Kurnaz Tilki ve Ortakları*

0
13

Anlatıldığına göre, bir zamanlar "Becejıy" denilen kurnaz bir tilki varmış. Çalışmayı hiç sevmezmiş.
Becejıy düşünmüş, taşınmış, sonunda bir “çözüm” bulmuş. Doğruca Kurt’a gitmiş: “Kurt” demiş, “Kış boyunca zorluk çekiyor, çoğu gün aç yatıyoruz. Şimdi bir çıkış yolu buldum. Güvenilir birini bulursam açıklayabilirim bu sırrımı.”
 “Becejıy” demiş Kurt. “Ben yabancın mıyım, sırrını bana söyleyebilirsin, kimseye bildirmem. Kurtar bizi bu dertten.”
Tilki başlamış anlatmaya… “Görüyor musun şu dağ eteğini? Bomboş duruyor, birleşip ekebiliriz. Ürünü bir yere depolar, kışın da yeriz.”
Plan Kurt’un aklına yatmış: “Peki, tarlayı nasıl süreceğiz?” demiş.
 “Domuzu da yanımıza alırsak bu iş tamamdır” demiş Becejıy.
Birlikte domuzun yanına varmışlar. Konuyu ona da açmışlar. Komşu Ayı da katılmaya karar vermiş bu ortaklığa. Aralarında iş bölümü yapmışlar:
 “Köylünün ambarından tohumluk buğdayı çalıp ben getiririm” demiş Kurt.
 “Tarlayı sürmek de Kurt’la Domuz’un, ekme işi de Ayı’nın olsun!” demiş Becejıy de. “Ekme işi bittiğinde bal toplarsın” demiş Becejıy Ayı’ya dönerek.
Kurt gece köye gidip çiftçinin ambarından çalıp getirmiş buğdayı. Domuz’u çifte koşmuşlar, sapanı Kurt tutmuş, Ayı da tohumu serperek toprağa ekmiş.
Becejıy ise, sırtını dağa yaslamış, bacak bacak üstüne atmış, yapılanları izlermiş.
Neden sonra diğerleri uyanmış:
 “Her birimiz bir şeyler yapıyoruz, peki sen ne yapıyorsun?” diye sormuş Kurt.
 “Ohoo!” demiş Becejıy. “Ne sanıyorsunuz? Köylüler ne diye ekmiyorlar bu yeri? Çünkü bu dağ her an kayabilir. Nankör olmayın. Kaymasın diye sırtımı dağa dayadım, canımı ortaya koydum, sizi korumak için”…
Utanmışlar, bu “özverisinden” ötürü Becejıy’den özür dilemişler.
Sonuç olarak, tarla ekilip biçilmiş, ortak ambar buğday, Ayı’nın getirdiği bal, Kurt’un avladığı kurutulmuş etlerle dolmuş. Ama birbirlerine güvenmediklerinden, birlikte barındıkları mağaradan çıkıp, habersiz ambara gitmemeyi kararlaştırmışlar.
Her akşam buğdaydan öğütüp ekmek yapıyorlar, Kurt’un avlayıp getirdiği etleri de pişirip birlikte yiyip yaşıyorlarmış.
Ama, Becejıy’ın canı bal istemiş. Tam o ara ormandan bir ses gelmiş. Bunun üzerine Becejıy: “Beni çağırıyorlar” diye dışarı fırlamış.
Tilki doğruca ambara koşmuş, açmış bal dolu fıçının kapağını, bir güzel doyurmuş karnını. Biraz dolanıp yediğini sindirdikten sonra da geri dönmüş. “Kimmiş seni çağıran?” diye sormuşlar arkadaşları.
 “Dayıoğlumun çocuğu olmuş da adını koymam için çağırmışlar” demiş Becejıy de.
“Hayırlı olsun. Peki, ne ad verdin çocuğa?” diye sormuş Kurt.
“Yedim’ adını koydum” demiş Tilki.
Ertesi akşam yine canı bal çeken Becejıy, bir ses duyulması üzerine, “Çağırıyorlar beni” diye dışarı çıkmış, karnını balla bir güzelce doyurduktan sonra, gezinip dönmüş.
 “Niye çağırmışlar seni?” diye yine merakla sormuş arkadaşları.
“Amcaoğlumun bir oğlu oldu da adını koy diye çağırdılar” diye yanıtlamış Tilki de.
“Peki, ne ad koydun?” diye sormuşlar.
Becejiy de “‘Doydum’ adını koydum” demiş.
Üçüncü akşam yine Tilki “Beni çağırıyorlar” diye gitmiş, balın tamamını bitirdikten sonra, fıçının içine pisliğini bir güzel boşaltıp dönmüş.
 “Bu kez seni niye çağımışlar?” diye sormuşlar.
“Teyzemin bir kızı oldu da adını koymam için çağırdılar” demiş Tilki.
“Peki, ne ad koydun?” demiş Kurt.
“‘Bitirdim’ adını koydum” demiş Becejıy de.
Hemen ardından,Kurt:
“Yahu!..” demiş, “Hep aynı şeyleri yiyip mi duracağız! Domuz, git de biraz bal getir bize, ağzımız tatlansın!” demiş.
Domuz, ambara gitmiş, kapağı kaldırıp tabağını doldurmuş, tatmak için bir parça almış, ama:
“Vıv,vıv…” diyerek tabağı fırlatıp attığı gibi soluğu doğruca arkadaşlarının yanında almış ve:
“Fıçıdaki bal değil, pislik” demiş.
Bunun üzerine, “Domuz baldan ne anlar?” diyerek Kurt’un kendisi gitmiş ambara, ama hemen ters yüz geri dönmüş.
“Balı toplayan da, getiren de benim, siz ne anlarsınız baldan? En iyi cinsinden bir bal o” diyerek Ayı da gitmiş. Bakmış, ama fıçıdakinin bal değil pislik olduğunu görmüş.
Her biri “Ben yemedim” diye yemin etmiş, ama Kurt inanmamış:
“Balı bizden biri yemiştir. Bu muhakkak. Bulması da kolay. Bu gece kimse dışarı çıkmayacak. Kim pislerse, balı o yemiştir. Ben de gereğini yaparım!” demiş.
Yatıp mışıl mışıl uyumaya başlamışlar. Çünkü, Becejıy dışındakiler rahatmışlar. Derken Tilki sıkışmaya başlamış, “Dışarı çıkarsam yakayı ele veririm” diye bir süre dayanmış. Ama giderek dayanamaz olmuş. Ardından çaresiz sürüne sürüne Domuz’un gerisine doğru sesizce kaymış, pisliğini de oraya boşaltmış. Sonra da:
 “Hey,kalkın!” diye bağırmış, “Domuz pisledi, balı yiyen o.”
Hepsi uyanmış. Domuz bir bakmış ki, yattığı yer pislik içinde. Derdini anlatıp kendisini savunacak vakit değilmiş. Ok gibi fırlayıp kaçmaya başlamış. Kurt’la Ayı da peşine düşmüşler…
Onlar Domuz’u kovalaya dursunlar, bu arada Becejıy de ambarda ne kaldıysa yuvasına taşıyıp doldurmuş.
O kış hepsi açlık çekmiş, ama Kurnaz Tilki hiç çekmemiş.
Anlatan:İzzet Aydemir
Derleyen:Cevdet Hapi
*(Bu Adıge masalını, değerli ağabeyim Adıge yazarı İzzet Aydemir (Çuşha – “Tsuche”-1925-2005), 1971 yılında Ankara’daki evinde, bazı masal derlemelerime bir katkı olmak üzere bana anlatmıştı. Kendisini rahmetle anıyorum.C.Y.)
 

Sayı : 2006 10

Yayınlanma Tarihi: 2006-10-01 00:00:00