
Göçmen kökenli, kadın, hukukçu, ayrımcılığa, ırkçılığa ve yükselen sağa karşı hak mücadelesinde aktif, üstelik sol partiden, Die Linke’den aday…
Yukarıdaki ifade, Berlin belediye başkanlığı adaylarından Elif Eralp’i çok güzel anlatıyor.
Elif Eralp, Berlin belediye başkanı (Regierende Bürgermeisterin) adayı olarak seçim yarışında yer alıyor. Berlin’de bu makam doğrudan halk tarafından seçilmiyor. Berlinliler önce eyalet parlamentosu olan Berlin Parlamentosu’nu (Abgeordnetenhaus) seçiyor. Daha sonra seçilmiş milletvekilleri, Berlin belediye başkanını seçiyor. Bu arada Berlin Eyalet Parlamentosu seçimleri 20 Eylül’de yapılacak.
Elif, 12 Eylül döneminin Türkiye’sinden politik nedenlerle Almanya’ya gelmek zorunda kalan sosyalist ve sendikacı bir ailenin çocuğu. 1981 yılında Münih’te doğuyor. Ailesi Almanya’ya geldiğinde annesi hamileymiş. Elif sekiz yaşındayken aile Hamburg’a taşınıyor [1, 2].
Babası Kayserili Çerkes, annesi Adanalı. Elif eğitimini Hamburg’da tamamlıyor; Hamburg Üniversitesi’nde hukuk okuyor, gerekli sınavları geçiyor ve hukuk eğitiminin ardından avukat olarak çalışıyor. Daha öğrencilik yıllarından itibaren göçmen kökenli gençlerin eğitimi, eleştirel hukuk çalışmaları, göçmen kökenlilerin karşı karşıya kaldığı ayrımcılık ve ırkçılığa karşı mücadele, onun yaşamının ve siyasi çalışmalarının önemli bir parçasını oluşturuyor. Elif 2010 yılında Berlin’e taşınıyor. 2017 yılında Die Linke’ye üye oluyor ve 2021’den bu yana Berlin Parlamentosu’nda milletvekili olarak görev yapıyor. Aynı zamanda iki çocuk annesi [1, 4, 6].
Onu anlatırken dikkatimi çeken bir başka ayrıntı da ailesinin hiçbir zaman siyasetin ve seçim kampanyasının önüne geçmemesi. Ailesi basında görünmüyor, toplantılarda ön plana çıkmıyor. Kampanyasında Die Linke üyeleri, aktivistler ve gönüllüler yer alıyor.
Ve şimdi Elif, Berlin belediye başkanlığı için yarışıyor. Üstelik yarış hiç de sembolik değil.
22 Ağustos 2026 tarihli Forsa araştırmasına göre Die Linke, Elif Eralp’in aday olduğu seçimde yüzde 22 ile birinci sırada görünüyor. Hıristiyan Demokrat Parti-CDU ve aşırı sağcı (ırkçı) parti Almanya için Alternatif-AfD ise yüzde 18’er oyla onu takip ediyor. Yeşiller yüzde 16, Sosyal Demokrat Parti-SPD ise yüzde 12 seviyesinde [3].
Elbette bunlar yalnızca birer anket; seçim sonucu değil. Ancak sol bir partinin Berlin’de seçimlere birinci sırada giriyor olması gerçekten dikkat çekiyor. Seçim afişlerinde iki slogan özellikle öne çıkıyor:
“Elif für Berlin – Berlin için Elif”,
ve
“Wir sind Elif – Elif Eralp bizim için (Biz Elif’iz)”.
21 Ağustos’ta Bavul Kolektifi’nde düzenlenen buluşmanın sloganı ise bana göre Elif’in nasıl bir Berlin hayal ettiğini oldukça iyi özetliyor: “Yaşamaya değer ve sosyal bir Berlin mümkün.” Toplantıya damga vuran konulardan biri, son yıllarda Berlin’de yaşayan herkesin giderek daha fazla hissettiği barınma sorunu oluyor. Berlin’de yaşayanlar ve özellikle son yıllarda Berlin’e gelen göçmenler için ev bulmak başlı başına büyük bir mücadele. Kiralar sürekli yükseliyor, uygun fiyatlı konutlar çok az ve konut giderek insanlar için bir hak olmaktan çıkıp yatırım aracına dönüşüyor. Sorun yalnızca büyük emlak şirketleriyle de sınırlı kalmıyor. Büyük şirketlerden veya kurumsal kiraya verenlerden ev kiralayıp daha sonra bu evleri çok daha yüksek bedellerle başkalarına kiralayan aracılar ve alt kiralama düzenleri de kiraları yukarı çekiyor.
Ev bulabilmek için yüksek miktarda devir parası istenmesi, özellikle yeni gelenlerin ikamet kaydı (Anmeldung) yapılabilen ev bulmakta zorlanması ve konut piyasasındaki çeşitli aracılık biçimleri, barınma sorununu daha da ağırlaştırıyor. Berlin’de iş bulsanız bile, ikametgâhınız yoksa ciddi sorununuz var; bankada hesap açmak için mutlaka bir ikametgâh kaydına gereksinim oluyor.
Mutfak, tadilat veya sonradan yapılan değişiklikler üzerinden talep edilen yüksek bedeller; kiracıların taşınırken yaptıkları bazı değişiklikleri yeniden eski haline getirmek zorunda bırakılması gibi uygulamalar da özellikle dar gelirli ve yeni gelen insanlar için ciddi ekonomik yük oluşturuyor. Çıkarılan eşyadan büyük çöp yığınlarının oluşması da cabası.
Bütün bunlar konut sorununu yalnızca “ev kiraları pahalı” meselesi olmaktan çıkarıyor.
Bu artık barınma hakkı, sosyal adalet ve kentte insanca yaşama hakkı meselesine dönüşüyor.
Elif Eralp’in ve Die Linke’nin savunduğu politikalardan biri de tam burada önem kazanıyor: Büyük konut şirketlerinin elindeki konutların kamulaştırılması, kamu konutlarının artırılması, kira artışlarının sınırlandırılması ve fahiş kiralara karşı daha güçlü denetim [5, 6].
Bunun hukuken ve ekonomik olarak ne kadar kolay ya da zor olduğu elbette ayrı bir tartışma. Ancak siyasette bazen önemli olan yalnızca bugün neyin kolay olduğunu söylemek değil, nasıl bir kentte yaşamak istediğimizi ortaya koyabilmek. Herkesin başını sokabileceği bir evinin olduğu, kiraların insanların bütün gelirini tüketmediği, göçmenlerin ve dar gelirlilerin kentin dışına itilmediği, güvenli ve onurlu bir yaşam sürdürebildiği bir Berlin…
Böyle bir Berlin mümkün mü?
Elif’in kampanyası en azından bunun mümkün olduğunu savunuyor. Elif’in ve Die Linke’nin seçim kampanyasında konutun yanı sıra toplu taşıma, Berlin’in çöp ve temizlik sorunu, kamu hizmetleri ve kentte yaşam kalitesinin artırılması da önemli başlıklar arasında yer alıyor.
Çünkü bir kenti yaşanabilir yapan yalnızca evlerin bulunabilir olması değil. Toplu taşımanın zamanında gelmesi, ulaşımın herkes için erişilebilir olması, sokakların temiz olması, kamusal alanların güvenli ve bakımlı olması, insanların çocuklarıyla ve aileleriyle kentte özgürce yaşayabilmesi…
Bir başka önemli başlık ise siyasi katılım ve oy hakkı.
Elif Eralp, Almanya’da yaşayan ancak Alman vatandaşlığı bulunmayan insanların siyasi katılımının genişletilmesini savunuyor. Özellikle üçüncü ülke vatandaşlarının, eğer beş yıl Berlin’de yaşamışlarsa, yerel düzeyde siyasi karar süreçlerine katılabilmesi, onun uzun süredir üzerinde çalıştığı konular arasında yer alıyor [6].
Bence göçmenler açısından bunun ayrı bir önemi var:
Bir şehirde yaşamak, o şehrin geleceği hakkında söz sahibi olmayı da gerektirmiyor mu?
Ve ben… Kendi adıma oldukça heyecanlıyım.
Çünkü ilk kez Almanya’daki seçimlerde oy kullanma şansım olacak.
Bu nedenle yalnızca uzaktan izlemek değil, elimden geldiğince bu sürecin bir parçası olmak istiyorum.
2 Eylül’de, Elif Eralp için düzenlenecek buluşmada, “Elif Berlin belediye başkanlığına aday; biz Elif için ne yapabiliriz?” sorusunu birlikte konuşacağımız bir toplantıya katılacağım. Bakalım Elif için, Berlin için ve hep birlikte savunduğumuz değerler için neler yapabileceğiz?
Belki de siyasette ihtiyaç duyduğumuz şey, kendimizi içinde görebildiğimiz bir ihtimaldir.
Umudumuz var.
Daha fazla bilgi için kaynaklar:
[1] Elif Eralp – Resmi biyografi
https://elif-eralp.de/vita/
[2] Elif Eralp – Resmi seçim kampanyası
https://elif-fuer-berlin.de/
[3] Berlin 2026 seçimleri ve Forsa anketi – Die Linke %22, CDU %18, AfD %18
https://www.zeit.de/politik/deutschland/2026-08/umfrage-abgeordnetenhauswahl-berlin-linke-elif-eralp-cdu-afd-forsa
[4] Elif Eralp – Berlin Temsilciler Meclisi profili
https://www.parlament-berlin.de/Abgeordnete/elif-eralp
[5] Elif Eralp – Parlamentodaki siyasi girişimleri
https://elif-eralp.de/antraege/
[6] Elif Eralp – Göçmenlerin siyasi katılımı ve oy hakkı üzerine söyleşi
https://theleftberlin.com/germany-should-be-finally-recognised-as-a-country-of-migration/







