Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Postmodern zamanlardaki Kuzey Kafkas esintisinin takipçileri kimler? Ragon Bal Kadıköy konseri üzerine

8 Mayıs akşamı Osetya’dan gelen Ragon Bal grubunun konserini dinlemek için Kadıköy Sahne’ye doğru ilerliyorum. Dışarıda benim gibi bekleyen bazı tanıdık yüzler var. Bir kolum damgalanarak içeri giriyorum. Tıpkı bir rock grubunun konserine girer gibi… İçeride nostalji hissi yaratacak herhangi bir detay, obje yok. Çok büyük olmayan bir sahne, bar, birkaç masa ve tabure, loş bir hava… Kendilerini “Gerçek Oset underground müzik grubu” olarak tanımlayan ve gelenek ile underground arasında duran Ragon Bal için sanki bu mekân, biçilmiş kaftan. Kuzey Kafkas müziğini; dernek, geleneksel yemeklerin sunulduğu kapalı bir organizasyon ya da bir kültür merkezi dışında; Kadıköy’ün günlük hayatı içindeki sıradan bir mekânda dinlemek, benim için ise hayli ilginç. “Bu durum, Kuzey Kafkas müziğinin sunumunda yeni bir dönem mi?” sorusunu içimden geçiriyorum. Ragon Bal grubundan Tamu Berozti, icra ettikleri müziği günlük hayatla bağdaştırmak istediklerini belirtiyor.

Farklı yaş gruplarından izleyiciler

Organizasyonda yer alan Ünsal Özcan da görüşmemiz esnasında mekân seçiminde bu amacın gözetildiğini belirtti. Kuzey Kafkas müziğinin genellikle Kuzey Kafkas kökenli kişilerin katıldıkları etkinliklerde icra edildiğinden; Kafkasya’dan gelen grupların da derneklerde, kültür merkezlerinde, kapalı etkinliklerde ağırlandığından bahsetti. Daha genel, daha merkezi, hayatın içindeki bir mekânda Kuzey Kafkas müziğinin daha çok kişiye ulaşabileceğini belirtti. Bu noktada, konser için bu mekânın seçilmesi önemli ve düşündürücü. Bu ve benzeri mekânlarda böyle konserlerin olması, izler-dinler kitleyi çeşitlendirebilir. Kuzey Kafkas müziği, geleneğin sert ve nostaljik kalıbından çıkıp günlük hayatla kaynaşabilir, daha akışkan hale gelebilir. Geniş yelpazedeki dinleyici kitlesinin varlığı, yeni ve farklı çalışmaları besleyebilir. Tamu Berozti bu konuda şu cümleleri kuruyor:

“Bazı insanlar, Oset müziğinin sadece herkesin süslenip püslendiği, parfümler sürdüğü o yüksek ve pırıltılı sahnelerde duyulabileceği fikrinden kurtulamıyor. Oysa bu müzik, her yerde; her telefondan, her prova stüdyosundan duyulabilir ve duyulmalı. Bizim söylemek istediğimiz tam olarak bu: Bu müzik günceldir.”

20.30’dan itibaren mekân yavaş yavaş dolmaya başlıyor. Pek çok tanıdık yüz, onların yakın arkadaşları, farklı yaş gruplarından pek çok insan ayakta gerçekleşecek konseri bekliyor. Bu esnada belirlediğim dinleyiciler, konsere dair belirlediğim anket sorularını yanıtlıyor. İzler-dinler kitlenin farkındalığına yönelik yaptığım anket sonuçlarına göre konsere gelen dinleyiciler arasında yüzde 62,6’lık kesim 25-45 yaş arası. Bunun yanında 18-24 ve 45-60 yaş arası dinleyiciler de mevcut. Bu sonuç, grubun daha çok gençler ve yetişkinler arasında dinlendiğini veya merak edildiğini gösteriyor. Dinleyicilerin büyük çoğunluğu (yüzde 85) Kuzey Kafkas kökenli. Yüzde 15’lik kısım ise sadece müzik dinleyicisi olduğunu belirtiyor. Bu detay, Kuzey Kafkas müziğinin farklı kitleler tarafından az da olsa dinlendiğinin ve bu müziğe merak duyulduğunun göstergesi. 50 yaş ve üstü bazı dinleyiciler, konserin ilerleyen kısımlarında ayakta dinlemenin yorgunluk yarattığını belirterek konserden ayrılıyor. Hatta bir dinleyici şöyle diyor: “Belimin ağrısı izin verirse konsere odaklanabileceğim. Çok uzun süredir böyle bir mekâna gelmedim.” Ama o dinleyici, neredeyse konserin sonuna kadar kalıyor. Böyle davranan sadece o kişi değil. Farklı dinleyicilerden benzer cümleleri duydum ve onlarda da benzer tavrı gördüm. Ortamın kendine biraz uzak olduğunu bile bile bu mekâna gelen, kültürünü destekleme çabası içinde olan dinleyicilerin varlığı, aslında şunu söylüyor: “Bu, benim için herhangi bir müzik değil, herhangi bir band/müzik grubu değil. Bu grubu desteklemeliyiz, kültürümüzün yok olmaması için bu konuda çalışan herkes desteklenmeli.” Kuzey Kafkas müziği; bir kısım dinleyici için herhangi bir müzik değil, nostaljik hissiyatla çevrelenen geleneksel bir müzik ve bu dinleyici, müzik dinleyicisinden öte kültürü koruma ve yaşatma güdüsüyle müzikal etkinliklerde yer alıyor. Oysaki bu grup, kendini kültür ataşeliği yapan etnografik bir topluluktan öte “kadim enstrümanlarla müzik yapan herhangi bir band/müzik grubu” olarak nitelendiriyor.

Geleneğe dair en önemli aksesuarları, kadim Oset müziği enstrümanları…

Ragon Bal 21.40’ta sahneye çıkıyor. Üç erkek ve bir kadından oluşan grup, geleneksel kostümlerle değil, günlük kıyafetleriyle sahnede. Geleneğe dair en önemli aksesuarları, kadim Oset müziği enstrümanları. Sahnelerinin geleneksel kostümle ilişkisine dair Tamu Berozti, şu cümleleri kuruyor: “Gerçekten halka ait olan bir şeyin ek bir süse ihtiyacı yoktur. Büyükannem yemek pişirmek için ‘razgæmttæ’ (geleneksel kadın elbisesi) giymezdi; büyükbabam da kutsal ekmek başında dua etmek için çerkeskasını (geleneksel erkek kıyafeti) giymezdi.” Mesajları çok net: Egzotik görselliğe değil, müziğe odaklanın. Peki, herkes müziğe odaklandı mı? Bunu ilerleyen saatler ve icra edilen ezgiler gösterecek.

Öncelikle kendilerini tanıtıyorlar, konuşmaları esnasında “Kafkas kardeşliği”ni vurguluyorlar. Müzisyenlerin kendilerini tanıttığı esnada arka kısımlarda başlayan uğultu, bu vurgu ile kesiliyor ve sadece alkış sesi duyuluyor. Bu alkış, kültürü koruma ve devam ettirmeye katkı çabasında olan dinleyici için “Kafkas kardeşliği” vurgusunun bir hayli önemli olduğunu gösteriyor.

Grubun kendini tanıttığı esnada gelen uğultu; “Bunca dinleyici bu grubu iyi biliyor mu acaba, neden bazıları dinlemiyorlar? Acaba bu konseri nereden duydular, grubun isminin anlamını biliyorlar mı? ” sorularını art arda diziyor ve dinleyiciler hazırladığım anket yoluyla cevapları sıralıyor. Araştırma sonuçlarıma göre dinleyicilerin yüzde 47,9’u bu konseri yakın çevresinden, yüzde 29,2’si dernekler vasıtasıyla, yüzde 22,9’u ise sosyal medya sayesinde duymuş. Farklı platformlarda (YouTube, Spotify, SoundCloud vd.) çalma listeleri dolayısıyla duyan olmamış.

Bu sonuçlar, tanıtım esnasında ve bazı şarkıların icrasındaki uğultuyu açıklıyor biraz. Dinleyiciler arasında dolaşırken bazen bir buluşma, kaynaşma günü olduğunu hissettim. Buraya geldiler, soydaşlarını destekliyorlar ve tanıdıklarıyla, arkadaşlarıyla sohbet ediyorlar.

“Antik Grup”

“Ragon Bal isminin anlamı nedir?” sorusunun doğru cevabı “Antik Grup” olacaktı. Dinleyicilerin yüzde 47,9’u, neredeyse yarısı doğru cevap vermiş. Diğer yanlış şıklar ise hemen hemen aynı oranlarda seyrediyor. Bu sonuç, dinleyicilerin neredeyse yarısının biraz araştırma yaparak ya da grubu tanıyarak geldiğini gösteriyor. Ragon Bal’ın sosyal medya hesaplarını aktif olarak kullanması da tanınmasında oldukça önemli. Bazı dinleyiciler, “Doğru cevaplar neler olacak, ona göre cevaplayalım, yanlış olmasın” gibi cümleler sarf ettiler. Bazı dinleyiciler ise “Sen bu anketi yapıyorsun ama ya bilmeyen çok çıkarsa, o zaman ne olacak?” şeklinde yorum yaptı. Bu yorumlar, kültüre dair her şeyin bilinmesi gerektiğini, bilinmediği zaman Xabze’ye karşı büyük saygısızlık olacakmış düşüncesinin varlığını gösteriyor kanımca. Oysa bilmiyoruz, belki hayatın karmaşa dolu sesleri arasında müziğimizi duyamıyoruz, belki de başka müzikleri daha çok duyuyor kulağımız.

Ve müzik başlıyor. Oset müziğinin kadim enstrümanlarıyla, enstrümantal eserlerin ağırlıklı olduğu bir performansla Ragon Bal sahnede. Tamu Berozti, uadyndz, khissyn-fandyr, duadastanon, lalym-uadyndz; Sarmat Kargaev, uadyndz, khissyn-fandyr, kartsganag; Kazbek Guatsaev, kandzal-fandyr; Adelina Kotaeva dala-fandyr çalıyor ve tematik olarak birbirine örülen kadim Oset ezgileriyle var oluyorlar Kadıköy Sahne’de. Ele alınan her enstrüman öncelikle kısaca tanıtılıyor. Enstrüman bilgilerini dipnot olarak aşağıda kısaca belirttim, bakabilirsiniz. Ragon Bal’ın performansıyla beraber kolektif belleğin kadim ve dingin ezgileri, modern elektronik tınıların oluşturduğu çağdaş zemin üzerinde yeniden hayat buluyor. Bu icra pratiğinde ana ezgi, alt ve üst üçlü vokal harmonileriyle dikey bir derinlik kazanıyor. “Heydada dimdada” gibi geleneksel tezahürat ve ünlemlerle ise günümüzün herhangi bir mekânında müzik, ritmik bir ritüele dönüşüyor. Böylece geçmiş ile gelecek arasında hibrit bir müzikal köprü kuruluyor. Ben ve gözlemleyebildiğim kadarıyla dinleyicilerden 50-60 kişi; bu büyüye kapılıyoruz. “Hadi dans edelim” anlamındaki “Ærsimæm” adlı şarkıda, “Gençler” anlamındaki “Kæstæjrægtæ” ve “Kurtat Vadisi’nden Olan” anlamındaki “Kwyrttatag” adlı şarkılarda coşku daha da artıyor. “Ærsimæm” bu bölümde en çok alkışı alan parça oluyor. Bu alkışta sosyal medyanın, Ragon Bal’ın klibinin büyük etkisi var. Tamu Berozti çalmadığı birkaç an uadyndz’u (üflemeli Oset çalgısı) adeta bir baston gibi kullanıyor. Bir hikâye anlatıcısı gibi… Maskeli figürlerinin anlamını açıklıyor. “Manseşkom/Mænsæşqom” adındaki bu figürün ruhlarının sembolü olan iyi bir adam olduğunu belirtiyor Tamu Berozti. İngilizce de bildiği için grubun sözcüsü konumunda Tamu. Ben böyle müziğin, uyumun, belleğin mistik gizemine kapılmış ilerlerken bir sesle tüm büyü bozuluyor: “Ya bi susun!” Ne oldu diye dönüp bakarken bir dinleyici şöyle bir soru yöneltiyor bana: “Sayın Müzikolog Hanım, hareketli müzikler ne zaman başlayacak? Biz çok sıkıldık. Ne zaman dans edilecek?” Arka kısma yaklaştıkça uğultu yükseliyor, o kadim büyüleyici ezgilerin etkisi, mekânın arka kısımlarına ulaşmıyor.

Post folk müzik

Ragon Bal, kadim olan seslerle günlük yaşamı buluşturma çabasında olan bir grup. İcra ettikleri müzik türü ne folk ya da etnik müzik ne de modern bir müzik. Kendi adlandırmalarıyla “post folk müzik”. Ne demek post folk müzik? Kadim, geleneksel ezgilerle elektronik altyapının, yeni düzenlemelerin birleştiği yeni versiyon folk müzik denebilir. Günümüz insanının zihin dünyası gibi… Bellekteki kadim olan ile yeni ve güncel bir oluyor. Grubun performansı esnasında çalınan enstrümanlara herhangi bir elektronik kablo takılamıyor, dolayısıyla ses sisteminin çok iyi olması gerekiyor. Bunun yanında icra ettikleri parçalar, her ne kadar “underground” bir grup olduklarını iddia etseler de, ayakta dinlemekten ziyade oturarak odaklanabilecek dingin müzikler. Bu noktada arkadaki uğultu, sohbet hali daha da artıyor ve zihnim yine sorularla meşgul oluyor: “Yaptıkları müzik türü anlaşılıyor mu? Enstrümanlar biliniyor mu? Albümleri daha önce dinlendi mi?” Bu sorulara cevap dinleyici anketinden geliyor. “Sizce Ragon Bal’ın icra ettiği müzik, hangi türe yakındır?” sorusunun doğru cevabı, “post folk müzik”ti. Dinleyicilerin yüzde 43,8’i bu soruda “Arkaik folk/Kuzey Kafkas müziği”, yüzde 14,6’sı “Etnopolifonik müzik”, yüzde 12,5’i “Etnik müzik” cevabını işaretlemiş. Yüzde 8,3’ü ise bilmediğini belirtmiş. Dinleyicilerin sadece yüzde 20,8’i doğru cevabı vermiş. “Ragon Bal grubu, sahnelerinde ‘antik dönemde tel yerine at kılının kullanıldığı antik bir Oset arpı’ çalıyor. Sizce bu hangisidir?” sorusunun cevabı “Duadastonon”du. Bu soruya ise dinleyicilerin sadece yüzde 10,4’ü doğru cevabı vermiş. Bu cevaplar, dinleyicilerin icra edilen müzik hakkında net fikirleri olmadığını ve arka kısımdaki uğultunun nedenini biraz daha somutlaştırıyor. Grubun iki albümü var: “Simdtæ” ve “Dykkag”. İlki, geleneksel şımd dansının ezgilerinden; ikincisi ise Oset tiyatrosundaki bir konserin kaydından oluşuyor. Sonuçlara göre dinleyicilerin sadece yüzde 25’i bu iki albümü de dinlemiş. Yüzde 35’i ise ilk defa konser gecesi, yani bu gece dinlediğini belirtmiş. Geri kalan kısım birkaç parçasını dinlemiş. Bu cevaplar, dinleyicilerin grubun müziğinin tarzı, icrası üzerine çok düşünmediğini gösteriyor. Yanı sıra “Grubun ‘akordeon/mızıka’ yerine, unutulmaya yüz tutmuş ‘telli ve yaylı çalgıları’ (arp, kissyn-fandyr vb.) merkeze alması hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusunda ise “Müziğin gerçek köklerine dönüş olduğu için çok değerli buluyorum” ifadesi yüzde 89,6’lık bir oranla en baskın cevap olmuş. “Bu konu hakkında bir fikrim yok” seçeneğini ise dinleyicilerin yüzde 8,3’ü işaretlemiş. Bu soruya verilen cevaplar, Kadıköy Sahne’de gerçekleşen Ragon Bal konserinde performans esnasında uğultunun olmaması gerektiğini söylüyor ve ben halen o uğultuyu duyuyorum. Sonra sonra uğultu yerini eşliğe bırakıyor. Ragon Bal Türkiye diasporasında çok sevilen şarkıları birer birer sıralıyor: “Adige Nise”, “Sinane Daxe”, “Malika”… Hatta Erkin Koray’ın “Estarabim” şarkısı… Herkes eşlik ediyor, bazıları dans ediyor, telefonlar havaya kalkıyor; çekimler ve çekimler ve çekimler.

Bilinen sözler ve müzikle dinleyiciler tüm ruhlarıyla müziğe katılıyor, kültürü en derinden hissediyor. Ragon Bal diasporanın kodlarını çok iyi çözmüş. Dağılan hava hemen toplanıyor. Bu toparlanan eğlenceli atmosferin enerjisi dans müziğine aktarılıyor. Wuij, şımd derken büyük bir Çerkes çemberi oluşuyor. Kadıköy Sahne, Kuzey Kafkas dansı ile çevreleniyor. Üç saat süren gecenin en enerjik atmosferi, dans esnasında mekâna hâkim oluyor. Bu anlar, Türkiye diasporasında müziğe ve “Kafkas kardeşliği”ne dair en temel bağın dans olduğunu gösteriyor. Uğultuyla başlayan gece, neşeyle sona eriyor. Sahneden sonra grup üyeleri de dinleyicilerin arasına, söyledikleri gibi güncel hayata karışıyorlar.

Hatıra fotoğrafımızı çektirip teşekkür ederken aklımda Tamu Berozti’nin şu cümlesi vardı: “Bir insanın çalma listesi (playlist) en dürüst şeydir.” Peki, bu dinleyicilerin kaçının listesinde Ragon Bal var ve bugünden sonra olacak? Bunu zaman gösterecek. Güncel dünyanın dinamiklerini çözen Ragon Bal grubunun ve bu gruba benzer grupların; Kuzey Kafkas müziğini, geleneği dönüştürerek müziğimizin geleceğe ilerlemesine adım adım yol açtığına inanıyorum. Kuzey Kafkasya’dan daha farklı müzik gruplarının gelmesini, güncel ve geleneği bağlayan müzik gruplarının Türkiye diasporasında da oluşmasını ve güncel mekânlarda böyle konserlerin olmasını diliyorum. Kim bilir, bu konserler çoğaldıkça zamanla o uğultu yok olur ve korkmadan yerini sadece müziğimize bırakır. Postmodern zamanların Kuzey Kafkas esintilerinin takipçileri, belki o zaman dansın yanında bir müzik icracısına, aktif bir dinleyiciye dönüşür.

*underground: Anaakımın, popüler kültürün ve ticari endüstrinin tamamen dışında kalan, bağımsız, kural tanımaz ve alternatif olan her şey.



Otantik Oset müziği enstrümanları

Uadyndz: Oset flütü

Khissyn-Fandyr: Yaylı bir çalgı

Dala-Fandyr: Telli ve mızraplı bir çalgı

Lalym-Uadyndz: Oset gaydası

Duadastanon: At kılından telleri olan arp

Kandzal-Fandyr: Mızıka/Armonika

Dayra: Def/Tef

Kartsganag: Şakşak/Çalpara (ritim aracı)



Ragon Bal hakkında araştırma yaparken yararlanılan sitelerin linkleri:

https://etokavkaz.ru/sovremennoe-iskusstvo/ragon-bal-folk-v-dzhinsakh-i-futbolkakh

https://chernoz.ru/teksty/ragon-bal

https://ugo-osetia.ru/kultura/ragon-bal-osetinskie-korni-v-ritme-novogo-vremeni

https://www.youtube.com/watch?v=jveVpT0BDaA

https://www.youtube.com/watch?v=uYRcpr5u3ks

https://ile-theleme.com/ragon-bal

http://ironarchive.ru/ragonbal

Yazarın Diğer Yazıları

‘Çerkes Çemberi’nin içinde neler var?..

“Circassian Circle” dansını hiç duydunuz mu? Peki, “Çerkes Çemberi nedir?” diye sorsam, zihniniz nasıl cevaplar? Çerkes kadınlarının ve erkeklerinin zarif duruşlarını, asil tavırlarını mı...

ECHOES CHOES HOES ES SSS… Bir yürüyüş zamanının üç albümüyle gelen zihin yankıları

Metin Kodzoko’nun duyup ilettiği yankılar, belleğimin kapılarını aralayarak zihnimin yankılarını bana duyurdu. Günümüz dünyasının teknolojisi, teknikleri, fikirlerini de hissettiren; geçmiş ile bugünü bağlayan bu üç...

Göğe şarkılarıyla seslenen altın sesli bir Çerkes kadını: Valentina Sosmakova

Kışın ilk günü, daha da karanlık ve soğuk günlere yol aldığımız o 1 Aralık günü, Kuzey Kafkasya’da, özellikle Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde bu düşüncenin aksine aydınlık...

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img