Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Kafkasya Toponimisinin Çok Katmanlı Analizi: Oşhamafe – Kof Kos – Kafkasya

Dilbilimsel, mitolojik ve coğrafi veriler üzerinden bir değerlendirme

Özet

Bu çalışma, Kafkasya coğrafi adını yalnızca Yunan-Latin geleneğinde aktarılan açıklamalar üzerinden değil, bölgenin yerli halklarından Adigelerin dili, sözlü kültürü ve coğrafi hafızası üzerinden de ele almaktadır. Temel yaklaşımım, adlandırmayı birbiriyle ilişkili üç katmanda değerlendirmektir: mitolojik ve kültürel katmanda Oşhamafe, fiziksel tanımlamada Kof Kos ve daha geniş coğrafi aidiyet katmanında Kafkasya. Oşhamafe, Elbruz Dağı ve Nart anlatılarıyla ilişkilendirilen bir addır; Kof Kos (Kafkas) ise Adigece ses-anlam ilişkileri çerçevesinde “beyaz dağ” olarak açıklanmaktadır. Bu açıklama, yalnızca sözcüklerin dış görünüşteki benzerliğine değil, Adigecedeki dilsel çözümlemeye ve coğrafi özelliklerle kurulan ilişkiye dayanır. Çalışmanın temel eleştirisi, Kafkasya adının kökeni araştırılırken yerli dilin ve yerli halkın tarihsel hafızasının ikincil konumda bırakılmasıdır. Kof Kos ile Caucasus/Kafkasya arasındaki tarihsel aktarımın ayrıntıları, eski kayıtlar ve ara biçimler bakımından ayrıca incelenmelidir; bu gereklilik, Adigece açıklamanın araştırmanın merkezine alınması gerektiği yönündeki görüşümü ortadan kaldırmaz.

1. Giriş

Coğrafi adlar yalnızca yerleri birbirinden ayıran etiketler değildir. Bu adlar, bir toplumun çevresini nasıl algıladığını, hangi özellikleri belirgin bulduğunu ve yaşadığı coğrafyayla nasıl bir ilişki kurduğunu da yansıtabilir. Kafkasya (Caucasus) adı farklı dönemlerde çeşitli diller ve gelenekler içinde açıklanmıştır. İskitçe, Farsça, Hititçe, Yunanca ve başka dillerle bağlantı kuran görüşler bu literatürün parçalarıdır. Bu açıklamaların incelenmesi elbette gereklidir; ancak bölgenin yerli halklarının dillerini ve sözlü kültürlerini aynı ciddiyetle değerlendirmek de gereklidir.

Benim çıkış noktam, Kafkasya’nın adını araştırırken Adigecenin yalnızca dış kaynaklarda görülen biçimlerle karşılaştırılacak yardımcı bir unsur olarak ele alınmaması gerektiğidir. Adigece, kendi ses ve anlam yapısı, sözcük oluşturma biçimleri ve coğrafyayla ilişkili kültürel hafızası üzerinden değerlendirilmelidir. Bir adın eski kaynaklarda belirli bir dilde kaydedilmiş olması, o adın ilk kez o dilde oluşturulduğunu tek başına göstermez. Kaydı yapan toplum ile adlandırmayı oluşturan toplumun aynı olması zorunlu değildir.

Bu çalışmada Oşhamafe – Kof Kos – Kafkasya sıralamasını mitolojik-kültürel anlam, fiziksel tanımlama ve geniş coğrafi aidiyet katmanları üzerinden ele alıyorum. Bu sıralama, benim açıklama modelimi gösterir; üç biçimin tarihsel olarak tam da bu sırayla ortaya çıktığını tek başına kanıtlamaz. Adigecedeki anlam ilişkileriyle tarihsel belgelerdeki aktarım zincirini birbirinden ayırıyor, ancak yerli dilin verilerinin başlangıçtan itibaren araştırmanın merkezinde bulunması gerektiğini savunuyorum.

2. Kafkas adının kökenine ilişkin önceki açıklamalar

Kafkas adının kökeni konusunda farklı dönemlerde çeşitli açıklamalar ileri sürülmüştür. Bu açıklamalar, kendi kaynakları ve yöntemleri bakımından değerlendirilmelidir; hiçbiri yalnızca literatürde yer aldığı için tartışma dışı kabul edilemez.

  • İskitçe bağlantı: Plinius’un Naturalis Historia adlı eserine dayandırılan bazı yorumlarda adın karla parlayan veya karla ilişkili bir anlam taşıdığı öne sürülen biçimlerle bağlantısı tartışılır. “Kroy-khasis” ve “xrohu-kasi” gibi aktarımların kaynak metin ve çeviri bağlamı doğrulanmalıdır.

  • Farsça bağlantı: J. Klaproth’un 19. yüzyıldaki çalışmalarında ad, “Kuh-i Kaf” veya “Kaf Dağı” ifadesiyle ilişkilendirilir.

  • Hititçe bağlantı: Encyclopaedia Britannica’da Kafkas adıyla Hitit metinlerinde anıldığı belirtilen “Kaz-kaz” halkı arasında olası bir ilişki bulunduğu yönündeki görüşlere değinilir. Böyle bir ilişki, doğrudan ses ve tarihsel aktarım kanıtlarıyla desteklenmelidir.

  • Pelasg bağlantısı: Online Etymology Dictionary’de Pelasglarla olası bir bağlantı ve *kau-* unsurunun “dağ” anlamıyla ilişkisi aktarılır. Bu açıklamanın dayandığı dilsel kanıtların ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

  • Gürcü geleneği: Bazı tarihî ve mitolojik anlatılarda ad, Kaukasos adlı mitolojik kişiyle ilişkilendirilir.

Bu görüşleri anmamın nedeni, onları peşinen reddetmek değil; Kafkasya adının kökenine ilişkin tartışmanın hangi diller ve kaynaklar üzerinden yürütüldüğünü göstermektir. Benim eleştirim, bu açıklamaların varlığına değil, Adigece, Abazaca ve Ubıhça gibi bölgenin yerli dillerinin kapsamlı biçimde hesaba katılmamasınadır. Yerli dilin verileri değerlendirilmeden dışarıdan kaydedilmiş biçimlere öncelik verilmesi, tarihsel adlandırmanın oluşumunu eksik açıklayabilir. Kaldı ki yukarıdaki açıklamalarla Adigece açıklamalar arasında da benzerlikler vardır. Bu durumu kavmler göçüyle kelimenin ve kültürün taşınması durumu olarak ilişkilendirmek de mümkündür.

3. Yöntem ve bulgular: Üç katmanlı yorum

Üç katmanlı modelimde Oşhamafe mitolojik ve kültürel hafızayı, Kof Kos fiziksel tanımlamayı, Kafkasya ise daha geniş coğrafi aidiyeti temsil eder. Bu bölümler, birbirinden kopuk üç sözcük açıklaması değil; dağ, onun fiziksel özellikleri ve dağın çevresinde algılanan coğrafya arasındaki ilişkiyi yorumlayan bir bütündür.

3.1. Birinci katman: Mitolojik temel – Oşhamafe

Adige geleneğinde Oşhamafe (Ошъхьэмафэ; farklı aktarımlarda Oşhemafe, Oşemahu veya Oşamahue biçimleriyle de karşılaşılabilir), Elbruz Dağı’yla ilişkilendirilen önemli bir addır. Bu çalışmada Oşhamafe’yi, Nuh Tufanı sonrasında insanlığın yeniden ortaya çıkışı ve insanların dağa eteklerindeki bereketli topraklara inişiyle ilişkilendirilen anlatılar bağlamında ele alıyorum. Bu anlatı, dağın yalnızca fiziksel bir yükselti olmadığını; kültürel hafızada başlangıç, yaşam ve kutsallıkla ilişkilendirilebildiğini gösterir. Bazan da Nesren Jak örneğinde olduğu gibi dağın tepesinde çivilenir.

Adigece çözümlememde Oşhe/Oшъхьэ unsurunu dağ, dağ başı veya yüksek dağla; Mafe/Мафэ unsurunu ise gün, uğur ve bereketle ilişkili anlamlarıyla ele alıyorum. Mafe unsurunun sosyal kullanımını gösteren “мафэ пфэхъу” (mafe pfexhu; “sana hayırlı olsun”) ifadesi ve “куп маф апщий” (kup maf apiy) biçimindeki aristokratik-diplomatik selamlama, sözcüğün yalnızca takvimsel “gün” anlamına indirgenemeyeceğini gösteren yaşayan dil örnekleridir. Bu örneklerde mafe, iyi dilek ve toplumsal değer bildiren bir kullanım da taşımaktadır.

Dolayısıyla Oşhamafe’yi yalnızca dağın fiziksel adı olarak değil, dağın Adige kültüründeki anlam alanını yansıtan bir ad olarak yorumluyorum. Bu katman, sonraki fiziksel ve coğrafi yorumların kültürel zeminini oluşturur. Ayrıca Oşhemafe Tufan sonrası kurtuluş adresi olması durumu da ihtimal dahilindedir.

3.2. İkinci katman: Fiziksel tanımlama – Kof Kos

İkinci katmanda, dağın mitolojik ve kültürel anlamının yanında gözlemlenebilir fiziksel özelliklerini ele alıyorum. Çalışmada пътъьъя ыбндуьэ щдфт “Къаф къас” biçimini Adigece Къоф Къос / Kof Kos olarak aktarıyor ve bu biçimi “beyaz dağ var / oturuyor” anlam ilişkisi üzerinden, karla kaplı dağın tanımlanması şeklinde yorumluyorum. Elbruz’un kalıcı karlarla örtülü zirvesi bu açıklamanın fiziksel bağlamını oluşturur.

Bu çözümlemede Kos/Къос unsurunun, bir varlığın daha büyük bir varlığın köşesinde, ardında veya içinde belirli bir konumda bulunmasını ifade eden dilsel kullanımlarla ilişkisini esas alıyorum. Bu çerçevede Adigece şu örneklemeler; Къолъ, köşede yatar durumda bulunmayı; Къос, köşede oturur durumda bulunmayı; Къот ise köşede dik durumda bulunmayı anlatan biçimler olarak değerlendirilir. Buradaki –Лъ, -С ve -Т sesleri, konum veya duruş belirten unsurlar olarak ele alınmaktadır. Bu konuda daha geniş açıklama için “Mekân ve pozisyon belirten sözcükler” başlıklı çalışmama bakılabilir: https://jinepsgazetesi.com/2022/04/mekan-ve-pozisyon-belirten-sozcukler/. Kaynakçada verilen video kayıtlarında da ilgili örneklerin sesletimi dinlenebilir.

Adigecedeki къу (ku) ve кхъу gibi ünsüz gruplarını, kütle, yoğunluk veya fiziksel biçim çağrışımı taşıyan sözcüklerde görülen örüntüler çerçevesinde değerlendiriyorum. Bu kapsamda пкъы / pkhı: beden/kalıp, Лъэпкъ / Lhepkh: millet, Жъэпкъ / Jhepkh: yamaç, Кхъэ Khe: mezar, Кхъалъэ / Khalhe: mezarlık, Кхъужъ / Khujh: armut), Кхъухь / Khuh: gemi), Кхъуашъо / Khuasho: tekne/sal ve Къалэ / Khale: şehir veya askerî kale, örneklerini birlikte ele alıyorum. Bu örnekler, ses biçimlerinin anlamlandırılmasında kelimenin yapısı ve kullanımıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Beyazlık unsurunu ise Adigece Фыжьы (Fıjı) sözcüğüyle ilişkilendiriyorum. Benim çözümlememde ф (f) sesi, “beyaz” anlamındaki Фыжьы sözcüğünün ilk sesiyle bağlantılı olarak Kof/Къоф biçiminde değerlendirilir; къу (ku) ise dağ unsuruyla ilişkilendirilir. Böylece Kof/Къоф biçimini “beyaz dağ” açıklamasının parçası olarak ele alıyorum. Adigecede sıfatların isimle kurduğu ilişki ve sözcüklerin ses yapısı bu çözümlemenin önemli bileşenleridir. Günümüzde Adigece bilenlerin çoğu dağ kelimesi için kuşha kelimesi kullanılmaktadır. Oysa bu dağ başı demektir. Mecazen Yüksek vey adağlık bölgelerde yağayanlar içinde kuşha ifadesi de kullanılmaktadır.

Bu değerlendirmeleri desteklemek üzere Çıf/чӏф (“kil, kıraç yer”), Yet’ef/етӏэф (“beyaz toprak”), Çupef/пэф biçimiyle aktarılan ve burun kısmı beyaz sakarlı öküzü tanımlayan örnek, Danef/данэф (“beyaz ipek”), Dışef/дыщъэф (“beyaz altın”), Dışeplh/Дышъэлъ (“kırmızı altın”) ve Haplh/Хьаплъ (buğday rengi/buğday kırmızısı) gibi biçimleri de anıyorum. Bu sözcükleri, Adigecedeki sıfatların isimlerin sonuna felirken safece baş harfleriyle bitişğini görüyoruz. Bunlar da къоф / koF yaklaşımımızı doğrulamaktadır. Böylece ses-anlam ilişkilerinin kendi dilsel bağlamları içinde incelenmesi gerektiğini göstermek için önemlidir..

Coğrafi açıdan Elbruz’un zirvesindeki kalıcı karlar ve buzullar, beyazlıkla ilgili tanımlamanın gözlemlenebilir karşılığıdır. Dağın eteklerinde uçsuz bucaksız uzanan Kafkasya topraklar, çayırlar, bitki örtüsü ve mevsimsel bereketler ise Oşhamafe’nin uğur ve bereketle ilişkili kültürel anlam alanıyla örtüşmektedir. Böylece dağın beyaz zirvesi ile yaşamı destekleyen etekleri, çalışmadaki fiziksel ve mitolojik katmanları aynı coğrafyada birleştirir:

Kof Kos yorumunu daha geniş coğrafi bağlamda, doğuda Hazar Denizi’nden batıda Azak Denizi’ne uzanan alanla ilişkilendiriyorum. Bu kullanımda söz konusu olan yalnızca tek bir zirve değil, karlı dağ kütlesi ve onun çevresindeki coğrafi bütündür. Bu nedenle Kof Kos’u, Adigece dil verilerinden hareketle “beyaz dağ konumu” biçiminde açıklıyorum.

Özetle, Oşhemafe: Bereketli hayırlı dağ, Kofkos (Kafkas): Bembeyaz karlarla ve buzulla kaplı dağın oturumu, varlığı. Kafkasia: Beyaz dağın üzerinde oturduğu, onun ait olduğu tarihi coğrafya.

Hadağalh’e Asker’in Nart coğrafyasına ilişkin haritası. Haritadaki etiketlerin özgün yazımları, kaynak baskıyla karşılaştırılarak okunmalıdır

3.2.1. Nart coğrafyası haritası ve destan anlatıları

Hadağalh’e Asker’in Nart destanları üzerine çalışmasında yer alan “Адыгэ эпосэу «Нартхэм» ялингвистическэ географие” başlıklı harita, Nart anlatılarında geçen kahraman adlarını, coğrafi adları, ırmak ve deniz adlarını ve su sistemlerini bir arada göstermesi bakımından önemlidir. Harita, Nart anlatılarının coğrafyasına ilişkin bir yorumu görsel olarak sunar. Özellikle Hazar ile Azak denizleri arasındaki coğrafyada Nartların süreklilik gösteren varlığı, bu çalışmanın coğrafi yaklaşımı bakımından önem taşır.

Nart destanlarında yer alan coğrafi adlar, kahramanlık anlatıları ve ırmak adları, Oşhamafe ve Kof Kos ile ilişkilendirdiğim coğrafyada bir araya gelir. Nesren Jak’ın çivilendiği yerin “Kavkas kuşha” olarak anılması da bu bağlamda önemlidir. Hadağalh’e Asker’in Adige Epos Nartxer adlı eserinin birinci cildindeki harita ve anlatı pasajları, Nart coğrafyasının kendi adlandırmaları üzerinden incelenmesi için başvurulması gereken kaynaklardır (Asker, 2017, s. 24; baskı künyesi doğrulanmalıdır).

Eserdeki Adigece pasajlarda kahramanlara, onların atlarına ve destan içindeki ilişkilere ait adlar aktarılır. Metinde ayrıca Nart destanının ırmak, dağ, yer ve deniz adları üzerinden coğrafyayı nasıl kurduğu sorulur. Bu verilerin önemi, her bir adın tek başına belirli bir tarihsel sonucu kanıtlamasından çok, destanın yer adlarını ve doğal çevreyi ortak bir anlatı alanı içinde korumasıdır. Haritada “Кавказ къушъхь -” (Kavkaz Dağı) biçiminin yer alması, Adigece destan coğrafyasıyla Kafkas adı arasındaki ilişkiyi doğrudan araştırmayı gerekli kılar. Hadağal’e Asker. Kabardey Nartolok Şortan’dan Nart Destanlarında geçen olup bitenlerin tamamı bu gölgelerde geçtiğini anlatır. Bölgelerden kast edilen haritada belirtilen coğrafyadır.

3.2.2. Nart anlatısından alıntılar

Muzaffer Tokmak’ın, Karmoko Hamid’in Gençler İçin Nartlar adlı eserinden Türkçeye çevirdiği bölümde dünya, ülke toprağı, İndil Irmağı, Oşhamafe/Afe Dağı ve ormanların oluşumu insan ömrünün evreleriyle birlikte anlatılır. Bu anlatım, destanın mekânını ve zaman algısını yansıtan coğrafi adları içerir. Aşağıdaki iki Türkçe aktarım, aynı anlatı geleneğinin farklı biçimlerde sunulabildiğini göstermektedir. Çeviri farklılıkları nedeniyle özgün Adigece metinle karşılaştırma elbette önemlidir. Ben sadece Türkçe çevirilerini aktarıyorum.

Bir çevirideki metin şöyledir:

“Henüz bu koca dünya balçık (çamur) olup;

Üstü yeşermemişken, hey koca dünya!

Ve gökyüzü ağla örülmemişken,

Ben beşikte yatıyordum.

Hey koca dünya!

Henüz ülkemin toprağı koyun paçaları ile çiğnenmemişken,

Ben küçük bir dana çobanıydım.

Hey koca dünya!

Bir gencin koca İndil ırmağını bir adımda geçtiğinde,

Ben delikanlıydım.

Hey koca dünya!

Henüz Koca Afe dağı, Kandzeg tepesi kardarken,

Yetişkin bir adam olmuştum.

Hey koca dünya!

Henüz Koca Afe Ormanı dal budak salmamışken,

Saçlarımın yarısı ağarmıştı. Hey koca dünya!

Kaz arazisindeki birlikte yolculuğumuzda,

Bana ölüm ulağını gönderdin.

Ölüm ulağı yanıma geldiğinde,

hey koca dünya!

İşte tam o gün saçlarım hepten ağardı,

hey koca dünya.”

Başka bir aktarımda aynı anlatı “Çerkes Nart Yaratılış Destanı” başlığıyla şu biçimde verilmiştir:

“Koca dünya henüz balçıkken,

Toprak ana yeni katılaşırken,

O zamanlar henüz kundaktaydım.

Mavi gökyüzü ağlarla gerilirken,

Yumuşak yeryüzü darbelerle sertleşirken,

O zamanlar buzağı çobanıydım.

Ulu Oşamahue yüksük kadarken,

Ormanları filiz bile değilken,

O zamanlar gençlik çağında idim.

Henüz ülkemin toprağı koyun paçalarıyla çiğnenmemişken,

Ben küçük bir dana çobanıydım.

Koca İdil bir adımda geçilirken,

Koca Afe Ormanı dal budak salmamışken,

O zamanlar saçlarım kırlaşmıştı.

Kaz arazisindeki yolculuğumuzda,

Bana ölüm elçisini gönderdin.

Ölüm elçisi yanıma geldiğinde,

O gün saçlarım hepten ağardı.

Onurumdur saçlarımı ağartan!

Wowey wowey wow duney!”

İkinci aktarımda Oşhamafe adı “Oşamahue” biçiminde latinize edilmiştir. Burada kastedilen biçim Ошъхьэмафэ (Oşhamafe/Oşhemaxo) olarak değerlendirilmelidir. Latin harfli aktarımlarda Adigecedeki seslerin farklı harflerle karşılanması, özellikle Х sesinin H ile yazılması, özgün ses yapısını belirsizleştirebilir. Adige ve Kabardey biçimleri arasında da yazım ve sesletim farklılıkları bulunur: Adige biçimi Ошъхьэмафэ, Kabardey biçimi Ощхьэмахуэ olarak verilir. Bu nedenle alıntıların dilsel değerlendirmesinde çeviri metinleri kadar özgün alfabeli biçimler de önemlidir.

3.3. Üçüncü katman: Coğrafi genişleme – Kafkasya

Üçüncü katmanda, dağla ilişkilendirilen adın daha geniş bir bölgeyi ve o bölgenin ait olduğu yurdu ifade etmesini ele alıyorum. Kafkas adının Adigece dil verileri doğrultusunda Kof Kos“ beyaz dağ” olarak açıklıyor; Kafkasya adını da bu dağın ait olduğu ve çevresindeki vadileri, ovaları, otlakları ve yerleşimleri kapsayan coğrafyayla ilişkilendiriyorum. Bu bakımdan adlandırma, dağın fiziksel tanımından daha geniş bir coğrafi aidiyet anlamına doğru genişlemektedir.

Kafkasya adının kökenine ilişkin önceki araştırmalarda Yunanca-Latince Caucasus biçimi ve başka dillerdeki kayıtlar sıklıkla başlangıç noktası yapılmıştır. Ben ise bu kayıtların yanında Adigecenin kendi ses-anlam yapısını, bölgenin yerli halkının coğrafi hafızasını ve Nart anlatılarındaki adlandırmaları temel kaynaklar arasında görüyorum. Bir adın belirli bir dilde yazıya geçirilmiş olması, onun ilk kez o dilde oluşturulduğu anlamına gelmez. Kaydı yapan toplumla adlandırmayı oluşturan toplum farklı olabilir; bu ihtimal, yerli dilin araştırmada öncelikle dikkate alınmasını gerektirir. Ayrıca kelimelerin zaman içerisinde faklı söylem biçimleri kazanabileceğini de unutmamakkerekir.

Kafkasya adını açıklarken -iya, -ia ve -ya biçimlerini de karşılaştırıyorum. Italia, Adigeia, Türkiye ve Kafkasya örnekleri coğrafi adların biçimlenişi açısından ele alınabilir; ancak bunların tümünü aynı kökene dayanan tek bir ekin örnekleri saymıyorum. Her biçimin kendi dilindeki yapısı ve tarihsel gelişimi ayrı değerlendirilmelidir. Benim savunduğum nokta, Kafkasya adının Adigece veriler üzerinden açıklanmasının mümkün ve gerekli olduğudur; bu açıklamanın tarihsel aktarım yolları ise ilgili eski kayıtlar ve ara biçimlerle birlikte ele alınmalıdır. Bazan başka dile ait bir kelime alınabildiği gibi, ekler de alınabilmektedir. Örneğin Türkiye derken almış olduğu -ye eki tğrkçe değil, benim üzerinde durduğum 3. tekil aidyet ekidir..

Aynı eleştirel yaklaşım, halkların tarihsel hareketleri için de geçerlidir. İnsan göçleri çoğunlukla doğudan batıya gerçekleşen nüfus hareketleridir. Coğrafi adların aktarımı incelenirken halkların hareket yönü, yerleşim sürekliliği ve diller arasındaki temas dikkate alınmalı; yazılı kaynakların dili, adın kökenini tek başına belirleyen ölçüt hâline getirilmemelidir. Bu açıdan da etimolojik çalışmalarda kelimeleri incelerken toplumun coğrafi kökeninde kullanılan dili gözardı etmemek gerekmektedir.

Bu nedenle Oşhamafe – Kafkas (Kofkos) – Kafkasya bağlantısını, Adigecenin kendi verilerinden hareketle değerlendirilme yapılmaktadır. Tarihsel kayıtlarda Caucasus biçiminin hangi aşamalardan geçtiği, ara biçimlerin neler olduğu ve diller arasındaki aktarımın nasıl gerçekleştiği ayrıca araştırılmalıdır. Bu gereklilik, yerli dilin verilerini dışarıda bırakmak için değil, söz konusu dilsel açıklamayı daha geniş tarihsel çerçeve içinde göstermek için önemlidir.

4. Tartışma: Elbruz’un iklimsel ve simgesel anlamı

Elbruz, Kafkas sıradağlarının en yüksek zirvelerinden biri olarak kalıcı kar ve buzullarıyla belirginleşir. Zirvenin beyazlığı, Kafkas’ı, (Kof Kos): “beyaz dağ” olarak yorumlamamın fiziksel bağlamını oluşturur. Dağın bağlı olarak uzanan eteklerdeki bitki örtüsü ve çayırlar ise mevsimsel bereketi görünür kılar. Böylece aynı coğrafyada beyaz zirve ile yaşamı destekleyen yeşil etekler bir araya gelir.

Oşhamafe’nin uğur, hayırlılık ve bereketle ilişkilendirdiğim anlam alanı ile Kof Kos’un fiziksel tanımlaması, bu bakımdan birbirini tamamlayan katmanlardır. Dağ, hem doğal çevrenin belirgin bir unsuru hem de sözlü kültürde özel anlamlar taşıyan bir varlık olarak değerlendirilir. Benim çözümlememde coğrafi ad, yalnızca bir şeklin veya yükseltinin adı değildir; çevrenin gözlemlenmesiyle kültürel hafızanın birlikte işlediği bir adlandırmadır.

Bu nedenle coğrafi görünüm, Adigece yorumumun anlamını açıklayan önemli bir bağlamdır. Bununla birlikte, fiziksel örtüşme ile tarihsel ad aktarımı aynı mesele değildir: Elbruz’un beyaz zirvesi “beyaz dağ” yorumunu anlaşılır kılar; Caucasus biçiminin tarihsel gelişimi ise yazılı kayıtlar ve diller arası aktarım verileriyle ayrıca ele alınmalıdır. Bu iki düzeyi ayırmak, Adigece açıklamanın içeriğini değiştirmeden tarihsel incelemeyi daha açık hâle getirir. Etimolojik çözümlemelerde yorumlar kelimenin anlamı, varlığın özellikleri, dilin gramer yapıları, köken biçilen toplumun kelimeyle bağı vb. özellikler önemlidir.

5. Sonuç

Bu çalışmada Kafkasya toponimisini Oşhamafe, Kafkas (Kof Kos) ve Kafkasya biçimleri üzerinden üç katmanlı bir bütünlük içinde ele aldım. Oşhamafe, Adige kültürel hafızasında Elbruz’la ilişkilendirilen mitolojik ve simgesel katmanı; Kof Kos, Adigece ses-anlam – özellik çözümlemem doğrultusunda “beyaz dağ” biçimindeki fiziksel tanımlamayı; Kafkasya ise dağla ilişkilendirilen geniş coğrafi aidiyeti temsil eder.

Çalışmanın temel savı, Kafkasya adının kökeni tartışılırken bölgenin yerli halkının dilinin ve sözlü kültürünün tali bir unsur olarak görülmemesi gerektiğidir. Dış kaynaklarda kaydedilen biçimler önemli tarihsel veriler sunar; ancak bu biçimleri kaydeden toplumlarla adlandırmanın ilk sahipleri aynı olmak zorunda değildir. Bu nedenle Adigecenin kendi ses, sözcük ve anlam ilişkileri ile Nart anlatılarında korunan coğrafi hafıza araştırmanın merkezinde yer almalıdır.

Kof Kos’u “beyaz dağ” olarak açıklamam, sözcükler arasında yüzeysel bir ses benzerliği kurmaktan ibaret değildir; Adigece dil verileriyle coğrafi özellikler arasında kurduğum anlam ilişkisine dayanır. Spain-цыпэин (büyük burun) örneği de aynı yaklaşımın başka bir coğrafi ad üzerindeki uygulamasıdır. Bu açıklamaların tarihsel aktarım zincirlerinin incelenmesi, yerli dildeki anlamlandırmayı baştan kuşkulu saymayı değil, onu karşılaştırmalı tarihsel verilerle birlikte değerlendirmeyi gerektirir.

Çalışmanın devamında Oşhamafe ve Kafkas (Kof Kos) biçimlerinin özgün Adigece kaynaklardaki yazım ve kullanımlarının ayrıntılı biçimde gösterilmesi; Hadağalh’e Asker’in harita ve Nart anlatılarının sayfa düzeyinde kaynaklandırılması; Caucasus/Kafkas adının eski yazılı biçimlerinin kronolojik olarak karşılaştırılması; ses karşılıklarının ve diller arası aktarım yollarının incelenmesi önem taşımaktadır. -iya/-ia/-ya biçimleri de her dilin kendi tarihsel ve biçimbilimsel koşulları içinde ele alınmalıdır. Bu çalışmalar, yerli dilin açıklayıcı rolünü görünür kılacak ve önerdiğim bağlantının tarihsel çerçevesini ayrıntılandıracaktır.

Sonuç olarak Kafkasya’yı yalnızca dış kaynaklarda yer alan bir coğrafi terim olarak değil; Adigecenin, Nart anlatılarının, doğal çevrenin ve tarihsel hafızanın birlikte değerlendirilmesi gereken bir kültürel miras alanı olarak ele alıyorum. Yerli dilin verilerini araştırmanın merkezine almak, yerleşik açıklamaları peşinen reddetmek değil; Kafkasya’nın adlandırılma tarihini daha kapsamlı ve dengeli biçimde incelemek demektir. Günümüzde hangi dilde ne kadar faklı söylem biçimleri olsa bile Kofkos kelimesinden evirilmiş olan ¨Kafkas/caucas¨ söylem biçimidir.



Kaynakça:

ХьадэгъалӀэ Аскер. Нартхэр: Адыгэ эпос (1-рэ том), 2. baskı. Мыекъуапэ:OOO. ¨Полиграф-ЮГ¨, 2017., (Özgün nüsha.)

Britannica Online. (t.y.). “Caucasus.” Encyclopaedia Britannica. https://www.britannica.com/place/Caucasus

Etymonline. (t.y.). “Caucasus.” Online Etymology Dictionary. https://www.etymonline.com/word/Caucasus

Çoklu yazar, Адыгабзэм Изэхэф Гущыlалъ, (Adıgabzeyi Kavrama Sözlüğü) (Том, 1.2.3), ОАО, “Полиграф-Юг“ Мыекъуапэ, 2012

Tokmak, M. (çev.). (t.y.). Karmoko Hamid’in Gençler İçin Nartlar adlı eserinden aktarılan bölüm.

https://cerkesfed.tr/kultur/mitoloji/nartlar/

Bayram, A., Mekân ve pozisyon belirten sözcükler. (2022, Nisan). Jineps Gazetesi, Sözcüklerin dili,

https://jinepsgazetesi.com/2022/04/mekan-ve-pozisyon-belirten-sozcukler/

https://www.academia.edu/120451931/Kafkas_Ad%C4%B1n%C4%B1n_Etimolojisi

https://www.youtube.com/watch?v=BPRzGYUeUAE&t=2721s

https://www.youtube.com/watch?v=mZDRReTc5Bw&t=429s

Yazarın Diğer Yazıları

‘Be’ kökü üzerine karşılaştırmalı bir deneme: Çokluktan varlığa natürel sesin izi

Özet Bu makale, iki ayrı dil ailesine ait, yazılışı ve sesi aynı olan iki kelimeyi ele almaktadır: Adigece Бэ / Be = çok ve İngilizce...

Pegasus efsanevi figürünün bütünsel etimolojik ve mitolojik incelemesi

Bu makale; Antik Ege ve Doğu Akdeniz mitolojisinin en ünlü ikonografik figürü olan kanatlı efsanevi at Pegasus (Πήγασος) sözcüğünü ve temsil ettiği mythosu bütünüyle...

Be-baye semantik çekirdeği: Adigecede çokluk, zenginlik ve yoğunluk kavramlarının dilsel yapısı üzerine bir inceleme

Özet Bu çalışma, Adigecede bulunan be (бэ) kökünün yalnızca nicelik bildiren bir unsur olmayıp; çokluk, yoğunluk, genişleme, sahiplik ve zenginlik gibi birbirine bağlı anlam alanlarını...

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img