Adıgey Kültür Bakanı Çemişo Ğazi Türkiye’de

0
9
Tarih yeniden mi yazılıyor, Yanlış yolda mıyız?

Bir akşam üstüydü.
Ankara’da, Kaf-Fed binasında bir hareketlenme oluştu. Genç, yaşlı, çocuk bütün insanlar üst kata doğru yöneldiler. Her zamankinden sessizce yerlerine oturup beklemeye başladılar. Az sonra 5-6 kişi belirdi kapıda, ardından hızla masaya ilerlediler. Önde Çemiso Ğazi (Adıgey Cumhuriyeti –AC- Kültür Bakanı), arkada AC delegasyonundan Asker Sohta, onun arkasında Rusya Federasyonu (RF) Başkatibi Valeri I. Golovkin ve KafFed Başkanı Cihan Candemir salona girdiler ve masaya oturdular. Adıgece selamlaştıktan sonra Kültür Bakanı geliş amaçlarını ve ziyaret ettikleri yerleri anlattı.
Türkiye’deki Çerkesler’le kültürel ilişki kurmak istediklerini, bunun bir devlet projesi olduğunu, RF’nin bu iş için bir temsilci görevlendirdiğini, Adıgece’nin yeniden var edilmesi için AC’de kitaplar bastırılmaya başlandığını, bu kitapların Türkiye’ye gönderileceğini, gerekirse eğitim-öğretim için öğretmen de göndereceklerini, Türkiye’deki üniversitelerle işbirliği yapıp Çerkes kürsüleri oluşturacaklarını, RF’deki üniversitelerle kürsü takası yapacaklarını, karşılıklı gençlik gezileri düzenleneceğini, AC’ye giden genç ve çocuklara dil öğretileceğini ve konaklama gibi masrafların karşılanacağını, tam bir kültürel işbirliği yapılacağını söyledi. RF temsilcisi de bütün bunlar için gerekli desteği vereceklerini, kendisinin bu amaçla görevlendirildiğini, AC Üniversitesine Türkiye’den öğrenci alınması için uğraşacağını, Türkçe olarak anlattı…
Düşündüm de; bir tarafta atalarımızı son üç beş kişi kalıncaya kadar öldüren, kalanları sürgün eden Ruslar’ın torunları ile sürdükleri Çerkesler’in torunları aynı çatı altında Çerkes kültürünü korumayı, Çerkes ulusunu var etmenin usul ve esaslarını tartışıyorlar…
Ne diyelim?
1. ‘Düşmanınız sizi övüyorsa bil ki yanlış yoldasınız’ diyenler mi haklı?
2. ‘Yaşasın barış’, ‘Barış hemen şimdi’ diyenler mi haklı?
3. ‘Tarih yeniden yazılıyor’ diye yorumlayanlar mı haklı?
4. ‘Tarih, tarihsel koşullar içinde değerlendirilmeli’ diyenler mi haklı?
5. ‘Bu ateş döner bir gün sizi de yakar’ diyenler mi haklı?
6. ‘Bunlar globalizmin getirdikleri’ diyenler mi haklı?
7. ‘ABD’nin BOP projesine karşı Rus-Kafkas işbirliği’ diyenler mi haklı?
8. ‘Varlığımızı korumak için Ruslarla işbirliği şart’ diyenler mi haklı?
Tartışalım…
Ahmet Cevat Benk, Ankara
***
Diyasporanın Soçi Olimpiyatları konusunda ikna edilmesi çalışmaları mı? Bilindiği gibi 2010 yılında Rusya Federasyonu (RF), yurtdışında yaşayan soydaşlar için çıkarılmış olan kapsamını genişletti. Yasa kapsamına bizim Cumhuriyetler de dahil oldu. Yani Federal Cumhuriyetlerde yaşayan RF yurttaşları ile soydaşlık ilişkisinde bulunan herkes bu yasadan faydalanabilecek. Örneğin ben de bu bağlamda, Adıgey Cumhuriyeti (AC) ile olan soydaşlık ilişkim gereği, bu yasanın kapsamına giriyorum. Bu yurttaşların kimler olduğunu da, diyasporalardaki örgütler belirlemiş olacak. Bu durum, diyaspora örgütlerinin gelecek günlerde daha aktif roller üstleneceği anlamına geliyor.
 Bursa Kafkas Derneği olan ismimizi değiştirdiğimiz ve Bursa Çerkes Kültür Derneği ismini aldığımız kongreden bir hafta sonra Güney Marmara Dernekleri Bölge Toplantısı yapıldı. Koordinatör Dernek Bursa’nın ev sahipliğinde yapılan toplantıya, Krasnodar Adıge Xase yöneticisi Sohta Asker, Cumhurbaşkanı özel temsilcisi olarak katıldı. Toplantıda, dernek temsilcilerine yeni yasadan bahsetti, nasıl faydalanabileceğimizi anlattı, RF’nin olanaklarına ve bizim anavatanla kuracağımız ilişkilerdeki önemine dikkat çekti.
Kafkasya çok geniş bir coğrafya ve birçok ülkeyi kapsadığı için, derneğimizin adındaki Çerkes adının, Moskova nezdindeki temsiliyette önemli olduğunun altını özellikle çizdi. Ve toplantıya katılan dernek başkan yöneticilerini, bu yasadan faydalanmak üzere RF büyükelçiliğine başvuru yapmaya davet etti.. 
Güney Marmara Dernekleri üzerinden başlayan; Düzce, Adapazarı, İstanbul (Bahçelievler), Samsun, Kayseri derneklerinin de federasyon aracılığı ile dahil olduğu başvurular RF büyükelçiliğine yapıldı. Başvuruda Türkiyeli Çerkesler olarak, ‘federal yasanın kapsamının genişletilmesinden memnun olduğumuzu, taleplerimizi iletmek üzere AC’den bir resmi yetkilinin bizlerle temas kurmasını’ istedik. Özetle, ‘RF’de bu amaçla ayrılmış olan fondan, Çerkes diyasporası olarak faydalanmak istiyoruz’ dedik.
Şu anda Türkiye’de olan heyet, aslında İnegöl Belediyesi’nin resmi konuğu. Tahtamukay ile İnegöl kardeş şehir oldukları için, karşılıklı ziyaretlerde bulunmuşlar ve bir süre önce AC Ekonomi Bakanı, İnegöl Belediye Başkanı’na resmi bir ziyarette bulunmak istediğini belirten bir mektubu, Aralık ayında göndermişti. Ayrıca bu ziyaret, AC’nin 2011-2014 yılları arası diyaspora ile ortak projelerin yer aldığı programda da vardı. Yine bu programda, İstanbul’daki Turizm Fuarına katılmak da yer alıyordu.
Sonradan bu programa, vatandaşlık başvurusunda bulunan derneklerle görüşmek üzere Kültür Bakanı Çemişo Gazi dahil oldu.
Bizim bölgede, İnegöl ticari ilişkilere, Bursa kültürel çalışmalara ev sahipliği yaptı.
Toplantıda Kültür Bakanı’na sorunlarımızı anlattık, taleplerimizi dile getirdik. Diyasporaya yönelik dil öğrenimi için yeni bir müfredat, öğretmen yetiştirilmesi, Türkiye’ye dil – dans – el sanatları hocalarının gönderilmesi, burslu öğrenci için kontenjan (nasıl dolduracağımız ayrı konu), AC’den Türkiye’ye sosyolog ve tarihçi gibi akademisyenlerin gelerek gençlere yönelik organizasyonlarda eğitici olarak yer alması gibi taleplerimizi iletirken bunların mali kaynağını da RF’den talep etmiş olduk. Zaten RF’ye yaptığımız başvuruda da bize, taleplerimizle ilgilenmek üzere bir elçilik yetkilisi atandığını söylemişlerdi. ‘Her şeyin başı demokrasi ve insan hakları, siz RF’de, biz burada bunun mücadelesini vermeliyiz’ diye de ekledik.
Bu toplantının ikincisi Ankara’da yapıldı. İstanbul ve Samsun’da da yapılacak.
Bu aktardığım fiili durum.
Bir de ‘bütün bunlar neden oluyor?’ sorusu var tabi ki.
Birden bire ne oldu da RF bizi bu kadar sevmeye başladı.
Aslında AC’nin yaptığı programın tarih aralığı, yani 2011-2014 yılları açıkça 2014 Soçi olimpiyatlarına işaret ediyor. Zaten yukarıda bahsettiğim programlarına da koymuşlar, ‘diyaspora’nın Soçi konusunda ikna edilmesi’ diye çok açık bir madde var.
Kamuoyunun çok yakından takip ettiği üzere, Amerika Gürcistan üzerinden Çerkes soykırımını tanıma manevraları yapıyor, ‘Soçi Olimpiyatları sizin tarihi topraklarınızda olacak, izin vermeyin’ diyor, gençler Maykop sokaklarında ‘No Soçi’ yazan tişörtlerle gezmeye başlıyor. Diğer yanda RF’nin Kafkasya kökenli terörden çok fazla korktuğu biliniyor, Kabardey artık boşanmış bir zemberek misali…
Bütün bunlar karşısında RF, bölgesel yapılanma diyerek AC’yi diğer Kuzey Kafkasya Cumhuriyetlerinden ayırıyor, bölgenin başına bir Rus’u getiriyor, soydaşlar yasasının kapsamını genişletiyor, ‘alın size öğretmen, kitap, kültürel etkinlik; parası bizdeki fonlardan’ diyor, ‘yaşadığınız yerlerde Çerkes Kültür Merkezleri kurun, destekleyelim’ diyor. ‘Gidin diyaspora örgütlerinizle görüşün, taleplerinizi iletin, yapalım. Planlayın, planınız 2014 yılına kadar devam etsin’ diyor. Sonrası… Bizim karnemize bağlı belki de.
Sonuçta Bursa Derneği bu projede rol almış oldu, hayat devam ederken olayların dışında kalmak mümkün olamıyor. Bu hikayeyi pek çok yönüyle tartışabiliriz. Şöyle bir düşündüğüm zaman, Ahmet Cevat Benk’in ‘Kim haklı?’ diye sorduğu soruların hepsinde haklılık payı var.
Bu konunun tartışılması son derece iyi olacaktır.
Filiz Çelik, Bursa

Sayı : 2011 02

Yayınlanma Tarihi: 2011-02-01 00:00:00