Çerkes sorununun çözümüne dair… 1. Bölüm

0
219

Çerkesler olarak bir irade göstermeliyiz; geleceğimize yönelik doğrudan karar alıp -olabilecek en geniş Çerkesin katılımıyla- uygulamak için…  

XIX. yy’da yaşadığımız soykırım ve sürgünün sonucu, kadim vatanımız Kafkasya’da ve dünyanın birçok ülkesinde yaşıyoruz. Diasporik bir halkız. Bu durumu lehimize kullanabiliriz. 1864’ten bu yana dünya ölçeğinde yaşadıklarımız elimizi güçlendiriyor. Ekonomik-siyasi sistemleri farklı ülkelerde, farklı etnisite ve inançlarla bir arada yaşadık. Birikimi toparlamak, aklın ve bilimin yol göstericiliğinde değerlendirmek, sonuçlar çıkarmak, geleceğe dair senaryomuzu oluşturmada ön açıcı olacaktır. Daha az yanlış ve tekrar yaparak ilerlememizi sağlayacaktır. 

Ulusaşırı bir örgütlülük temelinde organize olabilirsek; yaşadığımız ülkelerde aynı anda aynı şeyleri paylaşabilir, kamuoylarını aynı anda bilgilendirebilir, kampanya başlatabilir; kendi içimizde kamuoyu yoklamaları, halkoylamaları vb. yapabiliriz. Kendi senaryomuzu yazıp uygulayabiliriz. 

Diaspora bütününde, kadim kültürün önemli yapıtaşı ‘xase’nin toplanması, dertlerimize deva olabilir. Bu konu çok önemli ve sonuçta olması gereken, yani hedef. Elbette anavatanı da içererek… Böyle bir hedefe ulaşmanın ön adımlarını atmamız gerekiyor. Tüm diaspora xasesinden beklenen sağlıklı ve kalıcı sonucu alabilmemiz, “Bu da olmadı, yenisine bakalım” demememiz için sağlam bir adım atmalıyız. Ortak akılla stratejiyi net belirlemek, hedefe ulaşma yolunda kazalar olsa da toparlanıp kaldığımız yerden devam edebilmek, sınırlı insan enerjimizi ve kaynaklarımızı doğru değerlendirmek… Çok önemli. 

Disporada ülkeler ölçeğinde örgütlülükler, Dünya Çerkes Birliği ve farklı girişim örneklerimiz var. Mevcuttan farklı yapabileceğimiz şey, yan yana durmamış/duramamış örgütlü yapıları, farklı girişimleri bir araya getirmek olabilir ki bu yeterli sinerjiyi yaratamaz. Ön adımlar atmaktan kastım bu değil. Tek tek diasporalar ve tüm diaspora için örgütlü yapılarla, aydınlarla yapılabilecekler yapıldı, çeşitli nedenlerle bir arada duramayanları bir araya getirmek, bugüne kadar yapılanlara belirleyici bir fark katamaz. Deyim yerindeyse kendi Çerkesliğini yaşayan insanlarımıza gereksinmemiz var yeni süreçte. 

Öncelikle her diasporanın kendi içinde bağımsız bir çalışma yürütmesini esas almalıyız. Her birinin dinamikleri farklı. Temel almamız gereken, tek başına örgütlü yapılarla farklı ve yeni bir şey yapmak olmamalı. Örgütlülüklerin yanı sıra Çerkeslerin kahir ekseriyetine ulaşmayı hedefleyen sabırlı bir çalışma yürütmeliyiz. Aynı zamanda sanatçı, aydın, akademisyen Çerkeslerin de işin içinde olacağı diaspora xaseleri hedeflemeliyiz. 

Türkiye diasporası belirleyici önemde. Adige, Abaza ve Ubıhların anavatanlarındaki nüfus sayısından çok daha fazlasının, aynı zamanda Oset, İnguş, Çeçen, Karaçay, Balkar, Dağıstanlıların da yaşadığı, anılan bütün halkların bir arada örgütlülük pratiklerinin olduğu Türkiye diasporasına; diaspora genelinde yeni bir davranış geliştirebilme olasılığında özel bir önem atfedilebilir. Olumlu sonuç diasporanın geri kalanını da etkileyecek, örnek olacaktır. Bütün disaporada eşzamanlı bir başlangıcın zor ve bunu beklemenin zaman kaybı olacağını düşünürüm… 

Bu arada, xase önerisi Çerkesler arasında dile getiriliyor, birçok kişi xaseden söz ediyor. Ancak xasenin işlevi, hedefi konusundaki düşüncelerimiz farklı.  

Çocuk, kadın, insan, emekçi, emekli… hakları, inanç… yani yaşamın her alanıyla ilintili olan demokrasi, etnisite sorunuyla da doğrudan ilintilidir. Her şart altında eşitlik temelinde değerlendirilmesi gereken sorunda, kültürel-demokratik haklar olmadan kimlik özgürlüğünden söz edilemez. Demokrasinin gerçekleşmesinin bir önkoşulu da, insanların toplumsal sorunlarla, yani aslında siyasetle aktif biçimde ilgilenmesidir. 

Kısa ve öz; sorunlarımızın tespiti ve geleceğimize karar vermek için siyasallaşmalıyız. Siyasetin izleyicisi olmaktan çıkmalı, öznesi olmalıyız. Temsili demokrasi örneği, kararı bizi temsil edeceklere bırakmamalıyız, bizzat kendimiz karar vermeliyiz. Sadece bunun için bir xase toplamak konusunda irade göstererek başlayacağımız yolculuk, bizi patinaj çekmekten kurtaracaktır. Yani siyaset yapmak, sorunumuzun çözümü için olmazsa olmaz durumda. Ve siyaset, siyasetçilere bırakılamayacak kadar yaşamsal önemdedir.    

‘Bağcı dövmek değil üzüm yemek’ niyetiyle, en geniş Çerkes temsiliyeti için aşağıdan yukarıya kitlesel katılımla oluşturulacak bir xase niyetiyle yola çıkabiliriz. Çerkeslerin siyasetin bilinçli ve aktif öznesi konumuna gelmesini, katılmasını, sahiplenmesini, ait hissetmesini, Çerkes kamuoyunun işlemesini, kendi geleceğine karar vermesini, kamusal ve siyasal alanda birlikte hareket etmeyi, yasal kısıtlar olmadan siyasi kararlar da alabilmeyi sağlamak… 

Konuyla ilgili “Çerkeslerin 21. Yüzyılı – Kimlik, Anayurt ve Siyaset (Dipnot Y.)” kitabında ve Jineps gazetesinde düşüncelerimi yazdım. Yazdıklarım üzerine her düşündüğümde yeni bir şey ekleyebiliyor ya da detayda yanlış bulduklarımdan arınabiliyorum. Yani kısa ve öz sesli düşünüyorum, üzerinde tartışmak istiyorum. 

Türkiye için bir taslak model önerisini kitaptaki yazıdan alıntılayıp bir dahaki sayıda buradan da yazayım. 

Geneller ve özetlersek; birbirinin içinde iki ayaklı bir mücadele veriyoruz. XIX. yüzyıla dair adalet (UNPO kararları), diasporada ve anavatanda daha fazla demokrasi talebi, mücadelesi. Buna denk düşen siyaset ve örgütlenme, kimlik mücadelesinde karşılığını bulabilir. 

İki alıntıyla bitiriyorum: 

“Toplumsalın yeniden inşasının bütün toplumsal kesitlerin benimseyecekleri gelecekteki bir hedefe odaklanması halinde mümkün olduğu ve bugün Çerkesleri içine alacak bir yeni hedefe ihtiyaç duyulduğu…” (Kaya, A.)  

“Elbette yeni araçlar ve mekanizmalar keşfetmenin ve uygulamanın önü her zaman açıktır. Fakat, bütün bunlar ancak gerçek anlamda yurttaş bilincine sahip, siyasetin nesnesi değil öznesi olabilen insanların varlığında mümkündür.” (Başkaya, F.) 

Önceki İçerikÇerkes gençleri kendi anayasalarını yazıyor
Sonraki İçerikMersin – Türkiye Çerkesleri (20. Bölüm)
Yaşar Güven
1958’de, Düzce Köprübaşı Ömer Efendi Köyü’nde doğdu. 1980 yılında İTÜ Gemi İnşaat ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldu. Üyesi olduğu Gemi Mühendisleri Odası’nın (GMO) 50. yıl ve İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin (İKKD) 60. yıl Andaç çalışmalarının editörlüğünü yaptı. Her iki kurumun yönetim kurullarında görev aldı. Kurucusu olduğu firmada iş yaşamı devam ediyor. 2005 yılı aralık ayında yayın hayatına başlayan Jıneps gazetesinin kurulduğu tarihten itibaren yayın kurulu üyesi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz