7 Ekim 2006’da Moskova’daki evinin girişinde katledilen gazeteci Anna Politkovskaya cinayeti davasında tetikçiler ve suç ortakları mahkûm edilmiş olsa da, 20 yıl geçmesine rağmen suikast emrini verenler hâlâ belirlenemedi. Zamanaşımı süresi ise Ekim 2021’de doldu.
2014 yılında yapılan yargılamalar sonucunda Çeçenya’dan Rustam Makhmudov ve Lom-Ali Gaitukayev mahkûm edildi. Makhmudov, Politkovskaya’yı vurmaktan, Gaitukayev ise suikastı organize etmekten suçlu bulunarak ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Gaitukayev daha sonra hapishanede öldü.
Anma etkinlikleri
Avrupa Birliği (AB), Fransa Dışişleri Bakanlığı, Medya Özgürlüğü Koalisyonu (MFC) ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), yayımladıkları açıklamalar ve videolarla Politkovskaya’yı andı, basına karşı cezasızlık politikasına son verilmesi çağrısında bulundu.
Moskova’daki apartmanının önüne ve Novaya Gazeta’daki masasına çiçekler bırakıldı.
RSF örgütü, Novaya Gazeta muhabiri Politkovskaya’nın bilgisayarında bulunan kişisel notlarından alınan metinleri 4 Fransız oyuncunun seslendirdiği özel bir video projeyle yeniden gündeme taşıdı. Politkovskaya’nın yazısında, Rusya’daki medya düzeninin iktidar tarafından ödüllendirilen “sadıklar” ve dışlanarak düşman ilan edilen “muhalifler” olarak ikiye bölündüğünü anlatıyor. Metinde ayrıca maruz kaldığı zehirlenme girişimleri, gözaltılar, mektup ve internet yoluyla aldığı açık ölüm tehditleri de ayrıntılarıyla yer alıyor.
7 Ekim’de anma programı düzenleyen RSF, Politkovskaya’nın uyarılarının ve bağımsız gazetecilik mücadelesinin günümüzde hâlâ geçerli olduğunu vurgulayarak, cinayet emrini verenlerin tam olarak ortaya çıkarılması ve Rusya’daki baskıların son bulması çağrısında bulundu.
Fransız gazeteci ve yayıncı Jean-François Bouthors’un kaleme aldığı “La Vengeance d’Anna P. – Anna P.’nin İntikamı” adlı kitap, Noir sur Blanc tarafından 8 Ekim’de yayımlandı.
Bouthors, Politkovskaya’yı yakından tanıyordu. Politkovskaya’nın kitabının editörlüğünü yapmış ve onu Paris’teki ofisinde ağırlamıştı. Bouthors, Ouest-France’a verdiği röportajda, “O, doğru gazetecilik yapma konusunda bir rehber olmaya devam ediyor” diyor. Bir anısından bahseden Bouthors şunları anlatıyor: “Ona doğrudan sormuştum. ‘Bu kadar tehdit karşısında neden yurtdışına yerleşmiyorsun, böylece çocukların Vera ve Ilia’yı da korumuş olursun?’ Başını eğdi, mavi-gri gözlerini gözlerime dikti ve Rusça cevap verdi. ‘Bunu yapamam. Çünkü Çeçenya’da sadece onlarla tanıştığım, benimle konuştukları ve bana bilgi verdikleri için, benim yüzümden ölen insanlar var. Nasıl olur da sessiz kalmaya ya da ülkeyi terk etmeye cüret edebilirim?’ demişti.”
Bouthors, Revue Esprit haber sitesine verdiği röportajda ise şu ifadeleri kullandı: “Anna öldürülebilirdi, ama sesi susturulamazdı. Bu kitapta yapmak istediğim şey, onun sözlerine ve ilettiklerine ses vermekti. Bu sözler her zaman yaşayacak. Bence kendisi de buna ikna olmuştu ve bu yüzden yazmaya devam etti. Bir kadını öldürmüş olabilirler, ama mesajını değil. Václav Havel’in çok yerinde bir şekilde ifade ettiği gibi: Kaybedilmiş tek dava, mücadeleye girmeden önce vazgeçtiğimiz davadır.“
Haber: Serap Canbek








