1 Ağustos Anavatana Dönüş Günü

0
53

Yeryüzünde yaşayan her canlının, bitkiler de dahil belli bir menşei, anavatanı vardır. Her canlı, havası, suyu, toprağı ve iklimiyle farklı olan, anavatan coğrafyasına aittir. O coğrafyada mutludur, güçlüdür ve daha verimlidir. Bitkiler için istisnaları olabilir ama insan için bu değişmez bir gerçektir.

Bu nedenle, insan doğup büyüdüğü ve ait olduğu coğrafyasını farklı sebeplerle değiştirdiği zaman, bazı konularda daha başarılı ve daha güçlü olabilir ama daha mutlu olamaz. Bu gerçek, nesiller boyunca geçerlidir. İnsan, dedelerinin, atalarının anavatanının coğrafyasını, toprağını, suyunu, havasını özler ve arar. Zira bu tutku ve özlem duyguları aileden, atalarından devredilen mirastır.

Hele, o insanlar ki anavatanından zorla, zulümle uzaklaştırılmış ise; o anavatan ki, zenginlikleri ve güzellikleriyle farklı ve ezelden beri o insanlara ait olup tarihleri, kültürleri, anıları ve her şeyleri o coğrafyayla özdeşleşmiş ise, o coğrafya terk edilemez, vazgeçilemez ve unutulamaz anavatandır.

Tam da, Kuzey Kafkasya ve Çerkesya ile Çerkesler arasındaki ilişki budur. Çerkesler anavatanları Çerkesya’dan kopmamak için, canlarını ve kanlarını feda ederek yüzyıllarca savaştılar. Vatan savunmasının ne demek olduğunu bütün dünyaya gösterdiler. Ancak o topraklara göz diken sınırsız ve orantısız istilacı güç karşısında direnme gücü son erdiğinde, Çerkeslerin teslim olmaları da düşmanı tatmin etmedi. Çerkesya’yı Çerkeslersiz teslim almak istiyordu ve yeryüzünde görülmemiş trajik bir sürgün uygulandı.

Çerkesler vatandan uzaklaştırılırken, vatana arkalarını dönmediler, her zaman yüzleri anavatana dönüktü, her an geri dönmeyi hayal ettiler. Bu nedenle gönderildikleri topraklarda, onlarca yıl kalıcı konutlar yapmayı düşünmediler. Lakin savaştan, zulümden başka amacı ve politikaları olmayan emperyal güçler arasında sıkışıp kalan Çerkesler, 140 yıl boyunca dönüşün sözünü bile edemediler.

Rus Çarlığı yıkılıp yerine Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği kurulurken dönüş kapısı aralandı ise de, bu bilgi gurbetteki halka yansımadığı için işe yaramadı. Bu defa Sovyetler Birliği rejimi yıkılıp, çağın demokratik anlayışına uygun, yasal bir düzenlemeyle kurulan Rusya Federasyonu (RF) devlet sistemi, Çerkesler için dönüş kapılarını açtı. Ama ortada eski dönüşçüler olmadığı gibi, dönüşün ekonomik ve sosyal koşulları pek kolay değildi. Dönüşler sembolik düzeyde kaldı.

Ne var ki, Sovyet sisteminin çöküşüyle birlikte Yugoslavya’da baş gösteren iç savaş sonucu, Kosova’da kendilerini ilgilendirmeyen savaşın ortasında kalan iki Çerkes köyünün RF devletinin desteğiyle anavatana dönüşleri gerçekleşti. Bu gerçek dönüşün sembolik tarihi olan 1 Ağustos, “Anavatana Dönüş Günü” olarak ilan ve tescil edildi. İyi ki bu işlem ve ilan yapıldı.

Yazının başında sözünü ettiğimiz anavatan gerçeği ve dönüş ideolojisi gurbetteki Çerkeslerin belleğinde kalıcı hale geldi. Bu nedenle, Çerkesler için “Dönüş” ideolojisi vardır ve var olmaya devam edecektir. Yavaş da olsa süreç işlemektedir. Ancak devlet eliyle toplu bir dönüşün hayalini kurmak yakın gelecekte gözükmüyor.

Gerçekçi olalım. Buyurun gelin deseler bile, bugün için diasporadan anavatana kitleler halinde topyekûn bir dönüş beklemek boş hayal olur. Ancak, RF devletinin mevcut yasaları çerçevesinde gelip anavatan coğrafyasında, federe cumhuriyetlerimizin nüfusuna, ekonomisine ve sosyal hayatına katkıda bulunacak ve istikbale dönük hayal kuracak gönüllü ve kararlı dönüşçülere ihtiyaç vardır. Bu gerçeklerin bilinciyle; VAR OLSUN 1 AĞUSTOS ANAVATANA DÖNÜŞ GÜNÜMÜZ. (31.7.2021)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here