Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

“Yaşananlar birçoğumuz için varlığımızın sadece kültürel düzlemden ibaret değil, aynı zamanda politik de olduğuna dair canlı bir deneyim oldu”



Tiran’da FIDAF tarafından düzenlenen dans festivaline katılan İstanbul Abhaz Kültür Derneği’nin Ridade Kafkas Halk Dansları ekibinin, Gürcistan kaynaklı diplomatik baskılarla karşılaştığı süreci Perit Jan Aydemir ile konuştuk.



-Merhaba Perit. Bugün seninle Ridade’nin Tiran’da Uluslararası Dans Festivalleri Federasyonu (Federation of International Dance Festivals-FIDAF) tarafından düzenlenen festivale katılım sürecini ve bu süreçte Gürcistan tarafından gelen diplomatik baskıları konuşacağız. Okurlarımız için önce kendini, ardından da kısaca Ridade’yi tanıtabilir misin?

-Merhaba Dilara. Teklifin için öncelikle sana teşekkür ederim. Ben Çuşha Perit Jan Aydemir. 25 hissetsem de 29 yaşındayım. 1996, Nalçik doğumluyum, Düzceliyim. Müzisyenim, aynı zamanda bir IT şirketinde proje yöneticisiyim. 2014’ten beri Ridade’de birçok değerli insanla beraber çalıştım ve sahne aldım. Ridade artık benim için hayatımdan dışlayamayacağım bir konumda. Seneye Ridade’nin 30. yılı. Yavaştan ekibin bir geleneğe dönüştüğünü hissediyorum. Bu geleneğin ve kolektif yaratım sürecinin bir parçası olmak zaman zaman yorucu olsa da insanı manevi olarak tatmin eden bir yönü var.

-Festivale başvuru sürecini en başından itibaren bizimle paylaşabilir misin? Bu süreçte karşılaştığınız ilk engel, Gürcistan’ın Arnavutluk üzerinden kurduğu bir baskı mıydı, yoksa Arnavutluk’un da aday ülke konumunda olduğu “insan hakları dağıtan (!)” Avrupa Birliği (AB) ile stratejik birlikteliğine zarar gelmesini istememesinden kaynaklanan bir tercih olarak mı karşınıza çıktı?
-Öncelikle şunu belirtmek isterim: Bizim Abhazya olarak katılmamız, tamamen FIDAF’ın teklifi üzerine gerçekleşti. En başta, geçen sene Sırbistan’da olduğu gibi Türkiye’den başvurduk; ancak Türkiye’den başka bir ekip de olduğu için bizim farklı bir kültürü temsilen oraya Abhazya olarak katılmamızı teklif ettiler. Dernek yönetimi ile görüşüp bunun bir sorun yaratmayacağına karar verdikten sonra kabul ettik. Kriz sonradan patlak verince, FIDAF’ın AB’nin politikalarından ve Abhazya’dan bihaber olduğunu öğrendik. Bize bu krizle ilgili hiçbir bilgi verilmedi. Her şey, bir arkadaşımızın FIDAF Instagram sayfasında Ridade ile alakalı paylaşımların silindiğini bana söylemesi ve benim de bunun sebebini FIDAF’a sormam ile başladı. Sebebini sormasak belki de olaylar yönetemeyeceğimiz yerlere savrulacaktı.

Yapılan ilk açıklama Arnavutluk Dışişleri Bakanlığı’nın baskısı ile paylaşımların kaldırıldığı, bize ayrılan bütçenin iptal edileceği ve festivale katılımımızın bile iptal edilmesinin söz konusu olduğuydu. Festivalin bir diğer katılımcısı Kuzey Kıbrıs’ın da Arnavutluk tarafından tanınmadığını, neden sadece bizlere böyle bir muamele yapıldığını ısrarla sormama rağmen somut bir cevap alamadık. Zaten Gürcistan etkisinin olduğuna dair ilk kokular buradan geldi. İlerleyen saatlerde bir alternatif olarak Gürcistan bayrağı altında katılmamız durumunda bu sorunların aşılacağına dair bir çözüm önerisi ile beraber geldiler. Bunun tekrar gündeme dahi getirilmemesini söyledikten sonra, herhangi bir ülke olarak değil, Ridade olarak, ancak Abhazya bayrağı ile orada varlık göstereceğimiz şartı üzerine uzlaştık.

Festival esnasında bize bir sorun yaşatmadılar, hatta sahnede hep Abhazya olarak anons ettiler. Festivalin son gecesi, ödül töreninden sonra FIDAF yetkilisi bana gelip diplomatik baskının Roma ve Bakü’deki Gürcistan büyükelçiliklerinden Arnavutluk Dışişleri’ne geldiğini ve bundan ötürü bizlere bu sorunları yaşattıklarını itiraf etti. Hatta burada samimi bir şekilde özür dilediğini de ifade etmeliyim. FIDAF, düşük organizasyon kabiliyetine rağmen süreç boyunca bizim tarafımızdaydı. Türkiye’ye döndüğümüz gün, Güney Kore’deki Gürcistan büyükelçiliğinin de FIDAF’a gönderdiği benzer şikâyetler içeren resmi bir mektup, bir FIDAF yetkilisi tarafından tarafıma iletildi. FIDAF da bu mektuba, mahcubiyetlerini kabul edebileceğimiz bir üslupla cevap verdi. 

-Geçmişte de benzer krizlerin yaşanmasından dolayı Gürcistan tarafından gelmesi olası bir baskıydı. Tiran’a gitmeden önce orada karşılaşabileceğiniz herhangi bir faşist tutum karşısında tepkinizin/eyleminizin ne olacağını düşünmüş müydünüz? Bundan sonraki organizasyonlarda önceden planlanması gereken neler var?

-Düşündüm, evet. Festivalde bir aksilik yaşamamamız adına güvence altına alınması gereken bir dizi önlem ve karşı tarafın bu uzlaşmayı ihlal ettiği takdirde nasıl bir tepki verilmesi gerektiği ile ilgili çok düşündüm. Neticede biz daha gitmeden Tiran’daki ufak bir folklor festivalinin Instagram hesaplarına tahakküm kurabilen olan bir odağın, biz oradayken beklenmeyen büyük bir sorun çıkarması ihtimali göz ardı edilecek bir husus değildi. Bütün bunlar festivale sadece iki gün kala yaşanmıştı.

Arkadaşlarla yola, hatta uzun yola çıkmak çok özel bir duygudur. Arkadaşlıkları derinleştirir, insanın kendisiyle ve çevresiyle yeni bağlar kurmasını sağlar. Bu hissi geçen sene yaşadığımızdan ve halihazırda 40 kişinin bileti de alınmış olduğundan, festivale iki gün kala ekibe gitmiyoruz demek açıkçası benim için bir seçenek değildi. Bahsettiğim güvenceleri ancak Arnavutluk’a varınca kazanabileceğime kanaat getirdim ve krizi yönetebilmek adına bu süreci başta sadece ailem ve aklına güvendiğim en yakınlarım ile paylaştım.

Tiran’a vardığımızda festival komitesi bizi karşıladı ve diğer ekip liderleriyle bir toplantı yapıldı. Bu toplantıdan sonra FIDAF’a bizim tarafımızda olduklarına inandığımı, ancak festival süresince kendilerinden veya herhangi bir dış etkiden ötürü adımızın Gürcistan ile beraber zikredilmesi veya uzlaştığımız şartların herhangi bir şekilde ihlal edilmesi durumunda organizasyon akışına taş koyacağımızı ve sahne almayacağımızı ilettim. Kendileri de müsterih olmamı söylediler. Bahsettiğim güvencelerin en sonuncusu buydu. Bu sözü aldıktan sonra bütün ekibi toplayıp böyle beklenmedik bir durum ile karşılaştığımızda beraberce dik bir duruş sergileyeceğimize dair bir eylem planı üzerinde de uzlaştık.

Biz buradan bir kazanımla dönmüş olsak bile, bundan sonraki etkinliklerde bu tür durumların karşı tarafça tamamen anlaşıldığından emin olmak gerekir.

Son sorum ekip ile ilgili. Ridade kendi içinde tüm Kuzey Kafkasya halklarından dansçı barındıran bir grup. Ekibin üyelerinin yaşanan bu kriz karşısında tutumu ne oldu? Yaşanan bu kriz, ekibi ne yönde dönüştürdü/dönüştürecek?
-Birçoğumuz için varlığımızın sadece kültürel düzlemden ibaret değil, aynı zamanda politik de olduğuna dair canlı bir deneyim oldu. Ekibimiz İstanbul Abhaz Kültür Derneği bünyesinde sadece Kafkasya halklarına değil, bütün halklara kucak açan bir ekip. Bizler Çerkes ya da Abaza olduğumuz için bu bayrağa sahip çıkmıyoruz, haklı olduğumuz için sahip çıkıyoruz. 92-93 savaşını ve Gürcistan’ın politikalarını sadece Gürcü halkının iradesine sığdırmak yeterli değildir; bizi görünmez kılmaya çalışan büyükelçiliklerin hangi başkentlerde olduğuna dikkat ederek, tüm bunları tarihin farklı saflarında yer alanlarla sürdürülen iktisadi, siyasi ve kültürel bir mücadelenin parçası olarak okumak gerekir. Yaşanan bu kriz, umarım ekibimizin ve halklarımızın tarihe ve güncel olaylara bu şekilde bakacak şekilde dönüşmesine vesile olur. Yalçın Hoca’nın (Yalçın Küçük) deyişiyle; “Politika, iki düşman toprak arasındaki mayın tarlasında danstır”. Biz de o sahnede dans ettik.

-Bu süreci başarılı bir şekilde yönettiğiniz için başta sana ve tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ederim. Ayrıca konuyu tüm detaylarıyla paylaştığın ve bize vakit ayırdığın için de ayrıca teşekkür ederim.

Yazarın Diğer Yazıları

“Karadeniz’in iki yakası tek yürek”: Anıt Baba ile söyleşi

Abhazya’ya doğrudan ulaşım ve tanınma talebi çerçevesinde oluşturulan kampanya ve yapılması planlanan çalışmalar kapsamında, Anıt Baba ile bu sürecin arka planını ve hedeflerini konuştuk. -Merhaba...

Üzüm yapraklarında pişirdiğin ekmekler

Çocukluğuma dair anıları, güneşin verniklediği ormanların arasından sızan ışığın gözümde yarattığı bulanıklıkla anımsıyorum. Çamurdan yaptığımız pastaların üstüne koyduğum çürük vişneleri, kestane ormanının içindeki kulübeye...

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img