Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Demokrasi kuşun kanadında mı?

“Çerçeve yasa” teklifi 5 Ağustos’ta 367 milletvekilinin imzasıyla Meclis’e sunulmuş, 8 Ağustos’ta Adalet Komisyonu’nda 18 saat süren görüşmelerin ardından kabul edilmişti. Yasa teklifi 10 Ağustos’ta Meclis’te görüşüldü. Oylamaya 592 milletvekilinden 563’ü katıldı. İktidarın diliyle “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” 467 oyla kabul edildi, 87 ret ve 7 çekimser oy kullanıldı.

Cumhur İttifakı dışında evet oyu veren parti ve vekillerin hemen tümünün eleştirdiği 12 maddelik yasa, sürecin hukuki altyapısını oluşturuyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024’te parti grup toplantısında yaptığı konuşmayla süreç başlamış, 9 Temmuz 2025’te Abdullah Öcalan PKK’yi silah bırakmaya çağırmıştı.

Barış için savaşan tarafların görüşmesi ve anlaşması sürecin doğalıydı; dünya örneklerinde olduğu gibi. Burada da Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve PKK görüştü/görüşüyor, anlaşma yapıyor; olması gerektiği gibi. Tarafların dışındaki kesimlerin, sürecin ilerleyişi sırasında siyasi, sosyal, ekonomik yaşama ilişkin özellikle antidemokratik uygulamalara, giderek totaliterleşen iktidara yönelik eleştirileri sürse de barışı desteklememe gibi bir tavrı -İyi Parti hariç- olmadı.

Diğer yanıyla da on yıllardır süren Kürt kimliği inkârı artık başka bir duruma evrilmiş durumda. Kürtler muhatap alınıyor, görüşmeler yapılıyor…

Bire bir benzer şeyleri yaşamadı Çerkesler ama empati kurabilecekleri şeyler yaşadılar. Taze olanları hatırlarsak; 1992 Abhazya, 1994 ve 1999 Çeçenya, 2008 Güney Osetya. Abhazya ve Güney Osetya özelinde Gürcistan’ın dayattığı “İşgal Altındaki Topraklar” yaklaşımını ve uluslararası toplumun çifte standardını biliyoruz. Türkiye’nin Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü Abhazya’ya uygulanan izolasyonu desteklediğini de biliyoruz.

Türkiye’de muhalefetin temel eleştirilerinden biri, ülkenin demokrasiden totaliterliğe yürüyüşü. Özellikle 2013 yılındaki Gezi direnişinden sonra -öncesi de var elbette- giderek artan antidemokratik uygulamalar hepimizin malumu. Eleştiri konusu, bütünün belirleyici bir parçası olsa da barış talebine gölge düşürmeden gündemde tutulabilmeli. Özne konumundaki Kürt halkının talebi de özlemi de barıştan yana olduğu sürece destek vermeye devam etmeli.

Jineps, 2005 yılından yani ilk sayısından bu yana barışı pek çok kez manşetine taşımıştır. Barış talebi ve mücadelesi, dünyaya egemen sisteme muhalif duruşun belirleyicilerindendir. Sadece “1 Eylül Dünya Barış Günü”ne dair değildir manşetler. Kafkasya’da, Balkanlar’da, Ortadoğu’da, dünyanın herhangi bir köşesindeki savaşlara karşıdır…

Süreç sonrası yaklaşımımıza örnek olması açısından hatırlatmak isteriz.

Kasım 2025 manşetimiz:

“İktidar, ikiyüzlü politikalarla geleceğini tahkim etme derdinde

Kalıcı barış için acil demokrasi!”

Bir diğer örnek, Haziran 2026 sürmanşetimiz:

“Otoriterlikten totaliterliğe koşar adım…”

Manşet ve sürmanşet örneklerinden de anlaşılacağı gibi Jineps’in bu iktidardan demokrasi beklentisinin olmadığı açıktır. İktidar; olağanüstü konjonktürel gelişmeler olmadan olumlu hiçbir adım atmaz, geldiği bu noktada atamaz.

Güncel bir örnek; yasalaşan kanunda TBMM yasama görevini yapıyor ama yasanın uygulanmasını denetleyecek olan kurul, iktidarın dar çevresi. Tek başına bu durum dahi iktidarın tek karar verici tavrını faş etmektedir.

Yani “Demokrasi, daha fazla demokrasi” talebimiz sürerken mücadele de sürmek zorundadır.

Sürecin toplumsallaşması, topluma mal edilmesi, bireylerin barışı benimsemesi bir diğer önemli konudur. İktidar bunu da istememektedir. Çatışmaların sürdüğü dönemde cenazelerin geldiği evler kerpiç evlerdi; Türk tarafı için de Kürt tarafı için de… İktidar bunun da açık seçik konuşulmasını, faş edilmesini istemedi, hâlâ da istemiyor.

Logosunun hemen yanında “Savaşın Kazananı, Barışın Kaybedeni Olmaz” cümlesi yer alan Barış Vakfı’nın STK katılımı için TBMM’ye verdiği dilekçesini (10 Ağustos – https://barisvakfi.org/baris-vakfindan-tbmm-baskanina-cagri/) hatırlatarak devam edersek…

İktidarın gündeminin peşine takılarak demokratikleşemeyiz. Muhalif birleşik cephenin oluşturulması ve kendi gündemini -bizim gündemimizi- oluşturması ve kitleleri bu gündemle seferber edebilmesi gerekir.

Süreç dahil mevcut gündem iktidarın gündemidir. Tartıştırdıkları “Yasa Demirtaş’ı kapsıyor mu?”, “KCK’yi kapsıyor mu?” türü başlıkların tümü iktidarın gündemde tutulmasını istedikleridir. Asgari ücret yok, anadillerimiz yok, eşit yurttaşlık yok, “kimliğimle, inancımla eşit yurttaşlık istiyorum” yok, emek yok, Gezi tutsakları yok, politik tutsaklar yok, gerçek yolsuzluklar ve vergi afları yok, laik eğitim yok, üniversitelerin özerkliği yok, demokrasi hiç yok…

Bir diğer önemli konu; mevcut anayasayı tanımayan iktidar yeni anayasa tartıştırmak istiyor, cumhurbaşkanlığı adaylığını tartıştırmak istiyor; istediği biçim ve içerikte. Anayasaya dair gündemde tutmamız gereken; toplumsal sözleşmenin toplumun her kesiminin söz söyleyerek, talebini ileterek oluşturulması gerektiğidir. Antidemokratik siyasal parti ve seçim kanunları ile oluşan bu meclisin anayasa yapamayacağını, bunu reddettiğimizi ilan etmeliyiz. Bunu bütün muhalif partiler bilmeli ve toplumun talebine göre toplumsal sözleşmenin yapılması gerektiğini dillendirmeliler, DEM’den Yeni Parti’ye, TİP’ten EMEP’e…

Birleşik muhalif cephenin oluşturulması, kendi gündemini belirlemesi, toplumun her kesim ve kişisinin siyasetin öznesi olduğunu her daim dile getirmesi önemlidir.

Barış görüşmeleri elbette savaşan taraflar arasında olacaktır. Öte yandan; demokrasi cephesi ancak halkların ve kimliklerin eşitliği üzerinden, eşit yurttaşlık bilgisiyle inşa edilebilir.

Misyonu ve vizyonu barışı desteklemekten ibaret olamaz.

Halkların kardeşliği eşitlik üzerinden geliştiğinde gerçek anlamını bulur.

Jineps Yayın Kurulu

Yazarın Diğer Yazıları

Eylül 2026 Türkçe sayımız yayımlandı

Değerli Jineps okurları, Eylül 2026 Türkçe sayımızın yayımlandığını bildirmekten mutluluk duyarız. Teknik birtakım aksaklıklar nedeniyle yayınımızda gecikme oldu. Özür dileriz. İyi okumalar dileriz, JİNEPS

Batal Capua’nın eserleri Ankara’ya geliyor

Abhazya Devlet Sanatçısı, ressam Batal Capua, 7-13 Eylül’de Türkiye’deki sanatseverlerle buluşacak. Sanatçının katılacağı "Son Sürgün" başlıklı etkinlik programı, Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) ile Ankara...

1 Eylül Dünya Barış Günü

1 Eylül Dünya Barış Günü'nü kutlarız! BM Genel Kurulu’nun oybirliğiyle 2001’de “şiddetsizlik ve ateşkes dönemi” olarak belirlenen ve “Uluslararası Barış Günü” olarak da bilinen “Dünya...

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img