Bu soruyla başlayan ve sürece dair hafıza oluşturmayı amaçlayan notlarımın Jineps’te yayımlanması vesilesiyle, hem hafızamızı tazelemek hem de duyarlılık göstererek destek veren değerli Jineps okurlarına gelişmeler hakkında kısa bir güncelleme yaparak teşekkür etmek isterim.
Her zaman yaptığımız gibi, tekrara düşmemek adına geçen sayıdan bu yana yaşanan gelişmeleri özetlemeye çalışacağım.
Uzunyayla, bu yıl coğrafyamız genelinde etkili olan kar ve yağışlarla geçen kış mevsimini, ülke genelinden bir miktar daha fazla yağış alarak geçirdi. Bu durum, Zamantı’nın yeniden canlanacağına dair umutlarımızı artırırken; bir yandan da süregelen kuraklık ve potansiyel su kıtlığı nedeniyle temkinli bir beklenti içinde olmaya devam ettik.
Son güncellemeden bu yana, Kayseri Valiliği, Pınarbaşı Kaymakamlığı ve DSİ yetkilileriyle temaslarımız sürdürülerek etkin koruma ve mevzuata uyum konusundaki taleplerimiz farklı kanallar aracılığıyla iletildi. Yerel siyasetçilerimizin ve bölge milletvekillerimizin desteği, değerli hemşerilerimizin ısrarlı girişimleriyle devam etti.
Bu süreçte yetkili otoriteler; saha dışı sulamaya ve kaçak kuyu açılmasına kesinlikle izin verilmeyeceğini, bu tür faaliyetlerin tespiti halinde derhal müdahale edileceğini, gerekli cezaların uygulanacağını ve kullanılan ekipmana el konulacağını açıkça ifade ettiler.
Belirttiğim gibi, yağışlı geçen kışın da etkisiyle Zamantı’nın kaynağının yeniden ıslandığını görmek hepimizi umutlandırdı. Ardından gözesinden suyun yavaş yavaş akmaya başlaması ve bu akışın giderek artması sevindiriciydi. Ancak bu sevinç, aynı zamanda temkinliydi. Çünkü artan suyun, vahşi sulamaya gerekçe yapılabileceği ve “Ekim yapıldı, sulamaya devam etmek zorundayız” gibi bir emrivakiyle sürecin yeniden tekrarlanabileceği endişesi doğdu.
“Uzunyayla’ya Sahip Çık” Platformu olarak bu noktada dikkatli olunması gerektiğini düşünerek hem bölgede yaşayanlardan hem de ziyaretçilerden sahayı gözlemlemelerini rica ettik.
Nisan ayı başında gerçekleştirdiğim günübirlik Kayseri ziyaretinde Zamantı’nın gözesine giderek suyun yeniden canlandığına bizzat tanıklık ettim. Bir benzetme yapmak gerekirse; Zamantı’nın gözleri yeniden yaşarmış, sesi köyün içinden duyulur hale gelmişti.
Ancak Kayseri’ye dönerken Karakuyu’da, saha dışı sulama amacıyla stoklanmış su borularını ve araziye serilmiş hatları görünce bu durumu kayıt altına alarak yetkililerle paylaştım. Bu hazırlıkların, dile getirdiğimiz emrivaki endişesinin somut bir göstergesi olduğunu ve ekim hazırlıklarının sürdüğünü belirterek müdahale edilmesini talep ettik.
Başta Kayseri Milletvekili Bayar Özsoy olmak üzere, DSİ 12. Bölge Müdürlüğü’nün girişimleriyle söz konusu borular ve ekipman toplanarak Pınarbaşı’nda depolara kaldırıldı.
Amacımız; suyumuzu, toprağımızı ve doğamızı koruyarak sürdürülebilir bir tarım modelinin hayata geçirilmesidir
Bu gelişmelerin ardından, saha dışı sulama ve kaçak kuyu ile üretim yapılamayacağını anlayan endüstriyel patates üreticilerinin bir kısmının bölgeyi terk ettiğini öğrendik.
Burada özellikle vurgulamak isteriz ki; biz hiçbir zaman yasal çerçevede yürütülen, doğaya saygılı ve bölge insanına ekonomik katkı sağlayan tarımsal faaliyetlere karşı olmadık. Bizim itirazımız, doğal kaynakları vahşi yöntemlerle tüketerek yok eden ve ardından bölgeyi terk etmeyi planlayan anlayışadır.
Amacımız; suyumuzu, toprağımızı ve doğamızı koruyarak sürdürülebilir bir tarım modelinin hayata geçirilmesidir. Bu süreçte destek veren, katkı sunan herkese gönülden teşekkür ederiz.
Son olarak; yaz aylarında düzenlenecek Uzunyayla Festivali’nde bölge insanıyla bir araya gelerek “Sürdürülebilir Tarım” ve “Sürdürülebilir Doğa” başlıklarını birlikte konuşmayı arzu ediyoruz.
“Psışho – Zamantı”nın etrafında kurulacak sofraların, paylaşılan neşenin ve bereketin gelecek nesillere de ulaşabilmesi; Uzunyayla’nın bir daha böyle bir tahribat yaşamaması için çalışmaya devam edeceğiz.
Atalarımızın dediği gibi: “Bir musibet bin nasihatten evladır.”
Dileriz ki bu yaşananlar son olsun.
Yine yeniden: Ha Marje!







