TBMM Genel Kurulu’nda, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) Kürtçenin kamusal alanda kullanımının önündeki engellerin belirlenmesi amacıyla verdiği Meclis araştırma önergesi AKP, MHP ve İyi Parti’nin oylarıyla reddedildi.
CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp: “Anadilleri güvence altına alınmalı”
14 Mayıs’ta Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplanan genel kurulda söz alan CHP Ankara Milletvekili Okan Konuralp ise anadilinin bir hak olduğunu belirterek, tüm yurttaşların anadilini öğrenme, kullanma ve geliştirme hakkının güvence altına alınması gerektiğini söyledi.
Toplumsal sorunların çözüm adresinin eşit yurttaşlık temelinden geçtiğini belirten Konuralp, şu ifadeleri kullandı: “Parti programımızda vurgulandığı şekliyle demokratikleşme, toplumsal sorunların eşit yurttaşlık temelinde çözümü için elzemdir diyoruz ve yine, programımızda vurgulandığı üzere, anadilini bir hak olarak görüyor, tüm yurttaşlarımızın anadilini öğrenme, kullanma ve geliştirme hakkının sağlanacağı, kimsenin kimliğinden dolayı ayrımcılığa uğramayacağı ve toplumsal olarak dışlanmayacağı; farklı kimliklerin, inançların ve kültürlerin özgürce var olabileceği bir Türkiye hedefi doğrultusunda mücadele ediyoruz.
Bu bağlamda, Türkçe, Kürtçe, Abhazca, Çerkesçe, Gürcüce, Lazca, Ermenice, Rumca, Süryanice, Arapça, Boşnakça ve sayamadığım hangi dil varsa, annelerimiz rüyalarını hangi dilde görüyorsa, hangi dilde görmüşse, bizi hangi dilde sevmiş ve hangi dilde azarlamışsa işte o dilin ama daha da önemlisi başka annelerin dillerini de ötekileştirmeden, önemsizleştirmeden, değersizleştirmeden tüm dillerin varlığını sürdürmelerini sağlamak bir zorunluluktur. Çünkü dillerin kaybı yalnızca sosyokültürel, antropolojik bir sorun değildir, daha da ötesinde toplumsal mesafeleri büyüten bir sorundur. Dillerin kaybı aidiyet duygusunu zedeler, ortak yaşam iradesini aşındırır. Anadili hakkının güvence altında olduğu toplumlarda ise bireyler ülkelerine daha güçlü bağlarla bağlanır, ortak geleceğe daha fazla inanır.”
“Dillerin kaybı aidiyet duygusunu zedeler, ortak yaşam iradesini aşındırır” diyen Konuralp, konuşmasına şöyle devam etti: “Anadili hakkının güvence altında olduğu toplumlarda ise bireyler ülkelerine daha güçlü bağlarla bağlanır, ortak geleceğe daha fazla inanır. Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, anadillerini bir ayrım çizgisine dönüştüren anlayış değil, anadilini birbirimizi anlamanın, birbirimize daha çok bağlanabilmenin köprüsü haline getiren demokratik bir perspektiftir. Demokratik perspektif vurgusunu şundan da yapıyorum: Kadir Cangızbey’in cümleleriyle ifade etmek gerekirse, ‘İnsanın yürüyebilmesi için bacakları ne ise, konuşmak için de anadili odur’. Yani insanların bacaklarını koparmıyorsak, anadillerini de dillerinden koparmamalıyız.”







