Guser Fahrettin Abatay: Bir Adige Mevlithan ve Kompozitör

0
8

(Röportajdan kısaltılarak alınmıştır)

F. Abatay: 1934 yılında Balıkesir ili Susurluk ilçesinin Demirkapı köyünde doğdum. Şapsığların Guser (Гусэр) ailesindenim. Dini ve din dışı (ladin) musiki eğitimi aldım. İstanbul’da 7 yıl mevlithan olarak çalıştım. Ağır bir hastalık geçirince mevlithanlığı bırakıp kuyumculuk işine başladım, ancak hastalığım ilerledi ve peş peşe ameliyatlar geçirdim. Sonunda İstanbul’dan Bandırma’ya geldim. Ekonomik zorluklar sonucu kuyumculuğu bıraktım ve bir süre gümüş işi ile uğraşmak zorunda kaldım. Bir dostumun öneri ve desteği ile hac malzemeleri ticaretine başladım. Bu işte çalışıyorum. Çocuklarımın hepsinin yüksek öğrenim görmelerini sağladım ve hepsini evlendirdim.

1998 yılına değin bir Adigece mevlit olduğunu ve bazı yerlerde okunmakta olduğunu öylesine duyuyordum, ama ötesini bilmiyordum. 1998 yılında Gönen’in Bayramiç köyünden tanıdık bir hemşehrim Arap harfleri ile yazılmış bir mevlit getirdi. “Bu kitapçık, basım parası zar zor bulunup ilkin 500 adet olarak bastırılmış olan Adigece mevlidin özgün bir nüshasıdır” dedi ve kitabı bana verdi.

Eski yazı biliyordum. Kitabın sonunda bir Adige alfabesi ve okuma kılavuzu da vardı. Bu yoldan mevlidi bir yıl içinde okumayı başardım, ama makamını bilmiyordum. Şansım varmış, dükkanımı ziyarete gelen Gönen’in gencecik müftüsü Turgut beye Adigece mevlidi göstermişim. “Ooo, Düzce’de bu mevlit okunur, hoca mektebinde bu mevlidi okuyanlardan biri de bendim” diyerek, yanımda mevlidi kadın ve erkek makamlarıyla Adigece olarak okumaya başladı. Ben de bu iki makamı tanımış oldum.

Eskiden söylenmiş Adigece makamlar modern anlamda günün gereksinimlerini karşılayamıyorlardı. Ben ünlü bestekar Sadettin Kaynak’ın öğrencisiyim ve müzik eğitimi almış biriyim. Bütün makamları biliyorum. Adigece mevlit öyle yazılmış ki, aslında onu bir makamda okumak olanaklı değildi, çelişkili durumlar vardı ve öylesine okunuyordu. Adigece mevlide 25 makamdan ancak 14’ünü kabul ettirebildim ve bu 14 makamı mevlide uyguladım.

Shapsughca ve Osmanlıca’yı, ayrıca makamları bilmem ve bir de mevlithan olmam, sonuca ulaşmamı sağladı.  
İki yıllık bir uğraştan sonra mevlidi önce kasete aldım. Kasedi hocam Sadettin Kaynak’ın öğrencisi olan ve öğrenciliğinden beri arkadaşım olan değerli bestekar Amir Ateş’e dinlettim. Amir Ateş benim bestemi beğendi ve o da mevlidde 14 makam bulunduğunu ve mevliti zenginleştirmiş olduğumu hemen saptadı. Ardından çoğaltma arayışı içine girdim. Yayıncılar resmi izin gerektiğini söylediler. İstanbul Müftülüğü’ne başvurdum, orada tanıdık Adige görevliler de vardı, mevlidi dinlediler, “Çerkesçe mevlitten ibarettir, politik yanı yoktur ve basılmasında bir sakınca yoktur” biçiminde bir yazı verdiler. Bu yazıyla Kültür Bakanlığından da izin aldım ve böylece mevlidi iki kaset halinde İhlas yayıncılığa bastırdım.

Sayı : 2009 03

Yayınlanma Tarihi: 2009-03-01 00:00:00