirilmektedir. Köy gününde yoğun bir trafik yaşanmakta, köy dışında yaşayan insanlar tarafından büyük katılım olmaktadır.

Köyde dernek dışında faaliyette olan market veya başka bir sosyoekonomik oluşum yoktur. Köy halkı market ihtiyaçlarını köye gelen mobil marketten veya özel araçlarıyla gittikleri ilçe veya ilden karşılamaktadır. Köyün düzenli tarifeli bir ulaşım aracı da yoktur, ancak ilçe belediyesinin minibüsleri çağrı üzerine köye gelmekte, Çifteler ve Eskişehir’e düzenlenen seferlerden köy halkı bu şekilde yararlanabilmektedir. Köyde konaklama amaçlı sosyal tesis bulunmamaktadır, ancak sınırlı sayıdaki Çerkes misafirler, köy derneği misafirhanesinde konaklama imkânına sahiptir.

Doğa yürüyüşleri, bisiklet sporu ve avcılık için idealdir. Dünyaca ünlü Midas City ve Midas Anıtı köye karayolu ile 8 km mesafededir. Orman içi yoldan ise 3-4 km kadardır.

 

Derleyen: Dr. Hune Metin Akcan

 

Kaynak Temini: Nivok Orhan Ocak, Şevoş Yılmaz Topak, Thamez Ümit Aslan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here