Mısostey ziyareti – 2

0
203

Urvan, Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nin başkenti Nalçik’e 5-10 dakikalık mesafede, şehrin dış mahallesi gibi bir yerleşim yeriydi. Nalçik’te çok sık gördüğümüz gibi geniş caddelerin iki tarafında iki katlı, bahçeli evler sıralanmıştı. Nereye gideceğimizi, neye bakacağımızı bilemediğimizden, Urvan’a girer girmez, bir binanın bahçe duvarının önünde sohbet eden orta yaşlarda üç erkek görünce yanlarına gitmeye karar verdik. Arabadan inip yanlarına gittik. Nart Tur’un sahibi Tarık Bey’in bana eşlik etmesi için tanıştırdığı fotoğraf sanatçısı Ahmat onlara Rusça beni tanıttı, dedelerimin yaşadığı yeri görmek için Türkiye’den geldiğimi anlattı.

Yaşadıkları yere ismini veren, büyüklerinden hikâyelerini dinledikleri, artık hayatta bir ferdinin kalmadığını bildikleri bir ailenin üyesi olduğunu söyleyen bir yabancıyı karşılarında görmek onları şaşırtmış olmalı ki, bize inanmaz gözlerle baktılar. İçlerinden biri, bizi köyün en yaşlısı Şogen Hauti’nin evine götürebileceğini söyledi.

Şogen Hauti, emekli bir öğretmendi. Eşi vefat etmiş, oğlu Moskova’da çalışıyordu. Hemen köşedeki tuğla örülü güzel bir evde tek başına yaşıyordu. Ahmat beni tanıtınca heyecanlandı, onun heyecanını görmek de beni… Bildiğim Çerkesçe kelimeler de aklımdan gitti. Ben bildiklerimi anlattım, o bildiklerini anlattı. Ailenin erkeklerini görmek istedi sanırım, “Abilerin neden gelmedi, neden şimdiye kadar gelmediniz?’’ diye sordu. Çerkesçe konuşamadığım için beni ayıpladı, bir dahaki gelişimde onunla Çerkesçe sohbet edeceğime söz verdirdi. Abilerime iletmek üzere bir konuşma yaptı, Ahmat kaydetti.

Şogen Hauti ile evinde

Bolşevik İhtilali sırasında ve takip eden yıllarda Kabardey’de ve Mısostey’de neler yaşandığını, benim ailem özelinde anlatmadı ama öyle bir örnek verdi ki, bizimkilerin de benzer şeyler yaşadıklarından şüphem kalmadı.

Bolşevik İhtilali’nin üzerinden yıllar geçmiş, 1927 yılına gelinmiş, Beslen (Kabardey yönetici ailelerden biri) ailesinden hayatta kalabilmiş bir genç delikanlı, kimliğini gizleyerek, yani başka bir isimle bir baraj inşaatında mühendis olarak çalışıyormuş. Kimliği deşifre olduğunda, sadece bir pşı ailesine mensup olduğu için öldürülmüş. Bolşevik İhtilali sırasında çocuk yaşta olan bir gence yaşama şansı verilmemiş olmasına hep birlikte kederlendik.

Şogen Hauti, Mısostey’in tarihi hakkında kitap yazan Bekul Habas’la görüştürmek istedi. Telefonla aradığı Habas’ın o gün evde olmadığını öğrendi, yarın gelirsem beraber gideceğimizi söyledi.

Ertesi gün buluşmak üzere vedalaşmadan önce, Şogen’ler ile Mısost’ların evlerinin birbirlerine yakın olduğunu, dedemin babası Kuşuk’un evinin olduğu yerde şimdi bir çocuk yuvası olduğunu söyledi.

Ahmat ile tatil günü olması nedeniyle kapalı olan çocuk yuvasının bahçesinden içeri girdik.  

Mısostukho Kuşuk’un Sovyetler döneminde lise olarak kullanılan evi

Dedemin doğduğu çocukluk ve gençlik yıllarının geçtiği ev Bolşevik İhtilali’nden sonra lise binası olarak kullanılmış. Yakın bir tarihte yıkılarak yerine çocuk yuvası inşa edilmişti.

Okul bahçesine adımımı attığım anda tabeladaki ismi gördüm: Dedem Alhas’ın, I. Dünya Savaşı’na giderken belki bir daha dönemeyeceğini düşünerek ayrıldığı bu eve, göğsünde madalyalarla döndüğünü (*), üzerinden sadece birkaç yıl geçmişken, bir süre sonra dönmek üzere tekrar ayrıldığı evine bir daha hiç dönemediğini başka hangi kelime anlatabilirdi!

Sanki biri, o an bastığım toprağın sahibi olan ailenin, hatta bir halkın son birkaç nesildir başına gelen felaketleri tabeladaki bir tek kelimeye sığdırmıştı; NASİP…

Hiç görmediğim insanların sıradan bir Mısostey gününde bahçedeki halleri gözümde canlanırken yalnız başıma ağlamak istedim, binanın arka bahçesine gittim. Sıcak gününde, dedemin “Ölmeden önce köyümde yağmurun yağdığını bir kere görebilsem” dediği yağmur, belki bir dakikadan az süreliğine yağdı ve durdu. Daha da çok ağladım.

Binanın önüne döndüğümde Ahmat, yanlarında iki çocuk olan iki hanım ile konuşuyordu. Hanımların okulun öğretmenleri olduğunu söyledi sonra da “Küçük oğlanın adı ne biliyor musun? Mısost…” dedi. Bu tesadüf de gözlerimi tekrar yaşarttı (Mısost bizim de kuşaklar önceki bir dedenin ilk adıyken, o dededen gelenlerin aile adı oldu. Yaygın olmamakla beraber önad olarak hâlâ kullanılıyor).

Hiçbir beklentim olmadan gittiğim Mısostey’de, dakikalar içinde sevinçten hüzne geçtiğim, bir ağlayıp bir güldüğüm çok acayip bir gün yaşadım.

İkinci gün, önce evinin önünde Şogen Hauti’yle buluştuk. Türkiye’ye getirmem için bahçesinden topladığı eriklere teşekkür ettim. O gün ne kadar özenli giyindiğini fark ettim. İlk kez tanıştığım bir büyüğün gösterdiği incelikler beni mahcup etti.

Şogen Hauti, bize Bekul Habas’ın evine kadar eşlik edip, kısa süre oturup, vedalaşıp ayrıldı. Bakul Habas bana sorular sordu, sanırım kimliğimden emin olmak istedi. Sonra benim Mısost’ların oradaki yaşamlarıyla ilgili sorularımı cevapladı. Kendisi de dedemin Anadolu’ya geldikten sonraki hikâyesiyle ve kurduğu ailesiyle ilgili sorular sordu. Mısostey’in tarihiyle ilgili yazdığı kitabı bana hediye etti.

Ben konuşma sırasında dedemin subay olan kardeşi Muhammedgeri’nin hikâyesinin ailede bir muamma olarak kaldığını söyleyince ayağa kalkıp çalışma odasına gitti, birkaç dakika sonra elinde (sonradan kitabında da okuyacağım) bir bilgi notuyla döndü.

‘’Magometgeri, Rus ordusunda süvari piyade subayı (kornet) rütbesindeydi. Magometgeri Misostov, Hatıka Utov, Argaşokov 14 Haziran 1923 tarihinde Kızıl Muhafızlar tarafından öldürüldüler.’’

Dedem kardeşinin, babam ve halam amcalarının sağ olup, olmadığını yaşamlarının sonuna kadar öğrenemediler. Tüm ailede 90 küsur yıldır merak edilen bir sorunun cevabını, hayatımda ilk kez gittiğim bir evde, o gün tanıştığım bir yabancıdan bir anda öğrenmek bana NASİP oldu. Bu bilginin ağır yükünü kelimelerle tarif etmem mümkün değil.

 

(*) Bekul Habas’ın kitabından S/11: Yaşlılar, Alhas’ın Ekim Devrimi arifesinde, Birinci Dünya Savaşı cephesinden köye geldiğini hatırlardı. Geldiğinde göğsünde nişanlar asılıydı ve apoletleri parlıyordu. Bunu Abu Alhasoviç Misostov’un akranı Haziz Tatuyeviç Şogenov, 2007 yılında anlatmıştı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz