Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Oubykh Mektupları Eylül 2023

Sen mi beni atarsın, ben mi seni atayım?

Üçüncü sessiz, o ikisinden geri kalanla aynı konuşmayı yapacak, fakat bu bitmeyecek, ikinciyi atınca üçüncüyü atacak, dördüncüyü bulmak zorunda kalacaklar…

Birinci ile ikinci tartışadursun, üçüncü pek akıllı çıkıyor…

Hadi, diyor, bir urgan ile ilmik yapalım, üç ilmik olsun, ayaklarımız ilmikte…

İlk itilen diğerlerini götürür giderken, diyor…

Kabul ediyorlar, etmeseler birinci, ikinci, üçüncü olamazlar…

İlk üç sıra, ilk üç koltuk, ilk üç ben, ilk üç…

Dördüncü olmayı becerebilseler, sonuncunun yerinde olabilseler…

Sondan birinciye bile razıyız…

Ben burada neden yokum diye soramayanlar, o neden var diye soruyorlar…

Üç gün, üç gül…

Kokusu güzel, üç gün boyunca. Kuruyana kadar var o koku…

Kuruyan gül yaprağı, sayfa arasında saklanıyor, kitap sayfalarında kurumuş kırmızı gül…

….

Leylekler uçuyor, mezarının üstünde…

Uçma zamanı geldi, demişti leylekler, nerden bilsinler defin zamanını, defin yerini…

Kaymayan toprakta, mezarlıkta kurumuş güller…

Taş maş istemem, nerede gömülü olduğum önemli değil diyordu, mezar taşlarını okuyan…

Eski Türkçe, Farsça, Arapça, Çerkesçe, Abazaca, Yunanca…

Hepsini biliyordu, mezar taşlarını bir bir okudu…

Papazın mezarı ile imamın mezarı ayırt edilemiyordu…

Toprak vardı, çiçek vardı…

Ne hilal, ne haç..

Sadece kuru toprak…

Mezar taşında yazanın, hangi lisanda, hangi alfabede yazıldığını bile bilemeyene, üç kulhü bi elham…

Bilmeyen korkan, uydum imama, uydum papaza, uydum hahama diyor…

Sonra mezar taşı istemem diyeni neden haklı bulduğumu anlıyorum…

Krematoryumun ateşi elinde, küller boğazda…

Leyla’nın sesi boğazda, Medea yürekli kadın…

….

Üç gün yerinden kalkmayan, üç gün evinde yemek pişmeyen, üç gün mum sönmeyen…

Artık üç gün sonrası düğün dernek…

Çabuk unutuyoruz, ilmik ilmik örgüyü…

Boyna değil, ayağa geçirilsin…

Sonra altı ay saklanan şişe, isme yazılı…

Sahibi olmuşum bilmeden…

Altı ay sonunda şişe boş…

Paşabahçe bir an Kuzguncuk oldu…

Deniz, gün giderken renksiz boş şişe misali…

Yazarın Diğer Yazıları

Oubykh Mektupları Nisan 2026

Biletler geldi… Yine tekerlek üstü... Beşinci ve altıncı koltuk... Teker üstü olduğu yetmezmiş gibi sol tarafta koltuklar, karşıdan gelen araçların farları gözleri rahatsız edecek… Biletler sessizce alındı, birkaç...

Oubykh Mektupları Şubat 2026

1984 senesi, Kırklareli… Bir pazar sabahı, manyetolu telefonla konuşan babamın sesine uyandım… Babamın “Yaşadık, yaşadım” sesi kulaklarımda… Uyanıp ne olduğunu sorduğumuzda “Ali’yi buldum” dedi… “Kim” diye sorduğumuzda, Ankara’dan,...

Oubykh Mektupları Ocak 2026

Bir atlının hikâyesidir, dolunay gecesi yol göstericidir ay… Nehir kenarında su sesi yol gösterir, soğuk içine işlemiştir… Bir ilmek rüzgârı geçirir ama deri geçirmez, keser rüzgârı… … Oğulların...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img