Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

ANALİZ: Jabağı Enstitüsü

Instituto Cervantes, yani Cervantes Enstitüsü 1991 yılının 11 Mayıs günü kuruldu. Adını, Don Kişot eserinin yazarı ve İspanyol yazınının en önemli ismi olan Miguel de Cervantes’ten aldı. Enstitünün faaliyetleri arasında İspanyol ve Hispanik Amerika kültürünün tanıtılması, çarpıcı bir başlık olarak dikkati çekiyor.

1924 yılında kurulan Instituto Camoes (Camoes Enstitüsü), Portekiz dilini, kültürünü ve değerlerini dünya çapında tanıtmayı hedefleyen bir devlet kurumu. Ülkenin ulusal şairi ve Portekiz Rönesansı ile özdeşleşmiş olan Luis Vaz de Camoes’in adını taşıyor.

İtalyan dil ve kültürünü tanıtmayı amaçlayan Societa Dante Alighieri (Dante Alighieri Cemiyeti) Temmuz 1889’da kuruldu. Dante Alighieri (1265-1321) Floransalı bir ön-Rönesans şairi. “İlahi Komedya” yapıtının yaratıcısı. Modern İtalyancanın kurucu babası kabul ediliyor.

Johann Wolfgang von Goethe “polymath” vasfıyla tanınır. Kelimenin Türkçe karşılığı “hezarfen” veya “çokyönlü bilgin”dir. Batı dillerinde “Rönesans insanı” kavramına karşılık gelir. Alman dilinin en yetkin kalemi kabul edilen Johann Wolfgang von Goethe’nin adını taşıyan Goethe-Institut (Goethe Enstitüsü) 1951 yılında kuruldu. Enstitünün tarihi, zaman dilimleri halinde dönemlere ayrılıyor. Bunlar sırasıyla 1951-1969, 1970-1988, 1989-1997, 1998-2007, 2008-2020 ve 2021-bugün olarak biliniyor. Kurum hakkında yazılmış bir de kitap var. Carola Lentz tarafından kaleme alınmış çalışma “The Goethe-Institut: A History from 1951 to the Present” adını taşıyor.

Çerkes-Kafkas halkları ise bu konuda ne yazık ki pek şanslı değiller. Bizim ne aydınlık yüzlerimizin adlarını taşıyan enstitülerimiz var ne de medarı iftiharımız olan insanlar üzerine yazılmış bilimsel eserlere sahibiz.

Yukarıdaki örneklerden yola çıkarak (ve tarihin akışını biraz da acele ettirerek) biz de benzer bir enstitü kuralım. Bu enstitü kimin adını taşımalı dersiniz? Benim tercihim Kazanuko Jabağı olur. Çerkes-Kafkas hümanizmasının aydınlık yüzü olarak ilk onun adı geliyor aklıma.

Kültür ve kimliğimizin dünyaya açılan penceresinin kimin adını taşıyacağına karar vermek ciddi bir konu. Bu süreçte Kafkasya tahayyüllerimiz belirleyici olur. Evet, nasıl bir Kafkasya istiyoruz? Dünyanın Kafkasya’yı nasıl algılamasını diliyoruz?

Benim seçimim “barış, ilerleme, hümanizma” gibi değerlerden yana olur. Ama bilirim ki Dağlı kültüründe “martial” yan baskındır. Yine bilirim ki Jabağı, felsefi derinliği olan tek “sivik” (civic) örnektir.

Jabağı’nın tek artısı, bu değildir elbette. Bundan fazlasına ihtiyaç var. “Fazlası” da şudur: Jabağı, Dağlı halkların dünyasının faylarını törpüleyen bir figürdür. Âdet-din, seküler-İslamcı, bağımsızcılık-uzlaşmacılık yakıcı referanslarımızdır. Oysa bu “zıtlıklar” Soğuk Savaş’ın tortularıdır. Mesela dindarlığı veya Dağlı dayanışmasını “sağcı” ilan etmenin mantığı nedir? Soğuk Savaş, Şamil gerçekliğinden bir “gerici”, bir de “Kafkas Türkü” yarattı. Bu, sağı da solu da indirgemecilikten beslenen bir “Siyam İkizi”ydi.

Jabağı sembolizması dünyaya bakmakla kalmıyor, bize de ayna tutuyor. Farkında mısınız, aslında bir profil tanımlamaya çabalıyoruz. Bu profil, makul çoğunluğa egemen olan eğilimlerin toplamıdır. Anılan eğilimler tarihsel damarlar olarak (1) Birleşik Kafkasyacılık suretinde seküler ve İslami yorumlar; (2) Dönüşçülük suretinde milliyetçilik; (3) Sosyalizmdir. Bir de özerk aktörler olarak Çerkesyacı ve İslami akımlar var.

Jabağı en müdahale edilmemiş, en “steril” haliyle bile bu damarlar ve akımlarla üst üste binebiliyor. İşte reformcu Jabağı… Çerkes Jabağı… Dindar Jabağı… Dini öğretilerle xabze’yi bağdaştırmaya çalışan Jabağı… “İki deniz arasında tek devlet olur” diyen Prens Kaytuko Aslanbek’i yetiştiren Jabağı.

Halbuki Soğuk Savaş ezberlerimiz, yukarıdaki kimliklerin yan yana duramayacağını vazeder, değil mi? Oysa Jabağı portresi farklı kümelerin örtüştüğü bir kesişimsellik fotoğrafı değil; bir bütünsellik tablosudur. Bir “aydınlanma” gerekiyor yalnızca.

Jabağı “tercihi”, bu bütünsel tabloyu bilince çıkarmaya adaydır.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Analiz: Güney Afrika: “Gökkuşağı Ulusu”

Güney Afrika kendini “Gökkuşağı Ulusu” olarak tanımlıyor. Buna paralel olarak, gökkuşağı dünyası kurulması gerekliliğine inanıyor. Uluslararası örgütler eliyle kurulacağı öngörülen gökkuşağı dünyasında, ülkelerin seçeneklere sahip...

Çerkesleşme pedagojisi

Bu toprakların en büyük sorunu otoriteye itaatin kutsallaştırılması, devamında ise tektipleştirmenin kanıksanmasıdır. Bu yüzden, medeniyetler beşiği olan bu diyar medeniyetler mezarlığı olmaktan kurtulamıyor. Oysa...

ANALİZ: “Gerçek Ermenistan” neyi teklif ediyor?

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, 2025 yılının şubat ayında “Gerçek Ermenistan” konseptini ulusa tanıttı. Konsept, tahmin edileceği gibi ülke içinde ve dışında büyük tartışma yarattı. Paşinyan’ın önerilerini...

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img